26 Kasım 2007 Pazartesi

GÜYEDER - Çanakkale Güvercin Yetiştiricileri Derneği

Çanakkale Güvercin Yetiştiricileri Derneği (GÜYEDER) Türkiye’nin dört bir yanından gelecek güvercin severler ile bir açılış gerçekleştirecek.
Çanakkale ve çevre illerden gelen yüzlerce güvercin severlerin birleşme ve kaynaşma yeri olan GÜYEDER Çanakkale de bu günlerde dernek açılışı yapmaya hazırlanıyor. 27 Ekim 2007 tarihinde Türkiye’nin bir çok ilinden gelen güvercin severler Çanakkale’de buluşacak. Değişik cinste ve birbirinden değerli güvercinlerinde getirileceği açılışın oldukça renkli geçmesi bekleniyor. GÜYEDER üyelerinden Müjdat Yılmaz, “Bu işin çok fedakârlık ve zaman alıyor. Yeri geldiğinde oğlum Eren’e güvercinlere ayırdığım zamanı ayıramıyorum. Uzun yıllar bu işi zevkle sürdüreceğim” dedi. Öte yandan Beysan Taştan’da 34 yıldır güvercin sevdasıyla bu işe gönün verdiğini ve sayısız yarışmalara ve derneklere giderek bu merakını sürdürdüğünü dile getirdi.

GÜYEDER yarışma zinciri kuracak

ÇANAKKALE’ de 9 yıl önce kurulan Güvercin Yetiştiricileri Derneği (GÜYEDER) hobiden öteye gidemeyen Güvercin sevgisinin yarışmalarla geniş bir kitleye yayılması için bir dizi çalışma başlattı.

GÜYEDER başkanı Şükrü Ercan Törpü “Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız kongre ile yeni bir yönetimle göreve başladık. İlk ziyaretimizi de Çanakkale Belediye başkanlık makamına yaptık. Başkan yardımcısı

Murat Firidinoğlu
Sayın başkan Ülgür Gökhan adına bizi ağırladı.

Çanakkale belediyesinin bize gösterdiği ilgi, hedefimiz olan dernek faaliyetlerini ses getirecek düzeye taşımak amacımıza güç verdi. Bu nedenden dolayı Belediyemizin tüm yetkililerine teşükkür ediyoruz. “ dedi.

GÜYEDER başkanı Törpü, “Dünyada bir dönem iletişim ağı kuran Posta güvercinleri sayesinde haberleşen insanoğlu, şimdi bu önemli türe olan sevgisini kurduğu derneklerle gösteriyor. Çanakkale’de her vatandaşımızın hayatının bir bölümlünde Güvercine ilgi gösterdiğini varsayacak olursak, derneğimizin planladığı etkinliklere olan ilginin yoğun olacağından kuşkumuz yok. Onlarca çeşit Güvercin türünün marifetlerini görsel ve yazılı basın sayesinde tüm Dünyayla paylaşmak için derneğimiz en güzel Güvercin türünden en marifetlisine ve en iyi taklacısına kadar çeşitli yarışmalar düzenleyecek” dedi.

Dernek faaliyetlerinin kısa sürede hayata geçirilmesi için bir lokale ihtiyaç duyduklarını anlatan GÜYEDER başkanı Törpü, “ Her sivil toplum kuruluşunun sorunu haline gelen Dernek lokali problemini bizde yaşıyoruz. Bu konuda Çanakkale belediyesinin yardımına ihtiyacımız var. Kentimizde yüzlerce insanımız Güvercin yetiştiriciliğini sadece hobi olarak yürütmekten rahatsız. Çünkü son derece marifetli kuşlarının becerilerini artık yaraşmalarda halkla paylaşmak istiyorlar. ” dedi.
--------------
Arşivlerden Güyeder Hakkında Bir Forum Mesajı;
Sevgili güvercin severler Çanakkale güyeder olarak 21-22 ocak 2006 tarihinde birinci kanatlı hayvanlar festivali yapıyoruz.tüm camianın festivalimizi onurlandırmasını bekliyoruz.
İRTİBAT TEL:
Çanakkale GÜYEDER Başkanı
Levent Öner 0535 576 53 23
Yönetim kurulu
Gözüm Ali 0535 494 34 49
Muharrem Aycan 0542 324 53 77

Güvercinlerde Salmonella (Tifo) Hastalığı

Salmonella (Tifo) Hastalığı
Bu hastalık güvercinler arasında ölümlerin en çok yaşandığı bulaşıcı bakteriyal hastalıklardan birisidir.

Patojen
Bakteri 1 ya da daha fazla yıl çevrede bulaşıcı olma özelliğini korur.

Salmonella Hastalığının Yayılımı

-Hastalığın içerdiği güvercin tozu
-Besin kirliliği (böcek, fare vb.)
-Yemlik ve sulukların kirli olması
-Çiftleşme ve gaga teması
-Yumurtaya geçme
-Hasta güvercinin yavru beslemesi
-Kronik taşıyıcılar: Salmonella enfeksiyonundan kurtularak iyileşmiş görünen güvercinler düzensiz aralıklarla hastalığı saçarlar.

Salmonella Hastalığının Belirtileri

Salmonella Hastalığının Akut Hali:
Genellikle genç kuşları etkiler.
Yeşil, sümüksü, yumuşak dışkı; karaciğer, böbrek, dalak enfekte olduğunda büyüme geriliği olur. Aşırı zayıflama ve bazı vakalarda da ölüm gerçekleşir.
Enfekte olan embriyonlar yumurta halindeyken ya da doğduktan birkaç gün sonra ölürler.

Salmonella Hastalığının Kronik Hali:
Genellikle kart kuşları etkiler.
İltihaplanma, eklem yerlerinde kalınlaşmaya neden olur. Özellikle dirsek, kanat ve bacak eklemlerinde, denge bozukluğu ve boynun yatmasına sebep olur.

Salmonella Hastalığının Tedavisi

Sözü edilen semptomların belirmesi durumunda chloramphenicol-N tedavisine başlanmalıdır.
Bazı durumlarda bakteriyolojik muayene sonuçları elde edildiğinde tedaviye ampicilin-t ile değiştirmek gerekir. Tedavi tek tek değil bütün kuşlarda olmalıdır.
Tedaviye başlamadan önce ciddi biçimde enfekte olmuş kuşları diğerlerinden ayırın. Çünkü onların iyileşmeleri muhtemel değildir.

Salmonella Hastalığının Tanımı

Organ örnekleri ve dışkı örneklerinden oluşan bakteriyolojik muayene ile olur.

Benzer Durumlar

Paramyxovirüs, ornithosis, cocidiosis, solucan salgını, trichomoniosis.

Salmonella dışkılarında patalojik değişiklikler. Dışkı sulu olur, beyaz parçacıklar içerir.

Guvercinlere uygulanacak aşılar
Salmonelle (kanat-ayak tutulmaları)
PMV (sallabaş)
Pox (çiçek)

Hastalıkları ile karşılaşmak istemiyorsak bu hastalıklara kaşı guvercinler aşılanmalı.
Guvercinlerde karma aşı yerine, yalnızca 1 hastalığa karşı etkili olan aşı kullanılmalı, örneğin pmv ve pox aşısını karma halde uygulamak yerine , pmv ve pox aşıları ayrı ayrı uygulanmalı.
Önemli bir konu daha , guvercinler çok sağlıklı oldukları anda aşılanmalı.
Hasta kuşların aşılanması bünyelerinin, zayıf düşmesine,dolayısıyla ölmelerine dahi neden olabilir.
Aşı, uzmanı tarafından uygulanmalı, aksi durum hayvanların sakat kalmasına ya da ölmesine neden olabilir.
Kanadı tutulan kuşları filo uçuranlar bas teleklerden 7 7 makasla kırpar yerde bir müddet dinlendirir ve r dekort verir haftada yarım tane. Sonra o kırpıkları telekleri çeker, ellemez Bu yönetme genellikle işe yarar, bu işlemin yapıldığı kuşların çoğu, düzelerek iyileşir. ve tekrar uçmaya başlarlar.Yavru güvercinlerde ayak felç gibi oluyorsa bu muhtemelen samonella hastalığıdır. Bu hastalık bulaşıcıdır ve hastalanan kuş tasıyıcıdır kuş virüslüdür.

23 Kasım 2007 Cuma

Güvercin Beslemek Özet

GÜVERCİNCİ DEYİMLERİ
Tutakçı: Yabancı bekleyen

Yabancı: Acemi veya kümesini kaybetmiş güvercin

Telli: Kuyruğu elifli.

Gama: Kanat baş teleklerinde farklı olan renk.

Pet rengi: Pıhtılaşmış kan rengi

Dağlı: Dağlanmış et rengi.

Mor: Koyu mavi, kınalı mavi.

Basra: Düz renk üzerinde görülebilen koyu noktalar, çakmak

Gök: Güvercinlerde düz mavi renk.

Gol ak: Kanat eklemlerinde görülen şişlik

Katillik: İki farklı ırkın melezi

Kanasa: Tüy değişim dönemi...

Azanlama: Ani dış etkilerden dolayı kuşun aşırı ürkmesi, sakinleşmemesi.

Azap: Eşeysel olgunluğu artmış erkek veya dişi.

Mukluf: Yavru kızması genç erkek veya dişi.

Yasmak: Başka veya galaca kuşun beyaz başını renkli bir hattın gagadan geriye doğru kesmesi.

Sakar: Başka veya galaca kuşların gözlerinden üzerinin beyaz olması.

Yamali: Düz beyaz kuşun ense kökünde başka renk bulunması

Şebere: Gövdenin düz renk, kanat uçları ve kuyruğun beyaz olması

Yan kap: Gövdenin beyaz, yalnızca tek kanatta renk olması

Ciba: Gövdenin beyaz, kanat ve kuyruğun aynı renk olması

Çeşit göz. Göz renklerinin birbirinden farklı olma durumu.

Kıçüstü: Kuyruk üstü yağ bezesi

Pis burun: Beyaz gaga ucunda bulunan leke.

Maya: Ebeveyn kuşların yavrularına ilk hafta verdikleri kuşsütü

Kırkmak: Uçmayı önlemek için kanat baş teleklerinin makasla yarıdan kesilmesi.

Yoluk: Kanat baş teleklerinin çekilmesi.

Kırıklamak: Uçan kuşa pırıltı göstermek.

Sökgün: Arka arkaya uçabilecek kadar antrenmanlı, uçmaya iştahlı kuş.

Sinek-fırlak-gıpgıp: Havada nokta olma yüksekliği.

Uçkun: Kümese demirbaş olmuş sürekli uçurulan kuş.

Tutuşmak: İki kuşçunun birbirlerinin kuşunu tutup geri vermemesi.

Alay: Uçurulan filo.

Sokarık: Ebeveyn kuşların yavrularına bakma hali.

Eşbah: Eşine çok bağlı ve sürekli öten erkek kuş.

Ense: Yumurta koymak üzere olan dişi kuşu erkek kuşun takip etmesi, kovalaması.

Yelli: Çok kolay uçuşa gecen ürkekçe duran kuş.

Harın: Yağlanmış veya uçurulmayarak hantal bırakılmış kuş.

Yemine Yörük: Yem yediği kümese hemen bağlanan kuş

Etkelle: Kendi kümesinden başka kümeslere çok rahat meyil eden kuş

KÜMES BAKIMI

Güvercinlerin sağlığı için birincil derecede önemli olan konu kümes bakımıdır. Bu neden le.

Kümes büyüklüğünün kuşlar için yeterli olup olmadığına dikkat edilmeli

Kümeste temiz hava cereyanına imkân verecek büyüklükte havalandırma boşlukları bulundurulmalıdır. Kümes içindeki hava ne kuru nede aşırı nemli olmalıdır.

Kümes tabanının ve tüneklerin ıslak kalması mantar ve küflerin kolaylıkla üremesine neden olacağından kümes tabanının kuru kalması sağlanmalıdır.

Kümes sık aralıklarla temizlenmelidir. Burada belirtmek istediğim önemli bir konu uzun süre temizlenmeyen ve kapalı kalan kümeslerde hayvanların dışkılarından kaynaklanan amonyak gazı oluşumudur. Bu gaz kümesde ki hayvanların ihtiyacı olan temiz havayı kirleterek özellikle yavru mevsimlerinde yumurta içinde yavru ölümlerine sebep olmaktadır. Ayrıca kuşların gözlerinde görülen sulanmada gene bu gazdan kaynaklanabilir


GÜVERCİN BESLENMESİ

Güvercinlerin ömürleri 10 -18 yıl olup en verimli dönemleri 2 -8 yaş arasındadır. Canlı ağırlıkları ise 0,4 -0,6 kg aralığındadır. Güvercinlere verilecek yem miktarı yaklaşık canlı ağırlığın %10' u olup ortalama 40–50 gr arasındadır. Yemleme bir öğün olup akşamları yapılır. Farklı güvercin ırkları aynı sürede yemi tüketemediklerinden bunların ayrı yemlenmesi gerekir. Yemleme yapılırken; küçük ve az sayıda kuşun bulunduğu kümeslerde yemlik kullanılmalı, büyük ve kalabalık kümeslerde ise yemleme yapılan alanın temizliğine dikkat edilmelidir. Yem kümes tabanına doğrudan atıldığında hastalık taşıyan kuşların dışkılarının yeme bulaşmasıyla diğer hayvanlar da kolaylıkla hastalanırlar.

GÜVERCİN YEMLERİ

Yetiştirme periyodundan önce sınırlı düzeylerde verilen kenevir hızlı bir cinsiyet gelişimi sağlamaktadır. Burçak yüksek düzeyde sindirilebilir protein içerir. Çavdar ise sulu dışkılamaya neden olur. Güvercinler yemlik baklayı isteksiz tüketirken baklayı severek tüketirler. Bu hayvanlara verilen tahılların içersinde %10 düzeyinde yabani ot tohumu karışım bulunabilir.

Kış mevsiminde aşağıdaki rasyonları uygulayabilirsiniz

1) %25 arpa, %20 buğday, %15 yulaf, %15 bakla, %10 bezelye, %10 mısır ve %5 kolza veya

2) %30 mısır, %25 buğday, %20 arpa, %15 yulaf ve %10 bakladan oluşan temel rasyon verilebilir.

Çiftleşme başlangıcından önce 3. haftadan 4. haftaya kadar olan yetiştirme periyodunda ise

1) %20 mısır, %20 buğday, %20 burçak, %20 bezelye, %10 yemlik bakla ve %10 fasulye ya da

2) %45 arpa, %20 buğday, %15 burçak, %10 bezelye ve geri kalanı mısır, bakla ve yağlı tohumlardan 0luşan rasyonlar kullanılabilir.

STANDART

%50 Buğday - %20 Mısır - %20 Çılban - %10 Pirinç

DİYET

%50 Arpa - %30 Buğday - %10 Sorgum - %10 Darı

YAVRU BAKIM

%40 Buğday - %20 Mısır - %20 Çılban - %10 Ayçiçeği - %10 Darı



TÜY DEĞİŞİMİNDE GÜVERCİNLERİN BESLENMESİ

Tüy değişimi güvercinleri oldukça etkiler. Hayvanlar durgunlaşır, tüyler dökülüp yenileri çıkarken huysuz olur ve sürekli kaşınırlar. Bu dönemde banyo yaptırılarak kuşların rahatlaması sağlanmalıdır. Tüy değişiminden önce önce vitamin ilavesi (A,D,E,B5,B12) gereklidir. Ayrıca kuşlar tüy değiştirirken de rasyonlar kükürtlü amino asitler ile desteklenmelidir.Vücut dokularında önemli görevler alan proteinler tüylerin yapısında da %88 oranında yer alır.Tüy dökümü devresinde kuşların sağlığını koruyabilmek için yeterli proteini almaları sağlanmalıdır. Yemdeki yağ oranının düşük olması da tüylere parlaklık kazandır

GÜVERCİNLERDE SİNDİRİM SİSTEMİ

Kuşların ağzında diş ve yumuşak dokular yoktur, damak yarık ve serttir.Yemler ağıza alındığında çiğnenmeden depo organı olan kursağa taşınır.Ergin kuşlar yavrularını kursaktaki gıda ile beslerler.Güvercinlerin kursaklarında kursak sütü adı verilen bir sıvı bulunur.Bu sıvı kursak mukozası epitel hücrelerinin şişerek patlaması sonucu oluşur ve sadece yavruların beslendiği dönemde salgılanır.Kursağı sindirilmeden terk eden besinler bezli midede HCL ve enzimlerle sindirime uğrarlar.,

MİNERALLER

Güvercinlerin beslenmelerinin temelini yemler oluşturur fakat minerallerinde organizma için çok önemli olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kalsiyum ve fosfor bedende bulunan mineral maddelerim 3/4 ünü oluşturur. Bu elementler organizma için ilk sıradaki fizyolojik işlevleri sağlarlar. Ayrıca iskelet için de önemlidirler. Yumurta kabuğunun %98 i kalsiyumdan oluşur. Yemler kalsiyum açısından fakirdir. Kalsiyum eksikliği göğüs kemiği bozuk raşitik güvercin yavrularının doğmasına ve yumurta kabuğunun bozuk olmasına neden olur. Güvercinlere grit amacıyla; küçük taşlar kireç ve midye kabuğu ile %10 standart mineral madde karışımı, %10 ilaç otları, %5 odun kömürü, %6 balık karaciğer yağı ve balık yağı emülsiyonu,%2 kükürt çiçeği ve iz element karması ile humus ve zayıf Ca içeren silika toprağından oluşan güvercin taşı verilir. Güvercinler yediklerini hazmedebilmek için girintili-çıkıntılı bir yapıya sahip taş, çakıl parçacıklarına ihtiyaç duyarlar. Bu kesinlikle kum olmamalıdır. Çünkü ''kum'' güvercinlerin yediklerini öğütmesine sindirmesine yani besinlerden tam faydalanmasına yardımcı olamaz. Tersine, kum yuvarlak taneli olduğundan sindirim sisteminde gereksiz bir yorgunluğa neden olur ve kısa zamanda dışarı atılır. Oysa gerçek mineraller sert yapıya sahip granit parçacıkları içerir. Dahası kalsiyumca zengin istiridye kabukları ve doğrudan iskelet yapısını geliştiren dikalsiyum fosfat bu yapıyı tamamlar. Kırmızı kil de metabolizmada önemli görevler üstlenir. Sağlıklı kemik yapısı için gereklidir, ishali önler, zehirli maddeleri bağırsakta baskı altına alır, madensel tuzlar sağlar.

Bu ürünler sürekli kullanıldığında;

Yumurta verimi artar

Yumurta içinde yavru ölümleri ortadan kalkar

Sindirim sistemi iyi çalışır

Yavruların kemik yapısının gelişmesi sağlanır

Genel sıhhatte belirgin bir iyileşme görülür.

Tüyler daha parlak ve sağlıklıdır.

Son yıllarda ülkemizdeki güvercin ırklarında küçülme aslında kader değildir. Avrupa' da zaman içinde ırkların büyüdüğü gözlenmiştir. Güvercin ırklarının küçülmesinin asıl nedeni ısrarla kum kullanılması ya da piyasaya ''mineral'' diye sunulan bir takım taşların kullanılmasıdır.

VİTAMİNLER

Güvercinin yaşam koşulları düzenli olarak vitamin almaya uygun olmayabilir ve vitamin eksikliği görülebilir. Yani, düzensizlik ve doku bozukluğu olmaksızın, bir veya daha çok vitamin eksikliğinden oluşan rahatsızlıklar görülebilir. Bunlar gelişme düzensizlikleri, verimin azalması hastalıklara karşı daha az dayanıklılık, sportif randımanın azalması gibi belirtilerle ortaya çıkar. Vitamin ihtiyaçları zaman içinde değişiklik gösterir; yarışmanın yol açtığı ''stres'', büyüme hastalık, tüy değişimi gibi etmenler söz konusu olduğu zaman vitamin ihtiyacı artar. Güvercinlere gerekli olan belli başlı vitaminler şunlardır.

B1 vitamini: Yağ asitlerinin ve karbonhidratların bozulmasını sağlar. Güvercinin yüksek seviyedeki metabolizması özellikle yarış döneminde bu vitaminin ne kadar önemli olduğunu kanıtlar

D vitamini: Metabolizmanın fosfor-kalsiyum dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Raşitizmi ve göğüs kemiğinin ''S'' şeklinde bozulmasını önler

A Vitamini: Genç güvercinlerin gelişiminde gereklidir. Bulaşıcı hastalıklara ve parazitlere karşı koruyucu özelliği vardır.

E Vitamini: Kasların, sinir sisteminin iyi çalışması ve iyi yavru verimi için gereklidir.

K Vitamini: Kanamalı hastalıklara karşı kullanılır

ELEKTROLİTLER

Uzun ve zorlu bir uçuş sonrasında güvercinin metabolizmasının daha kısa sürede normal hale gelmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Ürenin, sitrik asitin ve fosforik asidin, laktik asitten ve karbonik asitten ayrılması esnasında beli başlı sodyum iyonları tüketilir. Bu durumda güvercinin sahip olduğu sodyum iyonlarının miktarı önemlidir. Uçuş sırasında meydana gelen su kayıpları da göz önünde bulundurularak yarış dönüşünde elektrolit kullanmak gereklidir. Bu enerji yüklü içecek su ve elektrolitin yeniden depolanmasını sağlar ve bazal asit dengesini canlandırır. Ayrıca güç kazanma süresi de en aza iner. Adenoviroz, paramiksoviroz gibi bazı hastalıklar sulu ishale yol açar, bunun sonucunda da önemli ölçüde tuz kaybı olur. Elektrolitler su kaybını ve madeni tuzların azalmasını önler ve iyileşmeyi hızlandırır. Sulu ishallerde tedaviye destek amacıyla da kullanılabilirler.

SARIMSAK

Sarımsak çok bilinen ve olağan üstü tedavi edici özellikleri nedeniyle kullanılan bir bitkidir. Mide salgılarını uyarır, mayalanmayı ve sindirim bozukluklarını önler, kan dolaşımını güçlendirir ve solunum yollarının korunmasını sağlar. Yetiştiricilerin çoğu güvercin için sarımsağın yararlarını bilirler ve kuşların içme sularına düzenli olarak bir diş sarımsak atarlar. Bu durumda kuşlar sarımsaktan çok az faydalanırlar. Daha etkin fayda sağlamak için sarımsak yağı ürünleri kullanılabilir. Ayrıca sarımsak yağı-bira mayası karışımı güvercinlerin sağlığı için mükemmel bir koruyucudur.

SU İHTİYACI

Kuşların su ihtiyacı günlük ve taze olarak karşılanmalı, ilaç ve vitamin eklenmiş sular da kümeste uzun süre tutulmalıdır. Güneş ışığı su içindeki vitaminleri güçlü bir şekilde etkileyeceğinden su kabının gölgede bulundurulması uygun olur. Bütün suluklar haftada bir kaç kez yıkanmalı ve fırça ile iyice temizlenmelidir.

BESLENME HASTALIKLARI

Sindirim bozukluklarının önüne geçmek için kuşların yeni yem rejimine geçişleri yavaş yavaş olmalıdır. Yüksek enerjili gıdalarla beslenme yağlanmaya neden olur. Yağlanma ise kas ve iskelet sistemi hastalıklarına, uçuş performansında gerilemeye ve özellikle dişilerde yavru ve yumurta veriminin azalmasına yol açar. Yağlanmanın tersine açlık sonucu da bazı rahatsızlıklar görülebilir. Haftalık kilo kaybı %1 'i geçmemelidir. Bozuk yem tüketimi ve yemleme alışkanlığının değiştirilmesi sonucunda basit ve hemorajik enteritis oluşur. Dehidrasyon, fazla ufalanmış taş varlığı aşırı yağlanma sonucu konstipasyon görülebilir. Kuşlara yeter miktarda ufalanmış taş verilmediğinde de tane yemler tam sindirilmeden dışkı ile dışarı atılır. Kuşlarda beslenmeye bağlı olarak görülen diğer rahatsızlıklar; özellikle yemlere fare dışkısı bulaşması sonucu görülen Salmonela ve Pastoralle, küflü yem tüketimden kaynaklanan solunum yollarında mantar oluşumları ve iyot eksikliği sonucu oluşan strumayı sayabiriz

GELİŞME ZAYIFLIĞI

Dengesiz beslenme ve enerji noksanlığı sonucu gözlenen bu olayda büyük bir kafa, ince ayaklar, soluk deri, tüylerin yönünün karışması, gecikmiş tüylenme ve dengesiz kilo alımı gözlenir. Tedavi için yeterli ve dengeli rasyonlar hazırlanmalıdır…

GÜVERCİN KÜMESLERİNDE İNSAN SAĞLIĞI

Yaygın olarak bilinen PFL, Amerikalılarında 'hypersensitivity Pneumonitis' dedikleri alerji tipi, akut ve kronik olmak üzere iki tiptir. Salmalarda 4–8 saat durulmasında yoğun bir grip, ateş, soğuk algınlığı, öksürük, kas ağrısı ve nefes darlığı meydana gelir. Doktorlar stetoskop ve röntgen aracılığıyla ciğerde bulunan anormallikleri fark edebilir. Kan testlerinde güvercin proteinlerine karşı oluşan yüksek seviyedeki antikorlar gözlenebilir. Semptomları 48 saat görülmesine rağmen bir ya da iki hafta sürebilir. Her ne kadar semptomlar kendiliğinden geçse de semptomlar hala belirginken doktora gözükmek kronik hale gelmesini önlemek için gereklidir. Kronik form ciğerlere zarar verdiğinden ciddi vakalarda ölümlere bile yol açabilirler. Başlıca semptomları; öksürük, nefes darlığı ve aşırı derecede kilo kaybıdır.

PFL ilk kez 1965 yılında literatüre girmiştir. PFL de kuş materyallerinin hastalığa sebep olduğu kanıtlanmamakla birlikte başlıca sebepler; dışkılar, tüyler ve de en önemlisi güvercin tozu ve partikülleridir

GENEL RİSK DURUMLARI

Salma temizliği: Dışkıların çoğalmalarına kesinlikle izin vermeyin. En tehlikeli partiküllerin kaynağı dışkılardır. Partiküllerin temizlenmesinde en etkili yol elektrik süpürgesidir. Makineden geçen tozun tekrar havaya yayılmasını önlemek için filtre koyun. Salmanın içini periyodik olarak yıkayın. Yıkama kuruma için güzel bir günde ve sabah yapılmalıdır.

Güvercinlerin elle tutulması: Güvercin ele alındığında partiküller de ele geçerek ağız-burun yoluyla vücudumuza girebilir. Sürü egzersiz için dışarı bırakıldığında hepsinin aynı anda kanat çırpması salmada bulunan bütün tozları kaldırmaktadır ve 10-15 dakika geçtikten sonra bile normal seviyesine dönmez. Kuşları serbest bıraktıktan sonra salma iyice havalandırılmalı ve tozlar inene kadar terk edilmelidir. Salmada kalmak zorunluluk ise mutlaka maske takılmalıdır. Tüy dönemlerinde bu gizli partiküller önemli derecede artış göstermektedir.

KİŞİSEL KORUNMA YOLLARI

Maskeler: İlk olarak 1982 yılında yapılmış, çeşitli tip ve boyutlarda kuş besleyenler için yapılmış maskeler bulunmaktadır. Maske takarken en önemli nokta yüzünüze tam oturmasıdır. Hasta maskelerini takmanın bir faydası yoktur. Aile fertlerini üzerinde taşıdığı kıyafetlerden dolayı risk altına sokmamak salma içinde için koruyucu elbise giyilmelidir. Güvercin besleyicilerinin aileleri de güvercinlerle hiç bir teması olmamasına rağmen etkilenmektedirler. Bunun sebebi yetiştiricilerin partikülleri kıyafetleriyle evlerine taşımalarıdır. Salmada giyilen kirli kıyafetler orada çıkartılmalı ve özellikle ayakkabılar için kolay çıkartılabilen koruyucular kullanılmalıdır. Partiküller cilt üzerinde de çoğalabildiklerinden eller bol su ve sabunla yıkanmalıdır.

Güvercin hareketleri: Güvercinlerin kümes içerisinde fazlaca kanat çırpmaları havada tozların daha çok yayılmasına sebep olur. Salmaların dizaynı, güvercinlerinizi yakalamaya çalıştığınızda kanat çırpıp kaçamayacakları şekilde yapılmalıdır. Kuşlarınızı kendinize alıştırmanız bu sebepten önem taşır.

Sık banyo: Kuşlarınıza salmalarınızın dışında banyo yaptırmanız önerilir. Çok fazla banyo yaptırmaya gerek yoktur. Kuşlarınız kendilerini banyo düzenine alıştırırlar. Güvercinlere yarış öncesi 3 gün banyo yaptırılmaz ki yarışta yağabilecek yağmurdan korunmak için kanatlarında yeterli balmumu olabilsin.

Güvercin sayısı: İhtiyacınızdan daha fazla kuş beslemeyin. Salmada fazla kuş daha fazla partiküllerin çoğalamasına sebep olur.

Bazı insanlarda hiçbir alerjik reaksiyon göstermemekle birlikte önlem olarak kuşlarınızla gün içinde salmalarda 40 dakikadan fazla kontak kurmamak gerekir. PFL de en büyük problem ondan nasıl korunacağını bilmektir. Daha basitleştirirsek bu (PFL) güvercinlere karşı bir alerjik reaksiyondur. Aynı kedilere, köpeklere ve belirli yiyeceklere karşı olan alerjik reaksiyon gibidir. Açık havada (meydanlar gibi) bu problemden yakınmak imkânsızdır.


DİKKAT Birçok güvercin hastalığı ancak tahliller veya röntgen sonuçları neticesinde teşhis edilebilmektedir. Bu nedenle hayvanlarınızı görmeden size ilaç öneren ve de ticari kaygıları çok fazla olan İLAÇ SATICILARINA KESİNLİKLE GÜVENMEYİN.

Bugün için birçok güvercin ırkı tedavi edilebilir birçok hastalıkta eksik veya yanlış tedavi yüzünden yok olmaktadır. Oysaki AŞI HAYAT KURTARIR.

Bakabileceğimiz kadar güvercin besleyelim. Kümesteki güvercin sayısı arttıkça sorunlarda artar. Unutmayalım; az sayıda kuş barındıran sağlıklı bir kümes, kalabalık ama problemli bir kümesten daha çok tercih edilir.

Kümesimize yeni gelen bir kuşu alıştırmak amacıyla; ona acı veren kanat makaslamak, kanat çekmek gibi vahşi yöntemleri terk edelim. Bu gibi yöntemler kuş üzerindeki hem stresi arttırır hem de sakat bırakabilir. Yeni gelmiş kanat, bilmeden ya da bilerek çekilir ya da makaslanırsa kuş kesinlikle sakatlanır.

Yeni gelen kuşları alıştırmada kullanılabilecek bir yöntem güneydoğuda yaygınlıkla kullanılan kuşların kanadının dikilmesidir. Eğer kuşun kanadını bantlayacaksanız kanat diplerini aşırı germeyin ve de bantlarken teleklerin sırasını bozmayın.

Pazar vs. gibi yerlere satmak için getirilen kuşları daha insancıl koşullarda sergileyelim.

Damızlık olarak satın alınan kuşları sırf çok para verdik diye salmalara hapsetmeyelim. Güvercinler uçmak için yaratılmış hayvanlardır. Onları hapsetmek sonları olur. Kapalı salmalarda yaşayan kuşların kanat ve ayaklarında tümör görülme sıklığı oldukça fazladır. Ayrıca antrenmanlı kuşlar salmaya hapsedildikten sonra bağışıklık sistemlerinde gerileme başlar ve çok kolay hastalanırlar.

Eş kuşları birbirinden, yavruları da ana- babadan uygun zaman gelmeden ayırmayalım.

Yavrular, ana-babadan zamansız ayrılmaya karşı çok duyarlı olup hemen yeme küserler. Yeme küsmüş bir yavru için de bütün uğraşlar sonuçsuz kalacaktır. Benzer durum eş kuşlarda da görülebilir. Eşinden ayrılan kuşta tümör oluşumu, kanat tutulması gibi rahatsızlıklar görülebilir.

19 Kasım 2007 Pazartesi

Güvercinlerin Solunum Sistemini Destekleyici Bitki Esaslı Bir İlaç



SOLUNUM SİSTEMİ DESTEKLEYİCİ BİTKİ EXTRATLARI
*SOLUNUM YOLLARINI RAHATLATIR DAHA FAZLA OKSİJEN ALIMINI SAĞLAR.
*AKCİĞER KAPASİTESİNİ ARTTIRIR.
*KALP KASLARINI DESTEKLER YÜKÜNÜ HAFİFLETİR.
*BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR
*VÜCUT DİRENCİNİ ARTTIRIR.
*EXPEKTORANDIR.
*ANTİ-ANFLAMATUARDIR
*MUKOLİTİKTİR.
*ANTİBİYOTİKLERİN DOKULARA PENETRASYONUNU VE ETKİNLİĞİNİ DESTEKLER
*MEKANİK SOLUNUM YOLU SİSTEMİ PROBLEMLERİNİN GİDERİLMESİNE YARDIMCI OLUR.
*İŞTAHI ARTTIRIR SAĞLIKLI SİNDİRİME YARDIMCI OLUR.
KULLANIM ŞEKLİ
Güvercinlere İhtiyaç duyulan Her dönemde 1lt. içme suyuna 20-50ml. karıştırılarak uygulanır.

Güvercin Besleyen ve Bu ilacı kullanan arkadaşların yorumları;
Merhaba ; Ürünü kullandım ve iyi bi netice aldım teşekkür ederim. Ürün cumartesi günü elime geçti, 7 ayrı kümesim var ve tamamına uyguladım. Yavruların olduğu kümeste cuma günü gözlerde sulanma ve hırıltı başlamıştı, cumartesi günü ürünü bir antibiyotikle beraber kullandım ve pazartesi günü hemen hemen tamamı düzelti. Diğer kümeslerimde bir sıkıntı yoktu ama tamamına uyguladım herhangi bir yan etkiside olmadı. Herkeze tavsiye ederim tekrar teşekkürler.
----
mrb ben bursadan halil can veterinerlik fakültesi öğrencisiyim. öncelikle uğur beye teşekkürlerimi sunmaktan gurur duyarım. bu ilaçla sayesinde tanıştık gerçekten ilkte bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim ama gerçekten solunum yolları için gerekli bi ilaç. oyun kuşu besleyen arkadaşlara daha çok tavsiye ederim. hayvanların ciğerlerini açıyo bol oksijen almalarını sağlıyo denemeden anlayamasssınız ben denedim biliyorum yavrular içinde ekstra bi witamin. hırıltı solunum yolları hastalıkları için gerçekten olması gereken en ii ilaçlardan birisi arkadaşlar uğur abiye tekrardan teşekkür edip başarılarnın devamını diliyorum ..bursadan halilcan
----
tekrar dan merhaba brochimax sayesinde 4 güvercini bir anda kurtardım desem yalan olmaz 1çift posta nın altına 3 yavru koymak zorunda kaldık maşallah ii hoş güzel bakıyorken solunum yollarında hastalık oldu ve çok şiddetli bi hırıltı hayvanı yoruyodu. bronchimax sayesinde dişi 2 günlük tedawinin ardından kendini topladı we yawrulardaki verimi bile arttı diyebilirim . şuan yavrular sağlıklı 3üde büyüyor. teşekkür ederim
----
merhabalar;izmirde ikamet etmekteyim ve onbeş yılı geçkin süredir güvercin merakım var vede besliyorum çok değişik ilaçlar kullandım vede değişik takviyelerle kuşlarımın daha performanslı vede sağlıklı olmasını sağlamaya çalıştım.gerçekten hızlı etki eden ve performası çok çabuk arttıran bir destekleyici katkının olduğunu hiç düşünmezdim.taki bu karışımı kullanana dek,kuşlarımın uçuşlarında bile süreç olarak etkisi oldu.vede direkt olarak ağızdan damlalıkla uygulama yapıyorum solunumla alakalı bütün problemleri düzenli kullanım sonrasında üç gün içerisinde çözüyor, şu an çok memnunum herkese tavsiye ederim...
-----
göndermiş olduğunuz ilacı bir haftadır kullanıyorum kuşlrımda son bir aydır üst solunum yollarındaki problem ve hırıltı için kullanmadığım antibiyotik kalmadı ama bie netice alamadım.Sizin gönderdiğiniz çözelti kuşlardaki problemi çözdü.şu ana genel olarak kuşlar çok ii hatta kuşlarda hiç bu güne kadar görmediğim kadar iştahlarında artış var.Yavrular çok sağlıklı gelişiyor.hatta zamanından önce yem yenmeye başladılar.çok teşekkürler.
--
İlaç' ın dağıtımını gerçekleştiren firmanın web adresi http://www.greenilac.com/.

17 Kasım 2007 Cumartesi

Karatavukgiller

Karatavukgil ailesinin kuşları harika şarkı söylerler.
ARDIÇKUŞUGİLLER de denilen karatavukgiller (Turdidae), birçok grupları olan kalabalık bir ailedir. İçlerinde sönük renkliler olduğu gibi, az da olsa parlak renkliler de vardır. Meyve yiyenleri de, böcek yiyenleri de vardır. Ağaçların üzerinde, kayaların arasında veya yerde yaşayanları bulunur. Bunların hepsi, uzunlukları 15-25 santim arasında oynayan orta yapıda kuşlardır. Gagaları hafif kavislidir. Göçücüdürler. Yavrularının sırtında ve karnında lekeler göze çarpar, yılda bir kere sonbaharda olan tüy dökme mevsiminden sonra yavruların tüyleri de büyüklerminikme benzer.
ARDIÇ KUŞLARI
Karatavukgiller'in en yaygın grubu ardıç kuşları nın (Turdus) 200 türü ve alt-türü vardır. Gagaları kuvvetli, kanatları uzun ve sivri, kuyrukları hafif yuvarlanmış veya hemen hemen düzdür.
Ardıç Kuşu (Turdus pilaris), renkli bîr kuştur. Başı ile boynunun arkası kül rengi, sırtının üst tarafı ile omuz bölgesi kirli kestane rengi, kanat ve kuyruk tüyleri siyah, gerdanı ile boynunun ön kısmı koyu pas sarısı üzerinde uzunlamasına siyah lekeli, vücudunun alt kısımları beyazdır. Gaga erkeklerinde sarı, biraz daha sönük renkli dişilerde ise kahverengimsidir. Ardıç kuşunun uzunluğu 24 santimdir. Eskiden Avrupa ile Asya'nın kuzeyinde ve ormanlık bölgelerde bulunan bu tür, son 100 yıldır bu kıtaların orta kısımlarında görülmeye başlanmıştır. Turdus grubunun bütün türleri gibi ardıç kuşu da, üzeri açık bir yuvanın içine benekli yumurtalar yumurtlar. Ardıç kuşunun, yediği meyvalar sebebiyle güzel bir tadı vırdır. Eskiden Avrupa'da çok avlanılırdı.
Karatavuk (Turdus merula), nispeten kısa ve güdük kanatlan ve nispeten uzun ve ucunda yuvarlanmış kuyruğuyle akrabalarından ayrılır. Erkeğinin rengi biteviye siyah, gagası turuncudur. Dişinin karnında siyahımsı gri zemin üzerinde açık gri lekeler göze çarpar, bu lekeler dişi karatavuğun gerdanı ile üst göğüs bölgesinde beyazımsı ve pas rengi olur. Karatavuğun da uzunluğu 24 santimdir. Karatavuk 66 derece kuzey enleminden itibaren bütün Avrupa'da, Batı Asya'da ve Kuzey Afrika'da yiyeceğin bol olduğu her yerde yaygındır.
Eski Dünya ardıç kuşlan'nın daha bir sürü ilginç türleri vardır. Bunlardan ötücü ardıç kuşu (Turdus philomelos), 22 santim uzunluğunda
gri sarı ve veyaz renkli kuştur.
Avrupanın en büyük kısmıyla Kuzey ve Orta Asya'da yaşar, göçleri sırasında da Kuzey Batı Afrika'da sık, Kuzey Doğu Afrika'da ise daha ender görülür.
Kolyeli ardıç kuşu (Turdus torquatus), yüksek dağlarda yaşar. 26 santim uzunluğundadır. Erkeğinin tüyleri, göğsündeki yarım ay biçimli enli bir beyaz kolyenin dışında, mat siyah fon üzerinde yarım-ay biçimli daha açık renk lekelerle süslüdür. Dişisi daha donuk renklidir, erkekteki beyazlıklar onda kirli bir gri renktedir. Kolyeli ardıç kuşu Avrupa'nın dağlık bölgeleriyle Kuzey Anadolu'da, Kafkasya'da ve İran' in Elbürz dağlarında bulunur.
Gerçek ardıç kuşları en tatlı sesli kuşlar arasında yer alırlar. Bunlardan Turdus philomelos a haklı olarak kuzey bülbülü denilmiştir. Karatavuk ondan geri kalmazsa da, onun şarkısı akrabalarınki gibi neşeli olmayıp, aksine insana hüzün vericidir.

15 Kasım 2007 Perşembe

Sinekkapanlar


Sinekkapangiller (Muscicapidae), ötücü kuşlar takımına ait bir familyadır.

Palearktik, Etopya, Oryantal kıtalarda bulunurlar. Ağaçlarda yaşarlar. Yükselerde uçtuklarında böceklerle beslenirler. Yuvalarını yere ya da mağaralara yaparlar. Küçük yapılı, kuyrukları dört köşemsi kuşlardır. Gagaları genellikle yassı ve kısadır. Gaga dibinde kıllar vardır. Erkek ve dişiler birbirlerinden farklıdır.

Sinekkapanlar, adından da anlaşılacağı gibi bu kuşlar Eski Dünya'da yaşamakta ve böceklerle beslenmektedir. 325 türü olduğuna göre aile hayli kalabalıktır, bununla beraber içlerinden hiç birine Batı Yarımküresi'nde rastlanmamaktadır. Bu kuşların arasındaki en yaman böcek avcıları, Doğu Asya ve Avustralya bölgelerinde yaşayan «Rhipidura» adlı bir gruptur. Bunlar çok evcil kuşlardır, hele adı «Avustralya yelpaze kuyruklusu» olan içlerinden biri, sinek peşinde kapılardan ve pencerelerden evlere bile girer.
Sinekkapanların, avlarını yakalayıp yutmalarına yardımcı olan uzun kıllarla çevrili enli ve yassı gagalan vardır. Bununla beraber bazı sinekkapanlar avlarını yaprakların ve dalların üzerinden toplarlar. Böylelerinin gagaları ağır ve hafif kancalıdır. «Muscicapidae» ailesini meydana getiren bu kuşların, aynı yiyecekleri sevdikleri göz önünde tutularak, Yeni Dünya Sinekkapanları'yle akraba oldukları akla gelebilirse de, aradaki bağlantı zayıftır.

Sinekkapanlar'dan bazılarında, özellikle, ortalama 12 -15 santim uzunluğunda «Muscicapa» grubundan «ak yakalı sinekkapan, «çizgili sinekkapan» ve «cüce sinekkapan» gibi türlere Avrupa ile Asya'nın ılımlı kuşaklarında rastlanırsa da, aile daha ziyade tropikal enlemlere dağılmıştır. Güzel «cennet sinekkapanları», yaklaşık olarak 30-31 santim uzunluğundaki kuyruk tüyleri sayesinde bunların en göz alıcıları arasında yer alırlar. «Hindistan cennet sinekkapanı» nın (Terpsiphone paradisi), karnı siyah, sırtı ile kuyruğu beyazdır. Afrika'da, yosundan ve kök tellerinden kâsemsi bir yuva bina eder ve içine benekli 2-4 yumurta yumurtlayan birkaç akraba türe rastlıyoruz.
Yukarıda adı geçen «yelpaze-kuyruklar» da yaman böcek avcılarından olup onları gagalarıyle kaparken küt diye bir ses çıkarırlar. «Mavi yelpaze - kuyruklu» (Rhipidura cyaniceps), Filipinlerin yazlık başkenti Baguiao'da en güzel ve en yaygın kuşlardan biridir. Pasifik adalarında daha başka yelpaze - kuyruklara rastlanır. Bu sinekkapanlar kâse biçimli bir yuva örer ve bunun altında, gevşek liflerden sallantılı bir kuyruk bırakırlar.
«Hakan sinekkapanları (Monareha ve akrabaları), Pasifik'te daha bile yaygın olup Tahin kadar uzak adalara bile ulaşmışlardır. Bunlar kestane rengi, beyaz ve parlak siyah
tüylerle örtülü güzel kuşlardır.
Tabiat bilginleri «Hawaü elepaiosu» nun (Chasiempis sandwiehensis), hakan sinekkapanları grubundan olduğu fikrindedirler. Elepaio sokulgan ve mütecessis bir kuştur.
Avustralya sinekkapanları'ndan başka bir grubun bilimsel adı «Pahycephala» dır. «Kalın kafa» anlamına gelen bu ad, kuşa, ağır kafasından ve gagasından ötürü verilmiştir. Bu kuşlar mükemmel şarkıcılar da olup bilhassa ıshklarıyle meşhurdurlar. Türlerinden birinin (Pachycephala pectoralis) bilinen her hangi başka bir kuşaktan daha fazla coğrafi ırkı ve alt-türü vardır. Bilinenlerinin sayısı sekseni geçer. Bu klana bütün Avustralya'da, Yeni Gine' de ve Pasifik adalarının çoğunda rastlanır. Grubun üyeleri örümcek kuşu-gagalı sinekkapanlardır: Yiyecekleri doğrudan doğruya yaprakların üzerinden toplarlar.

Alaca sinekkapan (Ficedula semitorquata), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından bir sinekkapan türü.

Güneydoğu Avrupa'nın köşesi, Ortadoğu ve güneybatı Asya'da yayılış gösterirler. Göçmendirler. Kışı Afrika'da geçirirler. Batı Avrupa'da nadir görülürler.

Büyüklükleri 12-13.5 cm kadardır. Gaga siyah ve geniştir. Şekli ise havayla ilgili böcekçil hayvanlardaki gibi sivri uçludur.Kara sinekkapan gibi uçarken yakaladıkları böceklere ek olarak, meşe yapraklarının arasındaki tırtılları da avlarlar.

Dökülen ormanlık bölgeler, özellikle meşe ve gürgenin etrafı ve dağlık alanların kuşlarıdırlar. Bir ağaç deliğinde açık bir yuva inşa eder ve yuvaya 4-7 yumurta koyulur.

Üreme döneminde olmayan erkek, dişiler ve yavru alaca sinekkapan, soluk bir kahverengi ile değiştirilen ve diğer Fidecula sinekkapanlarından, özellikle halkalı sinekkapandan ayırılması çok zor olabilen siyah rengi vardır.
Benekli sinekkapan (Muscicapa striata), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından açık alanlarda yaşayan açık renkli, kahverengimsi bir sinekkapan türü.

Başlığı kahverengi ve hafif çizgili, gözleri büyük ve koyu renk, sırtı desensiz kahverengi, kanatları ise daha koyudur ve açık renk göz alıcı telek kenarları vardır. Alt tarafı gümüş rengi-gri-kirli sarıdan oluşur ve göğsünde belli belirsiz, bulanık çizgiler vardır. Kuyruğu desensiz ve gri-kahverengidir. Koyu renkli gagası oldukça kalındır. Gencinin sırtı açık bej beneklidir. Sesi kendine özgü ve çok hafif titreşimli bir ‘zii’ ya da ‘zii-tiktik’; ötüşü tiz ve gıcırdamayı andıran düzgün aralıklı notalardan ibarettir.

Orman kenarlarında, parklarda, bahçelerde, tenis kortlarında ve mezarlıklarda bol bol tüner. Çok kısa olan bacaklarının üzerinde dimdik tüner, kuyruğu ve uzun kanat uçları aşağı doğrudur (ötleğenin tipik yatay pozu gibi değil; ayrıca, yapraklar ve yeşillikler üzerinde dolaşmaz ya da hoplamaz). Uçan böcekleri yakalamak için kendine özgü şekilde birden havalanır ve tüneğine hemen geri döner.
Halkalı sinekkapan (Ficedula albicollis), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından bir sinekkapan türü.
12-13.5 cm büyüklüğündedirler. Üreme dönemindeki erkeğin çoğunlukla yukarısı siyah ve aşağısı beyazdır. Beyaz bir yaka, büyük beyaz kanat yaması, siyah kuyruk ve büyük beyaz bir alın yaması vardır. Kıç soluk renklidir. Gaga siyah ve geniştir. Şekli ise havayla ilgili böcekçil hayvanlardaki gibi sivri uçludur.
Uçarken yakaladıkları böceklere ek olarak, meşe yapraklarının arasındaki tırtılları avlarlar ve küçük yumuşak meyveleri de yerler.
Dökülen ormanlık bölgeler, parklar ve bahçelerin kuşlarıdırlar. Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar. Bir ağaç deliğinde açık bir yuva inşa ederler veya insan yapımı kutu-yuvalarda yaşarlar. 5-7 yumurta bırakırlar.
Güneydoğu Avrupa ve kuzeybatı Asya'da yayılış gösterirler. Göçmendirler, kışı Afrika'da Sahra Çölünde geçirirler. Batı Avrupa'da nadir görülürler.
Küçük sinekkapan (Ficedula parva), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından bir sinekkapan türü.
Doğu Avrupa ve orta Asya’da üreme gösterirler. Göçmendirler. Kışı güney Asya’da geçirirler. Erkekleri 11-12 cm büyüklüğündedir. Çoğunlukla vücutlarının üstü kahverengi, altı beyaz, başları gri ve portakal rengi boğazları vardır. Gaga siyah ve geniştir. Şekli ise havayla ilgili böcekçil hayvanlardaki gibi sivri uçludur. Uçarken yakaladıkları böceklere ek olarak, meşe yapraklarının arasındaki tırtılları avlarlar ve küçük yumuşak meyveleri de yerler. Kuyruk kalkıktır ve açtığında beyaz tüyler görülür. Üreme mevsiminde ötüşü Kara sinekkapana benzer. Çoğunlukla dökülen ormanlık bölgelerde özellikle suya yakın yerlerde bulunurlar. Bir ağaç deliği veya benzer oyuklarda açık bir yuva inşa ederler. Yuvalarına 4-7 yumurta bırakırlar.
Kara sinekkapan
Kara sinekkapan (Ficedula hypoleuca), sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından bir sinekkapan türü. Avrupa ve batı Asya'nın çoğunda ürerler. Göçmendirler, çoğunlukla batı Afrika'da kışı geçirirler. 12-13.5 cm büyüklüğündedirler. Üreyen erkek bireyin, çoğunlukla yukarı kısmı siyah ve aşağı kısmı beyaz, büyük beyaz bir kanat yaması, beyaz kuyruk kenarları ve küçük bir alın yaması vardır. İberyalı alttür iberiae’nin ise daha büyük bir alın yaması vardır. Gaga siyah ve geniştir. Ayrıca gaga şekil itibariyle havayla ilgili böcekçil hayvanların tipik özelliğine uygun olarak sivri uçludur. Uçuşta yakaladıkları böceklere ek olarak, meşe yapraklarının arasında tırtılları avlar ve ayrıca küçük yumuşak meyveleri de yerler. Dökülen ormanlık bölgeler, parklar ve bahçelerin kuşlarıdırlar. Bir ağaç deliğinde açık bir yuva inşa ederler, yuvaya 4-10 yumurta bırakırlar.

14 Kasım 2007 Çarşamba

Kuyruksallayanlar ve incir kuşları



Kuyruksallayangiller (Motacillidae), ötücü kuşlar takımına ait bir familyadır.
Tüm dünyada yayılış gösterirler. Açık arazilerde 4000 metreye kadar olan bölgelerde bulunurlar. Besinleri eklembacaklılar ve yumuşakçalardır. Yuvaları çoğunlukla toprak üzerinde ya da yarı kovuklarda ve fincan şeklindedir. Vücut ince uzundur. Bazılarında arka tırnak uzundur. Gagaları ince, uzun ve sivri, ucu girintilidir. Kuyrukları vücuttan herzaman daha uzundur. Kuyruklarını sallayan kuşlardır.
İncir kuşu, ötücü kuşlar takımından, kuyruksallayangiller familyasına ait orta ve uzun kuyruklu kuş türlerini kapsayan bir cinsdir.
Cins 40 kadar türü kapsar. Genellikle açık arazilerde böceklerle beslenen, zayıf ve koyu renkli kuşlardır. Yuvalarını yere yaparlar ve yuvaya 6 civarında yumurta bırakırlar.

KUYKUKSALLAYANLAR ile incir kuşları, uçarken garkı söylemeleriyle ün salmış ince ve zarif kuşlardır. Kırk beş türünün çoğunluğu yalnız Eski Dünya'da yaşar. încir kuşu, (Anthus) akrabalarından daha yaygındır, iki çeşidi Kuzey Amerika kuşudur.
Tarla kuşları ve yerde koşan başka bazı kuşlar gibi kuyruksallayanlar'la incir kuşları'nın da çok uzun bir arka pençeleri vardır. Bacakları da uzun ve incedir. Bazı türleri, kuyruklarım devamlı olarak bir aşağı bir yukarı sallamak âdetindedirler. Bu kuşlar asıl yerde beslenirlerse de, birkaçı yatay ağaç dallarının üzerinde koşmayı öğrenmiştir.
Kuyruksallayanların gagası ince ve düz, kanatları genel olarak uzun ve sivri, kuyruğu uzun ve dar tüylü ve ucunda yuvarlanmıştır. Suya yakın yerlerde barınırlar. Renkleri siyah, sarı ile beyazdır. İncir kuşları, tipik kır kuşlanndaki gibi tüylerinin çizgili kahverengimsi, kuyruklarının ise daha kısa oluşuyle kuyruksallayanlardan ayrılırlar. Bu kuşların yuvası, ottan ve kök tellerinden örülmüş ve yere oturtulmuş açık bir kâse biçimindedir. Yumurta sayısı dört ile altı arasında oynar.
AK KUYRUKSALLAYAN (NEHİR KUYRUKSALLAYANI)
(Motacilla alba)
Ak kuyruksallayan' ın sırtı gri, ensesi kadife gibi siyah, gerdanı ve göğsünün üst kısmı gene siyah., alnı, başı ile boynunun yanları ve karnı beyazdır. Bütün Avrupa'da yaşayan bu kuş, kışın Afrika ortalarına kadar iner. 20 santim uzunluğundadır.
DAĞ KUYRUKSALLAYANI veya öbür adıyla GRİ KUYRUKSALLAYAN (Motacilla cinerea)
Dağ kuyruksallayanı,, öbüründen daha zarif ve daha güzel bir Avrasya kuşu'dur.Genellikle suya yakın yerlerde bulunur. Tabiat bilginleri bu kuşu, Filipinlerde hızlı akan dağ nehirlerinin kıyısında sinirli sinirli dolaşıp su böceklerini yerken görmüşlerdir. Tüylerinin rengine gri hâkimdir. Yaklaşık olarak 20-21 santim uzunluğundadır.
Kuyruksallayanlartn arasında bunlardan başka, Avrupa ileAsya'nın kuzeyinin batak bölgelerine rağbet eden sarı çobanaldatanlar, (Mocacilla flava) dikkate değer. Sırtı zeytin yeşili, ensesi ile boynunun arkası kül rengi, gözünün üzerindeki çizgi ile çenesi beyaz, başı, boynunun yanları ve karnı kükürt sarısı, kanatları kahvemsi siyah, kuyruk tüyleri, en dış iki beyaz tüyünün dışında siyah olan bu tür ortalama 17 santim uzunluğundadır.
ÇAYIR İNCİR KUŞU (Anthus pratensis)
Bu kuş, incir kuşlarının en iyi bilinenidir. Sırtı koyu kahverengi lekeli bir zeytuni kahverengi, gözünün üzerindeki çizgi, yanakları ve karnı pas sarısı, yanları daha koyu ve gırtlağıyle göğsündeki gibi enli kahvemsi siyah lekeli yollarla süslüdür. Kuyruğunun yanları beyaz kenarlıdır. Uzunluğu 15 santimdir. Çayır incir kuşu'na Orta ile Kuzey Avrupa'da, kışın ise Güney Avrupa'da, Güney Batı Asya'da ve Kuzey Afrika'da rastlanmıştır. Kalabalık sürüler halinde göç eder ve gece, gündüz yol alır. Bu incir kuşu son derece canlı olup günün her saatinde hareket halindedir.
AĞAÇ İNCİR KUŞU(Anthus trivialis)
Ağaç incir kuşu, çayır incir kuşu'na çok benzerse de, daha büyük ve daha kuvvetli oluşu, ayrıca sarımsı kahverengi gri kirli zeytin yeşili üzerinde çizgili gibi uzunlamasına koyu kahverengi benekli olan sırtının rengiyle akrabalarından ayrılır. Bu incir kuşu yazın Avrupa ile Sibirya'nın ormanlık bölgelerinde, kışın ise Afrika ile Orta Asya'nın step ormanlarında barınır.
İncir kuşlarının öbür çeşitleri arasında ikisi de 18 santim uzunluğunda olan renk bakımından az çok benzer su incir kuşu, (Anthus spinoletta) ve kır incir kuşu, (Anthus campestris) adında iki tür dikkate değer. Bunlardan ikincisi kurak, taşlık ve çölümsü bölgeleri tercih ettiğinden Avrupa'nın güneyinde kuzeyinde olduğundan daha yaygındır. İlki Kuzey Amerika'da da yaşar.

13 Kasım 2007 Salı

Karatavuklar ve Su Karatavuğu


Karatavuk
Bilimsel sınıflandırma
Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube: Chordata (Kordalılar)
Sınıf: Aves (Kuşlar)
Takım: Passeriformes (Ötücü kuşlar)
Familya: Turdidae (Karatavukgiller)
Cins: Turdus Tür: T. merula
Binominal adı Turdus merula Linnaeus, 1758

Karatavuk (Turdus merula), Kara bakal olarak da bilinir, karatavukgiller (Turdidae) familyasından tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş türü.

Özellikleri:
Uzunlukları 25 cm'dir. Erkeklerin gagası parlak sarı, tüyleri siyah, dişilerin gagası soluk, tüyleri kahverengidir.

Beslenme:
Çeşitli meyvelerin yanı sıra solucan ve salyangoz gibi hayvanları da yer, ancak bunun yanında darı, kanarya yemi ve kendir tohumu da besinleri arasındadır.

Dağılımı:
Avrasya'nın ılıman bölgelerindeki ormanlarda ve bahçelerde yaygın biçimde görülür. Karatavuklar Avrasya'nın dışında Yeni Zelanda ve Avustralya'da da yaşar.

SU KARATAVUKLARI» suyun altında yürüme kabiliyetleri dolayısıyle ilginçtirler. Vakitlerini, buz gibi soğuk dağ ırmaklarının veya çok kere 3 500 metreden yüksekteki çağlayanların içinde veya kıyılarında geçirirler. Su karatavuğu, sular tarafından yıkanan kayaların üzerinde dolaşırken çıt kuşununkine benzeyen şarkısını öttürür. Bu kuş avlanırken, kuyruğunu devamlı oynatır, baş önde olmak üzere suya dalar ve çok kere saniyeler süresince suyun altında kalır. Kanatları kısmen açık olduğu halde, suyun dibinde yürüyerek su kınkanatlıları, bazı sinekler, kızböcekleri ve başka su böcekleriyle beslenir. Su karatavuğu suyun yüzünde yüzerken, ayaklarını sıralayarak ilerler.
Bütün dünyadaki su kara tavukları, «Cinclidae ailesi» yapı ve renk bakımından birbirlerine benzerler. Bu kuşun vücudu, sık tüyleri sebebiyle şişman gözükürse de aslında incedir. Kuyruğu kısa, kanatları olağanüstü kısa, yuvarlak ve eni boyu hemen hemen bir, gagası ince ve düzdür. Sırtı grimsi veya kahverengimsi, karnı ve göğsü «Amerika su karatavuğu» ndaki (Cinclus mexicanus) gibi düz kahverengidir. Başka su karatavuklarında göğüs ve gerdan koyu sarı veya beyaz olabilir. Tüyleri öylesine sık ve yağlıdır ki, bu kuşlar Alaska'da sıfırın altında 40-45 dereceye dayanabilirler.
Su karatavuğu, ot ve yosundan ördüğü yuvasını, yapraklar ve kök telleriyle astarlar. Yanda dar bir kapısı olan bu kubbeli yapıt, suya yakın bir yerde: Kayaların üzerinde, köprülerin altında, hatta çağlayanların arkasındaki kaya pervazlarının üzerinde ıbina edilir. Yumurtalar beyazdır. Su karatavukları yılda üç kuluçka yetiştirebilirler. Çoğu zaman aynı yuvadaki her kuluçkada 3-7 yavru vardır.

12 Kasım 2007 Pazartesi

Çıt kuşları

Çıt kuşları veya (çit kuşları), derli toplu ve enerjik ufak kuşlardır. Oldukça uzun kuyruklarını havaya dikmeleri onlara şirin bir hava verir. Karatavukgillerin bu akrabalarının kanatları kısa ve uçlarında yuvarlanmıştır. Çoğunluğunun rengi, siyahımsı enine çizgiler veya yollarla süslü bir kızıl kahverengidir. Bütün türleri küre biçiminde büyük yuvalar bina eder ve bunun içme. beyaz,
kızıl kahverengi benekli, ender olarak bütün kahverengi veya yeşilimsi - mavi yumurtalar yumurtlarlar. Çıt kuşlarının asıl yurdu Amerika mn sıcak ülkeleridir, pek azı Kuzey Amerika'da, Avrupa'da ve Asya'da yaşar. Bunların hepsi son derece şen, hareketli ve enerjik kuşlardır. İyi uçuculardan olmadıkları için, hiçbir zaman fazla uzaklara uçmazlar, fakat şaşılacak derecede hızlı hoplarlar.
Kış çıt kuşu (çit kuş) (Troglodytes froglodytes), biricik Eski Dünya çıt kuşu ve Troglodytidae ailesine giren altmışı aşkın türün en ufağıdır. (10 santim uzunluğundadır). Troglodyteo yani mağara sakini terimi, bu kuşun nehir kıyılarının altındaki karanlık oyuklarda veya devrilmiş ağaçların köklerinin arasında sıçan gibi dolaşmak huyundan ileri gelir. Adından da anlaşıldığı üzere, kış çıt kuşu, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan ailenin öbür üyelerinden daha dayanıklıdır. Bu sayede, Amerika'dan Alaska ve Sibirya yoluyle Eski Dünya'ya da geçebilmiştir.
Bu çıt kuşunun da, akrabaları gibi ahenkli ve cıvıl cıvıl bir sesi vardır. Yuvası, kapısı yanda olan yosundan bir top görünüşündedir. Kış çıt kuşu buraya noktalı 6-8 yumurta yumurtlar.
Ev çıt kuşu (çit kuş) (Troglodytes aedon) , bir tek mevsimdeki iki, üç kuluçkası için çok kere eş değiştirir. Yapılan tetkikler, bu kuşların erkeği ile dişisi arasında devamlı bir bağın yer etmediğini, eşlerden birinde üreme zoru daha önce başlayınca da eş değişikliği olduğunu göstermiştir.
Birleşik Amerika'nın birçok yerlerinde yavgın olan bu çıt kuşu, tatlı sesini hemen aralıksız duyurur. Bir günde altı bin kere öttüğü hesaplanmıştır. Küçük dallardan yapılmış yuvası oldukça hacimlidir. Bu kuşlar başka küçük kuşları bir türlü çekemezler, fırsatını buldukça onların yumurtalarını deldikleri dahi tahmin edilmektedir.
Kaktüs çıt kuşu (çit kuşu) (Heleodytes brunneicapillus), Birleşik Amerika'nın güney batısının çöllerinde yaşar. Akrabalarının çoğundan daha iridir. Tüylerinin kahverengili, grili ve koyu sarılı damalı bir deseni vardır. Yuvası, kuşun düşmanlarından emniyette olması için bir kaktüsün ya da dikenli bir çalının içine yerleştirilmiş çalı çırpıdan iri bir top görünüşündedir.

Bayağı çit (ya da çıt) kuşu (Troglodytes troglodytes), çit kuşugiller (Troglodytidae) familyasından bir kuştur.
9-10 cm. boyunda ormanlar, dere kıyıları ve parklarda yaşayan, Türkiye ve Avrupa'daki en küçük kuşlardan biridir. Kalkık kuyruğu sayesinde kolayca tanınır. Ötüşü, gür ve şakımalıdır. Rahatsız edildiğinde tıkırtıya benzer bir ses çıkarır.
Çit kuşugiller ya da çıt kuşugiller (Troglodytidae), ötücü kuşlar takımına ait bir familyadır.
Neotropik, Nearktik, Paleaarktiklerde dağılım gösterirler. Ormanlarda ve çalılıklarda görülürrler. Besinleri eklembacaklılardır. Yere yakın küre şeklinde yuvalar yaparlar. Ayrıca uyumak için de yuva yaparlar. Kısa boylu, kısa kuyruklu, kanatları kısa ve küt, burun delikleri çıplak olan kuşlardır. Gaga ince ve hafifçe kıvrıktır. Parmaklar dallara tutunacak şekilde gelişmiştir. Kuluçka sırasında erkek uyuma yuvasında kalır.

11 Kasım 2007 Pazar

Alaycı Kuşlar ve Kedi Kuşları

Harika bir sesi olan öz-ötücülerden alaycı kuşlar aynı zamanda bulundukları bölgedeki hemen bütün kuşların, hatta kurbağaların sesini şaşılacak bir kolaylıkla taklit ederler. Bir serçenin veya kırlangıcın cıvıltısı, bir karganın gak diye ötüşü, vuippurvuil in tiz çağrısı, hatta atmacanın çığlığı sanılan sesin, bazı kereler alaycı kuş tarafından çıkarıldığı görülmüştür. Bir Yeni Dünya ailesi olan alaycı-kuşugiller in (Mimidae) otuz kadar türü vardır.
ALAYCI KUŞ (Mimus polyglottos)
Alaycı kus, alaycıikuşugillerin en meşhurudur. Usta bir taklitçi olduğu, çok dilli anlamına gelen bilimsel adından da bellidir. Yapı özellikleri bakımından öbür alaycı kuşlara benzeyen bu kuşun, şahane ötüşüne uygun düşmeyen gösterişsiz bir hali vardır: 25 santim uzunluğunda grili beyazlı bir kuş olarak tarif edilebilir.
KEDİ KUŞU (Dumeteila carolinensis)
Kedi Kuşu, da Birleşik Amerika'nın en yaygın kuşlarından biridir. Bunun en ilginç özelliği, kedi miyavlamasını andıran sinirli sesidir. Alayeıkuşugiller'in bu akrabasının kurşunî renkte tüyleri vardır, kuyruğunun altında kestane rengi bir bölge bulunur. Mimus polyglottos dan daha kuzeye çıkar.
---
Kedi kuşu, Ptilonorhynchidae, Mimidae ve Timaliidae familyasından bazı kuş türlerinin ortak adı.
* Ptilonorhynchidae
o Ailuroedus
+ Beyaz kulaklı kedi kuşu (Ailuroedus buccoides)
+ Çizgili kedi kuşu (Ailuroedus melanotis)
+ Yeşil kedi kuşu (Ailuroedus crassirostris)
+ Dişli gagalı kedi kuşu (Scenopooetes dentirostris)
* Mimidae
o Gri kedi kuşu (Dumetella carolinensis)
o Kara kedi kuşu (Melanoptila glabrirostris)
* Timaliidae
o Habeş kedi kuşu (Parophasma galinieri)

10 Kasım 2007 Cumartesi

Arap Bülbülü

Arap bülbülleri arkadaş yanlısı ve gürültü çıkaran kuşlardır.
Adları bülbül olmasına rağmen «Arap bülbülleri» nin hepsi seslerinin güzelliğiyle tanıdığımız normal bülbüllerden değildir. Birçokları çift veya sürü halinde bulunan arkadaş canlısı kuşlardır.
Yaşadıkları bölgelerin en yaygın kuşları arasındadırlar. Bazıları sıik ormanlarda genellikle yere yakm yaşarlar, başkaları tropikal ve astropikal ormanların orta ve üst katlarına rağbet eden kuşlardır. Ovalarda ve ekili alanlarda çok kere ağılların ve evlerin yakınlarına yerleşenleri de vardır.
Tropikal sinekkapanlar'a benzeyen bu orta irilikteki (uzunlukları 15 - 22 santimdir) ve gösterişsiz kuşların yüz kadar türü bulunur. Afrika, Asya ile Uzak Doğu'nun sıcak kısımlarında yaygın olarak yaşar ve «Pycnotidae» ailesini meydana getirirler. «Arap bülbülü» (Pycnonotus xanthopygos), denilen bir türe Anadolu'da ovalarda da rastlanır. Başı kara, sırtı külkahverengi, karnı ise daha açık olan bu kuş 20 santim uzunluğundadır. «Adi Arap bülbülü» nün, fevkalâde olmamakla beraber enerjik bir ötüşü vardır.
Bütün Arap bülbülleri'nin boyunları ve kanatları kısa, kabarık ve ipek gibi tüylerden meydana gelen kuyrukları uzundur. Gaga, türüne göre ayrılık gösterir. Kısa ve koni biçimli, ince ve uzun veya keskin kancalı olabilir. Erkekle dişi kuşun rengi eştir. Çok kere sarıya batmış hissini uyandıran donuk bir zeytuni gri veya kahverengidir. Arap bülbülü yemişler, böcekler ve tohumlarla beslenir. Anlatıldığına göre, «Güney Afrika Arap bülbülü» (Pycnonotus tricolor), yabani yasemin meyvası yemekten sarhoş olunca elle kolayca yakalanabilmektedir.
Filipinler, Hindicini ve Malezya «Sarı butlu Arap bülbülü.
(Pycnonotus goiavier), meyva bahçelerinin ve evlere yakın çalılıkların en yaygın Filipin kuşudur. Yaklaşık olarak 20 santim uzunluğundaki bu Arap bülbülünün kaşları beyaz, sırtı kahverengimsi, vücudunun alt kısmı, özellikle kaba etleri ve üst kuyruk tüylerinin altı limon sarısı rengindedir.
Beyaz gözlüklü arap bülbülü (Pycnonotus xanthopygos), Arapbülbülügiller familyasından küçük bir kuş türüdür.

Serçeden biraz büyükçe, yaklaşık 19-21 cm. uzunluğundadır. Meyve bahçeleri, bostanlar, şehirlerde yaşar. İsrail'de bülbüllerden en çok tanınanıdır.

Kafası ve kuyruğu siyah, kuyruk altı ise sarıdır. Gözlerinin etrafında beyaz bir halka vardır. Akdeniz kıyılarında yoğun olarak bulunurlar. Üreme dönemleri yaklaşık olarak 6-6.5 ay sürer. Yuvanın yerini erkek kuş belirler. Yuva yapmak için gereken malzemeyi dişi ve erkek beraber taşır fakat yuvayı sadece dişi yapar. Çeşitli böcekler, meyve, çiçek ve tohumlarla beslenirler.

9 Kasım 2007 Cuma

Guguk Örümcek Kuşu ve Tırtılyiyenler


Tırtılyiyengiller'e bazı dillerde uygun görülen «guguk örümcek - kuşu adı aldatıcıdır. Zira bu kuşlar ne guguk'larla, ne de örümcek kuşları'yla yakın akrabadırlar. Bununla beraber sekil ve renk itibariyle guguk kugları'na benzerler. Çoğu grimsi veya siyahımsı renkte ince yapılı kuşlardır. Tüyleri de özellikle dişilerde çok kere yolludur. Gagaları da hafif kancalı olup örümcek - kuşları'nınkine az çok benzer. Fakat «tırtılyiyenler» adı bu kuşlara daha uygun düşer «Campephagidae» ailesinin altmış türünün çoğu tırtıl yemeyi çok severler.
Tırtılyiyengiller'de sırtın alt kısmındaki tüyler sert, âdeta fırçamsıdır. Bu kuşlar, kâse biçimindeki açık yuvalarının içine benekli 2 - 5 yumurta yumurtlarlar. Ötmeye fazla meraklı değillerse de, yüksek sesli çağırılan vardır. Çoğu Eski Dünyanın tropikal kuşaklarında barınır, birkaçı Doğu Asya'nın mutedil enlemleri kadar kuzeye çıkar. Bilimsel adlarıyle «Campephaga» larm üç türü Afrika'da yaşar. Erkekleri siyah renklidir, yalnız omuzlarında parlak renkli bir leke bulunur. Başka Afrika türü olan loplu tırtılyiyen kuşun yüzünün yanlarında ufak yuvarlak etleri vardır. Bu türün tüyleri parlak bir sarıdır.
En iri tırtılyiyengiller (Coracina) gri, siyah ile beyazın karışımı olan kestane kargası iriliğinde kuşlardır. Yaşadıkları ormanlık bölgelerde gürültülü çağırılarıyle dikkati çekerler.
«Pericrocotus» türü tırtılyiyengiller'e Hindistan üe komşu ülkelerde rastlıyoruz. Bunların kırmızı ile siyahın, ya da sarı ile siyahın hâkim olduğu parlak renkli tüyleri vardır.
«Büyük tırtılyiyen kuş» {Pericrocotus roseus), Japonya'ya kadiar kuzeye çıkar. Bu tür kışın Malaya'ya ve Filipin adalarına göç eder. Kuşlar bu mevsimde yüksek orman ağaçlarının tepelerinde toplaşan oldukça kalabalık sürüler meydana getirirler.

8 Kasım 2007 Perşembe

Kırlangıçlar -2


Kum kırlangıcı (Riparia riparia), kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasından bir kırlangıç türü.
Avrupa ve Amerika'da yaşayan 12 cm uzunluğundaki kum kırlangıcı ev kırlangıcına benzersede üst bölümleri siyah değil, çok koyu boz kahverengidir. Açık arazide, özellikle su yakınlarında bulunur. Yerleşim birimlerinde görülmeyen bu tür koloni halinde kumlu toprakta kovuklar açıp suvatlarda yuva yapar. Yazın Türkiye'nin her bölgesinde görülür.
Kum kırlangıcı, ailenin en küçük üyelerindendir: En çok 13 santim uzunluğundadır. Tüyleri sırtında kül veya toprak rengi, karnı beyazdır. Göğüs bölgesinde kül rengi kahverengi enine bir şerit dikkati çeker. Bu kırlangıç Avustralya, Polinezya ve Güney Amerika dışında her yerde yuva yapar. Yuvası nehrin kıyısındaki bir oyuğun içindedir.
Sert kanatlı kırlangıç (Stelgidopteryx rufipennis), garip adını, kanatlarının kenarındaki törpü gibi küçük çıkıntılardan alır. Yuvası kum kırlangıçınki gibidir, şu farkla ki kum kırlangıcının aksine kalabalık koloniler halinde yaşamaz.
Yaşamak için uçar böceklere muhtaç olan kırlangıçlar göçücüdürier. Fakat birçok küçük kuşun aksine, geceden ziyade gündüz yolculuk ederler.
Soğuk aylarda hemen tamamıyle ortadan kaybolmaları halk arasında bir sürü saçma inanışın yer etmesine yol açmıştır: Bu inanışlardan birine göre, soğuk mevsimi, bir ağaç konuğunda veya bir suyun dibindeki çamurun içinde kış uykusu halinde getirmektedirler.

Kaya kırlangıcı, 15 santim uzunluğundadır. Vücudunun bütün üst kısımları donuk bir toprak kahverengisi, kanat ve kuyruk tüyleri siyahımsı, vücudunun altı önde kirli kahverengimsi beyaz, arkada gene toprak rengidir.
Bu kırlangıçların yuvaları çok kere bir nehre inen yarlarda oyukların içinde veya üstte bir çıkıntının yapıtı koruduğu köşelerde görülebilir. Bu yuva en çak. kır kırlangıcınmkine benzer. Kaya kırlangıcı gagasının nispeten uzun, kuyruğunun ise çatallı olmayıp sadece yarıklı olmasıyle kır kırlangıcından ayırt edilebilir.
Yar kırlangıcı da binaların üzerinde yuva yapmayı öğrenmiştir. Bunu samanlıkların dışına ve yağmurdan korunmaları için saçakların altına oturtur. Bu özelliğinden dolayı saçak kırlangıcı diye de isimlendirilir. Yar kırlangıçlarının yuvası, yanda emziğe benzer bir deliği olan iri bir top biçimindedir. Bu kırlangıçların hâlâ yarlarda yuva yaptıkları ıssız bölgelerde, bir yarın duvarında veya bir nehre inen dik kayalarda bu çamurdan topların yüzlercesi yan yana gruplanmış vaziyette görülebilir. Bu tür Kuzey Amerika'nın batısının çok iyi tanınan bir kırlangıcıdır.

Pencere kırlangıcı, ayaklarının olağanüstü kuvvetli oluşuyla dikkati çeker. Gagası kısa olduğu için, çok geniş gözükür. Kuyruğu da kısa ve sığ çatallıdır. 14 -15 santim uzunluğundaki bu kırlangıcın tüyleri sırtında mavi-siyah, karnında beyazdır. Avrupa ile Asya palearktik kuşaklarında yuva yapan göçücü bir kuştur. Nedense şehirleri tercih eder, bundan dolayı da şehir kırlangıcı diye de isimlendirilir. Yuvası çok kere büyük ve eski binaların duvarlarında göze çarpar. Bu kırlangıç, kır kırlangıcından daha ihtiyatlı olmakla beraber ürkek değildir, ondan daha az hızlı uçar, fakat daha yükseklere çıkar. Yuvası da üstü açık olacak yerde, bir giriş deliğinin dışında tamamen kapalı olmasıyle kırlarlangıcı'nınkinden ayrılır.

Ağaç kırlangıçları, nispeten büyüktür. Bir türü 19 santim uzunluğundadır. Ağaç kırlangıcı renkleri sırtlarında mor parıltılı parlak çelik mavisi, karınları parlak bir beyazdır. Bu kırlangıcın yuvası suya yakın bir kütüğün içindeki oyukta ise de, insanlar tarafından hazırlanmış kuş evlerine de rağbet eder. Sonbahar gelince, bu ağaç kırlangıçları kırlangıcı kalabalık gruplar halinde bataklıklarda, ya da telefon tellerinin üzerinde toplaşır, kısa bir süre sonra ise güneye doğru yola çıkarlar.

Bataklık kırlangıçları ve koşargiller en ilginç kuşu bir koşargildir: Nil timsahının ağzının içine sülük aramaya giren timsah bekçisi (Pluvianus aegyptius). Tarihçi Plinyus şöyle yazıyor: Timsah kıyıda yatarken esnediği vakit, timsah bekçisi dev sürüngenin ağzına girip burasını temizlemektedir, îşine geldiği için timsah da kuşa zarar vermemekte,hatta timsah bekçisi dışarı uçacagı vakit, onu ezmemek için çenelerini oynatmamaktadır.
Timsah bekçisi'nin vücudu dedi toplu, orta irilikteki kafası yağmurkuşugiller'inkinden ufak, bacakları öbür çamurkoşarlarınkinden kısadır. Bu kuşun uzunluğu 20-22 santim kadardır. Timsah bekçisi adı boşuna değildir. Yalnız timsahlara değil, başka yaratıklara da bekçilik hizmeti görebilir. Zira her tekne, yaklaşan her insan, her memeli hayvan, irice her kuş dikkatini çekmekte ve timsah bekçisi bunu tiz çığlıklarıyle etrafına haber vermektedir.
Eski Dünya'nın bataklıkkırlangıçgilleri (Glareolidae) ailesinde, hepsi sıcak bölgeleri tercih eden yirmi üç tür vardır. Adi bataklık kırlangıcı (Glareola pratincola) bu kuşların içinde en iyi bilinenidir. Uzun ve sivri kanatlan, çatallı bir kuyruğu ve güçsüz ayakları vardır. Uçarken böcek yakalamakta kırlangıçların tekniğinden faydalanır. Adi bataklık kırlangıcı Akdeniz bölgesinde yuva yapar.
Adlarından da anlaşıldığı gibi, koşargiller uçucudan ziyade hızlı koşuculardır. Gerek bataklık kırlangıçları gerekse koşargiller sıcak ve kurak ovaları ya da çamurlu alanları severler. Yuva yapma âdetleri aşağı yukarı yağmurkuşları gibidir.

BAYKUŞ KIRLANGIÇLAR'DA vücut uzunca, boyun kısa, baş enli ve yassı, kanatlar nispeten kısa ve güdük, kuyruk uzundur. İri gaga kökünde kuşun alnından daha bile geniştir, ucunda ise kancalı ve boynuzumsudur. Ağız açıklığı gözlerin arkasına kadar uzanır. Çok gür olan tüyleri kamuflaj kurallarına uyar.
Eski Dünya baykuş kırlangıçları, Güney Asya ile Yeni Gine'de ve komşu adalarda yaşarlar. Ailenin tipik temsilcisi Eski Dünya dev baykuş kırlangıcı (Podargus strigoîdes) denilen karga iriliğinde bir kuştur. Sırtı koyu grimsi kahve rengi zemin üzerinde beyaz ve siyah benekler ve lekelerle süslüdür. Bu renk ve desen kuşun çevresine öylesine uymaktadır ki, Eski Dünya dev baykuş kırlangıcı'nı, gündüz saatlerini uyuyarak geçirdiği ağaç dallarında seçebilmek pek zordur.
Fakat Eski Dünya dev baykuş kırlangıcı'nın uykusu o kadar ağırdır ki, bir çiftten biri vurularak aşağı düşürülse dahi yanındaki uykusundan uyanmaz. Buna karşılık gece olunca, Eski Dünya dev baykuş kırlangıcı canlanır ve ava çıkar.
Yavruyken yuvadan alınan Eski Dünya baykuş kırlangıçları, kısa zamanda evcilleşerek sahiplerine alışır ve başına oturacak, hattâ yatağına girecek kadar sokulgan bir hal alırlar. Karakterlerini de değiştirerek gündüz saatlerinde de yemeye başlarlar.

Deniz kırlangıçları orta irilikte veya ufak ve ince yapılı kuşlardır. Göçücü kuşların şampiyonlarıdır.Başlarıyle aynı uzunlukta düz ve ince bir gagaları vardır. Kanatları çok uzun, dar ve sivridir. Kuyrukları orta uzunlukta ve çatallıdır. Ayak parmakları kısa perdelidir. Kırk beş türü bilinen bu kuşlara deniz kırlangıcı denilmesi, uçuşlarının zarafeti sebebiyledir. Bütün türleri son derece hareketli kuşlardır. Gecelerini kıyılarda yerde geçirirler, gündüzleri ise hemen atialıksız havadadırlar. Yiyecekleri balıklar ve böceklerdir. Arada küçük memeliler, kuşlar ve küçük sürüngenler de yerler.

Mor kırlangıç (Progne subis), kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasından bir kırlangıç türü.
Kuzey Amerika'daki en yaygın kırlangıç türüdür. Uzunluğu 20 cm dir. Erkek yanar döner koyu mor, dişi soluk kahverengidir.

Baykuş kırlangıçları ailesinin Güney ile Orta Amerika'daki temsilcileri dev gece kırlangıçları veya öbür adlarıyle potoo lardır. Bu baykuşumsu gece kuşlarının üst gagaları kökünde çok geniştir, ucunda ise daralarak aşağıya kıvrılmış küçük bir kanca halini alır. Alt gaganın ucu da aynı şekilde aşağıya bükülmüştür. Gaga, kuşun kulaklarının altına kadar açıldığından, bir tenis topu ağız boşluğuna kolayca sığabilir. Fakat gaga hemen tamamen tüylerle örtülü olduğundan boynuz maddesinden olan kısmının pek az bir parçası göze gözükür.
Dev kırlangıçları bazen akşam üzeri yurtlarının otlu savanlarının yukarısında, havada kayarken görülebilirler. Fakat geceleri daha çok faaldirler. Bu arada iri ve fırtlak gözleri cep fenerlerinin ışığında altın gibi parıldar.
Dev gece kırlangıcının yuvası çoğunlukla yerden 1.5-6 metre yükseklikteki bir ağaç kovuğudur. Dişi buraya mor ve kahverengi işaretli bir tek beyaz yumurta yumurtlar.
Tropikal Amerika dev potoosu (Nyctibius grandis) 55-60 santimlik uzunluğuyle iri ve ince bir baykuş büyüklüğündedir. Tüyleri ondüleli kahverengi çizgilerle süslüdür, karnı beyazımsıdır. Havla örtülü yavrunun enli başı bir köpek yavrusunu hatıra getirir. Bu kuş çok zaman tüneğinde muazzam ağzı ardına kadar açık olduğu halde durur, sürü halinde ağzına giren sinekler ise ağız boşluğunun mukozasına yapışıp kalırlar. Dev potoo'yu esaret hayatında yaşatmak mümkün olamamıştır.
Bunu deneyen çok olmuştur. Fakat ilk aylar serbest hayatında olduğu gibi normal bîr hayat süren dev gece kırlangıcı, zamanla sünepeleşip miskin bir hale gelmektedir. Biraz daha sonra her şeye karşı isteksiz bir hal alıp hayatla ilgisini kesmektedir. Serbest hayatta alıştığı şartları dahi onu kurtaramamaktadır.

KIRLANGIÇ TANGARASI denilen Güney Amerika kuşu, kotinga'lara benzemekle beraber, tangara'larla akrabadır. Tabiat bilginleri bununla beraber kırlangıç tangara'ları (Tersinidae) denilen bir başka aileye almışlardır.Bun
da, kuşun kafatası şeklinin farklı oluşu kadar, bir oyukta veya ağaç kovuğunda yuva yapmasının da tesiri vardır. Erkek kırlangıç tangâra nın ondüleli siyah çizgilerle süslü ve mavi parıltılı yeşilimsi tüyleri vardır. Dişi kuş daha yeşildir.

ORMAN KIRLANGIÇLARI' YALNIZ ADLARI KIRLANGIÇTIR
BALIKÇIL KUŞLARIYLA başka bazı kuşlarda rastlanan garip, pudralı havlar, ötücü kuşların arasında yalnız orman kırlangıçlarında vardır. Bu pudralı havlar orman kırlangıçları nda, göğüs, baldır ve aşağı sırt bölgelerinde biten beyazımsı ve kısa tüy toplulukları olarak tarif edilebilir. Bu tüylerin ucu, talka benzer bir pudra salıverir.
Orman kırlangıcı'nın uzun kanatları ve kuvvetli bir gagası vardır. Zarif uçuşuyle ün salmıştır. Bir süre havada kaydıktan sonra, kırlangıçlar gibi kısa kısa kanat çırpar. Tabiat bilginleri bu garip kuşların on kadar türünü tanırlar. Artamidae ailesini meydana getiren orman kırlangıçları'nın yakın akrabaları olmadığı gibi, gerçek kırlangıçlarla akrabalıkları da yoktur.
Gündüzün dağınık sürüler, gece ise sıkı kümeler halinde görülen orman kırlangıçları, çayırlarda yetişen yüksek ağaçların tepesinde veya üst dallarının etrafında yaşarlar. Genel olarak suya yakın bölgelerde yerleşir ve tüneklerinden atılarak uçar böcekleri kovalarlar.
Yurtlar; özellikle Filipinler, Yeni Gine ve Avustralva'dır. Sırtları grimsi siyah, karın bölgeleri beyazdır. Uzun ve sivri kanatlan ve mavimsi gagaları vardır Akşam güneş batarken koloniler, sevgili tüneklerinin üzerinde toplaşır, sırt sırta veya yan yana vererek geceyi geçirmeye hazırlanırlar. Böyle bir koloni akşam üzeri ürkütüldüğü takdirde, orman kırlangıçları âdeta patlar gibi dört bir yana dağılırlar. Ortalık karardıktan sonra kolay kolay ürkmezler.
Erkek ve dişi orman kırlangıçları, irilik ve renk bakımından eştirler. Kuluçka, sonra da yavrulara bakmak vazifelerini paylaşırlar. Bazen bir orman kırlangıcı grubunun, otlardan örülmüş açık kâse biçimli yuvalarını küçük bir alana sıkıştırdığı görülür. Güney Asya'da yaşayan 17 santim uzunluğundaki kahve rengi orman kırlangıcı (Artamus fuseus) ve Avustralya'nın yerlisi maskeli orman kırlangıcı (Artamus personatus) iyi bilinen türleridir.

Kırlangıçlar

Kırlangıçlar, ötücü kuşların en güzellerindendirler. Aralıksız olarak sinekleri ve başka böcekleri kovalarken son derece zarif bir uçuşları vardır. Çiftçi, ekin tarlasını biçerken, çok kere, rahatsız olarak kaçan böcekleri yakalamak üzere biçicinin demirinin geçtiği yerlere konup havalanan bir kırlangıç grubu tarafından takip edilir. Bu kuşların kısa, yassı ve üst yarısının ucu kancalı gagalarının çok fazla açılabilmesi bol sayıda böcek kapmalarına yardım eder.
Dış görünüş bakımından kara sağanlara çok benzeyen zarif küçük kırlangıçların göğsü enli, boynu kısa, başı yassıdır. Bacakları kısa ve kuvvetsiz, kanatları uzun, dar ve çok sivri, kuyrukları çoğu zaman derin çatallı, tüyleri kısa ve üstte madenî parıltılıdır.
Kırlangıçlar bütün kıtalara, bütün enlemlere ve bütün yüksekliklere yayılmışlardır. Birçokları insanların evlerine sığınırlar, başkaları dik kaya veya toprak duvarlarına yerleşirler, daha başkaları yuvalarını ağaçların üzerinde bina ederler. Yazı ile kışı arasında çok fark olan bölgelerde yuva yapanları göçücü kuştur.
Kırlangıçların hareket şekli uçmaktır. Yerdeki yürüyüşleri, akrabaları kara sağanların sürünmesinden biraz üstünse bile gene enikonu beceriksiz sayılır. Ötüşleri, insana neşe veren bir cıvıltıdır. Kırlangıçlar şen, sokulgan ve biçimli olduktan başka, gerçekten cesurdurlar. Çevrelerini dikkatle gözden geçirir, dostlarını, düşmanlarını öğrenir ve ancak lâyık olana itimat ederler.
Bütün kırlangıçlar böcek avcısıdır. Fakat daima havada avlanır, duvarların üzerinde duran böcekleri dahi uçarken yakalarlar. Kaptıkları avı parçalamadan yutarlar. Su içişleri dahi uçarkendir. Uçarak yıkandıkları tesbit edilmiştir. Su yüzeyinin hemen yukarısında kanat çırparken, birdenbire aşağı çöker, ya gagalarını, ya da vücutlarının bir kısmını suya daldırır, sonra silkinerek ıslanan tüylerini kuruturlar.
Kıyı kırlangıcı, yıllık 35 000 -36 000 kilometrelik gidiş-dönüş göç yolculuğu ile meşhurdur. Bu akıllara durgunluk verici yolculuğu göze alan kıyı kırlangıçları, önce Kuzey Kutbu'nun yazı esnasında üreme alanlarında dört aylık devamlı gün ışığmln tadını çıkarırlar. Bu kuşlar kuzeydeyken Kuzey Kutbu'yle 8 derece daha güneyi arasındaki kuşakta yaşarlar. Bununla beraber bu türün bazı üyeleri de 40 derece kuzey enlemi kadar güneyde yuva yaparlar.
Birçok türleri, dış duvarı tükrükle perçinlenmiş kil topakları görünüşünde olan marifetli bir yuva yaparlar. Yuvada 4-6 yumurta bulunur. Dişi tek basma kuluçkaya oturur.
Yaşamak için sınırsız bir hürriyete ihtiyaç duyan kırlangıçlar, esaret hayatına gelemezler. Roma'lılar onlardan posta güvercini gibi faydalanmışlardı.
Kırlangıçların en iyi bilineni «kır kırlangıcı» veya öbür adıyla «adi kırlangıç» tır (Hirundo rustica). Kutup Dairesi'nin güneyindeki bütün Avrupa'da, Batı ve Orta Asya'da bulunan bu tür aynı zamanda Birleşik Amerika'nın en iyi bilinen kırlangıcıdır. Bütün kırlangıçlar gibi bunun da ufak ve zayıf bacaklarıyle ayakları vardır, dallara rahatça tüner, fakat ender olarak yürümeye kalkışırlar. 18 santim uzunluğundaki bu güzel kuşun sırtı parlak bir mavimsi siyah, göğsü kızlımsıdır. Uzun ve çatallı kuyruğu beyaz beneklerle süslüdür.
Bu kırlangıç eskiden yarlarda yuva yapardı, ama şimdi yuvasını samanlıkların ve başka binaların pervazlarının veya kirişlerinin üzerinde bina eder. Kır kırlangıcı böylece, gerek bol miktarda zararlı böcek yutması, gerekse de bizlere yakın yaşaması sebebiyle en yakm dostlarımızdandır. Tükrükle perçinlenmiş çamurdan meydana gelmiş yuva, içi oyuk bir kürenin dörtte biri görünüşündedir. Altında hafif bir destek bulunması şartıyle herhangi bir duvara yapıştırılabilir. Bir kır kırlangıcı çifti böyle bir yuvayı güzel havada 8 günde tamamlar. Yuvanın eni yaklaşık olarak 20, derinliği 10 santimdir. Dişi kır kırlangıcı, kıllar, tüyler ve benzeri yumuşak maddelerle astarlanmış böyle bir yuvanın içine tarçın renginde benekli 4-5 beyaz yumurta yumurtlar. Bu kuşlar bazen bir tek mevsimde iki parti yavru çıkardıkları gibi, aynı yuvayı üst üste yıllarca kullanabilirler.
Kırlangıçlar, zarif, son derece faydalı ve sokulgan kuşlardır.
Kırlangıç
Vikipedi:Taksokutu
Bilimsel sınıflandırma

Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube: Chordata (Kordalılar)
Sınıf: Aves (Kuşlar)
Takım: Passeriformes (Ötücü kuşlar)
Familya: Hirundinidae (Kırlangıçgiller) Vigors, 1825
Kırlangıç, kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasını oluşturan kuş türlerinin ortak adı.
Kırlangıçlar, kutuplar hariç dünyanın her tarafında yaşayabilen sinek avlayarak geçinen küçük ötücü kuşlardır.
Kırlangıçların Genel özellikleri

Boyları 10-23 cm arasında değişir. Çoğunun karnı beyaz, baş, kuyruk ve kanatları siyah, alın ve gerdanı kahverengi parlak tüylüdür. Kısa ayaklarının tırnakları sivri olduğundan düz, yassı zeminlere rahatça tutunurlar. Üçgen şeklindeki gagaları geniş yırtmaçlı olup ağızları açık uçarken sinek, sivrisinek gibi küçük böcekleri avlarlar. Kuyrukları çatallı, kanatları uzun ve sivridir. Hızlı uçarlar. Kuyruklarını dümen olarak kullanır, ani dalışlar yaparlar. Çoğu sürü halinde yaşar.
Yaz sonunda, günler kısalıp, böcekler azalınca yavru ve erginler göç ederek kışı Afrika'da geçirirler. İlkbaharda geri dönerler. Diğer göçmen kuşların aksine gündüz göç yollarına devam ederler. Göç sırasında bazen şiddetli yağmur ve fırtınalar binlercesinin ölümüne sebep olur.
Kırlangıçların Üremesi

Binaların çatı altlarına, saçaklarına ve pencere oyuklarına çamur ve kilden çanak şeklinde sağlam yuvalar yaparlar. Dişi kırlangıç, erkeğinin tükürüğüyle harç ederek gagasıyla getirdiği çamuru toplar, saman ve otlarla sekiz gün içinde sağlam bir yuva yaparlar. Geniş ve yassı gagalarını, yuvalarını yaparken, çamurları sıvamak için mala gibi kullanırlar. Yuvalarının çoğu ancak bir kırlangıcın girebileceği kadardır. Eni yaklaşık 20 cm, derinliği 10 cm kadar olup içi tüy ve kıllarla döşenir. Yuvalarını gruplar halinde mağara, kayalık ve ağaçlara yapan türler de vardır.
Dişi, yazın tarçın renginde benekli 4-5 yumurta yumurtlar. Eşler sırayla kuluçkaya yatarlar. Yavrular anne babaların ağızlarında getirdikleri böceklerle beslenirler. İki hafta içinde gelişip yuvayı terk ederler. Kırlangıçlar, yılda 2-3 defa kuluçkaya yatarlar.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Tarlakuşları


Toygargiller ya da tarlakuşları (Alaudidae), ötücü kuşlar takımına ait bir familyadır.

Palearktik, Oryantal, Etopya, Neotropik kıtalada yayılış gösterirler. Açık arazilerde bulunurlar. Besinleri böcekler ve tohumlardır. Yuvalarını yere yaparlar. Tek düze renkli, zemine uyum sağlayan renkllerdedirler. Kanatları dardır, iyi uçamazlar. Bazıları iyi koşucudur, yürür gibi koşarlar. Tırnakları uzun ve iğ şeklindedir. Susuzluklarını çiy damlalarını emerek giderirler. Erkekle dişi birbirine benzerdir.

Tarka Kuşu Avrupa'lı batı şairlerin eserlerinde öbür kuşla rın herhangi birinden daha fazla yer tutar. İngiliz şairi Coleridge'nin, tarla kuşu'nun ötüşünü «bulutların arasındaki bir meleğin şarkı söyleyişi» ne benzetmesinde hakikat payı vardır. Tarla kuşu daha çok açık alanlara rağbet eder, üzerine tüneyip öteceği yüksek bir tüneğin yokluğunda da şakımak için havada tâ yükseklere çıkar.
Tarla kuşları'nın yetmiş beş türü bir Eski Dünya kuşu ailesi olan «tarlâkuşugiller» i (Alaudidae) meydana getirir. İçlerinden yalnız bir tanesi: «kulaklı tarla kuşu» (Otocoris alpestris), Amerika'ya yerleşmiştir. Kulaklı tarla kuşu'nun rengi toprağa ve kuma uyar. Yakından bakılınca, siyah yakası ve gözünün üzerinde sarı bir çizgisi olan güzel bir kuş olduğu görülür. «Kulaklar», kuşun alnında siyah tüylerden meydana gelmiş iki küçük kümedir, fakat bunlar pek ender olarak göze gözükürler.
Tarla kuşları genel olarak ince yapılı, oldukça kısa ve kuvvetsiz koni biçimli gagalı, orta uzunlukta ve sivri kanatlı kuşlardır. Ailenin en ünlü şarkıcısı şüphesiz, «adi Avrupa tarla kuşu» dur (Alauda arvensis), 17-18 santim uzunluğundaki bu kuşun sırtı toprak rengi, çenesi ve gözünün üzerindeki çizgiler kirli beyaz, yanakları ve kulak bölgesi, gerdanı, üst göğüs bölgesi ve yanları pas rengi fon üzerinde daha koyu çizgili, kuyruğunun yanlan beyaz kenarlıdır. Bu tür bütün Avrupa'da, Kuzey Afrika'da ve ılımlı Asya'yla Kuzey Asya'nın büyük bir kısmında yaşar. Adi Avrupa tarla kuşu, yerdeki basit bir ot yuvanın içine benekli ve grimsi 4 - 5 yumurta yumurtlar. Tarla kuşları birçok yer kuşları gibi, hoplayacaklarma koşarlar.
Birçok çöl tarla kuşları kamuflaj kurallarına uyarlar. Toprağın kızılımsı olduğu yerlerde tarla kuşlarının tüylerinin rengi de böyledir. Toprağın siyahımsı, kahverengi veya gri olduğu yerlerde, bu kuşların tüyleri aynı renkleri alır. Bu kamuflaj, çöller ve otluk ovalar gibi çalısı olmayan yerlerde tarla kuşlarının, atmaca gibi kuşların saldırılarına karşı tek korunma silâhlarıdır.

5 Kasım 2007 Pazartesi

Lir Kuşları


Lir kuşu, güzel renk desenlerine sahip iki kuş türünün ortak adı.
Muhteşem lir kuşu, büyük kahverengi sülüne benzer. Kanatları kırmızımsı ve kahverengi, gagası, bacakları ve ayakları siyahtır. Yetişkin erkek çok süslü bir kuyruğa sahiptir. Lir kuşu kuyruğunu gösterdiğinde lir şeklini alır. Dişilerin ve genç erkeklerin de kuyrukları vardır fakat özel tüylerden yoksundur. Muhteşem lir kuşunun kuyrukları 80-100 cm uzunluğunda olup, dişilerinki erkeklerden daha kısadır.
Muhteşem lir kuşunun şarkısı bir dereceye kadar meşhurdur. Şarkılarının yaklaşık % 80 'i usta, becerikli mimikleri içerir. Tabii ve mekenik seslerin her ikisini de taklit eder. Ve eşsiz bir potpuri şeklinde birleştirir.
Zincir testere, araba motoru, köpek havlaması ve yerel kuşların seslerini taklit eder. İnsan etrafının bir kuş sürüsü ile çevrildiğini hisseder. Halbuki bu sesleri yapan sadece bir tek lir kuşudur.
Avustralya'da bulunan diğer bir lir kuşu Albert lir kuşudur. Bu kuş daha ziyade kırmızı renkte olup dişilerinin kuyruğu daha az detaylıdır.Bu isim ona İngiltere Kraliçesi Viktorya'nın kocası Albert'in onuruna verilmiştir.
Kuşun ismi, erkeğinin kuyruğunu gösterdiğinde lire ( Müzik aleti ) benzemesinden gelir. Dışdaki iki tane kalın beyaz ve kahverengi tüyler bir çerçeve şeklini oluşturur. Bu tüyler iki yaşından sonra olgunlaşır.İçerdeki daha ince tüyler ise telli çalgılar gibidir.
Lirkuşu örümcekler,solucanlar,böcekler bazende tohumlar ile beslenir.Yiyeceklerini ayakları ile yaprakları karıştırarak bulur.yiyecek bulme peşine yalnız çıkar.Fakat dişiler ve genç erkekler beraber beslenirken görülebilir.
Lirkuşu,güney doğu Avustralya ana kıtası ve güney Tasmanya'da nemli ormnlarda bulunur.Toprak meskenli bir kuştur.Fakat geceleyin ağaçlarda tüner.Kuşlar daimi ikametgahlı olup,bölgelerinden pek uzaklara gitmezler.Nadiren uzaklar giderler ve 10 km ev merkezli bir alan içinde bulunurlar.
Lirkuşu hersene Nisan ve Ekim ayında ürer.tek yumurta üzerine oturur.Erkekler çeşitli dişi ile çiftleşir.Dişi yuvayı kendisi yalnız yapar.Kuluçka dönemi yaklaşık altı hafta sürer.Yumurtadan çıkan yavru ile annesi ilgilenir.Yavru yuvayı ancak 6-10 hafta sonra terk edebilecek duruma gelir.

3 Kasım 2007 Cumartesi

Çömlekçi kuşları,


Çömlekçi kuşları, bir özellikleri dolayısıyle üzerinde durulmaya değer: Kuşların dünyasında duvarcı olarak, bunların, üstlerine yoktur. Fırına benzetilen yuvaları çamur, çalı çırpı, değnek, yaprak ve bu gibi çeşitli malzemeden yapılır. Yuvanın, genel olarak daire biçiminde bir koridordan geçmek suretiyle ulaşılan bir iç odası vardır. Kapısı yandadır.
Çömlekçi kuşları'nın bazı çeşitleri daha çok evlerin yakınlarına yerleşerek 3-5 kilo ağırlığındaki yuvalarını direklerin, kulübelerin girişlerinin ve alçak ve yassı dalların üzerine yaparlar. Bu kuşlardan biri olan soluk bacaklı çömlekçi kuşu sığırcıktan biraz ufaktır. Sırtı, kanatları, kuyruğu ve göğsü koyu sarı kafası koyu kahverengi, karnı beyazımsıdır. Gözlerinin çevresinde geniş beyaz çizgiler bulunur.
Bu kuşlar insanlar için sevimli ve şen komşulardır. Bir evden görülen çömlekçi kuşu yuvasının yan kapısının daima eve baktığı tesbit edilmiştir. Böylece, kuşların yuvalarına giriş çıkışları kolayca tetkik edilebilir. Bu çetrefil yapıyı tamamlamak çok kere kuşların aylarca aralıklı olarak çalışmalarını gerektirmektedir. Bitkisel liflerden ve çamurdan yapılmış yuva kuruyunca kerpiç kadar sertleşir. Dişi çömlekçi kuşu, genellikle otla astarlı olan içteki odacığa, beyaz ve koni biçiminde 3 - 4 yumurta yumurtlar. Erkek kuş kuluçka vazifesini dişisiyle paylaşır. Bu kuşlar kendilerine her yıl, bazen eski yapıların tepesinde olmak üzere, yeni bir yuva yaparlar. «Fucnariidae» ailesini meydana getiren çömlekçi kuşları genel olarak kızılımsı veya tarçın rengindedirler. Çömlekçi kuşları, yumuşak ve çoğu zaman kare biçimli bir kuyrukları vardır. Bazılarının, yuvalarını evlere yakm yaptıklarını gördük. Daha başkalarının yuvalarına gene evlere yakm meyva bahçelerinde rastlayabilirsiniz. Bazı çömlekçi kuşları da sık ormanların yüzeyinde, ya da orta katlarında, daha başkaları tropikal nehirlerle dağ nehirlerinin kıyılarında barınırlar. Bazıları yüksek dağlardaki mutedil kuşaklarda yerleşirler, bazıları ise çayırlara rağbet ederler.
Güney Amerika'nın kuzeyinde en çok rastlanan çömlekçi kuşu türü, yumuşak tüyleri ve uzun ve yumuşak bir kuyruğu olan öteğen iriliğinde kızılımsı kahverengi bir kuştur (Synallaxis). Bu çömlekçi kuşları genellikle ormanların alt katlarında çift olarak bulunurlar. Alçak dalların veya çalıların üzerine çalı çırpı, tüy ve ottan bina ettikleri hacimli yuvanın içine 3 - 4 açık mavi renkli yumurta yumurtlarlar. Yuva hafif malzemeden yapılmış olmasına rağmen, gene fırın biçimindedir.
TAPAKULO KUŞLARI
Tapakulo adı İspanyolca olup bu kendine emin küçük kuşların, kuyruklarım havaya dikmiş vaziyette yürürkenki kibirli hallerini anlatır.
Tapakulo'lar ender uçan ve pek göze çarpmayan küçük kuşlardır. Gölgeli orman yüzeyinde kemiriciler gibi acele acele koşmayı tercih ederler. Bazı türleri çayırlarda yaşarsa da, çoğunluğu ormanlık bölgelerin kuşlarıdır. Tapakulo'ların yirmi sekiz çeşidine Kosta Rika ile Patagonya arasında rastlanır. Bazıları Andiarın 3 000 metre yükseklerinde yaşarlar. Meydana getirdikleri ailenin bilimsel adı «Rhinocryptidae» dir. Hepsi de çok ürkektir. Yabancılara gürültülü bir şekilde çatmaları olmasa hayatlarının izlenmesi mümkün olmayacaktı.
Tapakulo'ların çoğunun sırtı koyu kurgum veya kahverengi, karnı ise gri veya koyu sarıdır. Gagaları düzdür. Değneklerden, otlardan ve yosunlardan örtülü yuvalarını genel olarak bir çalının yere yakın bir yerine oturturlar.
KARINCA İNCİRİ KUŞLARI
Karına inciri kuşları ailesinin bir düzüne kadar türü, gerek görünüş, gerek davranış bakımından karınca kuşlarından bazılarına çok benzeyen, kısa kuyruklu ve uzun bacaklı kuşlardır. Karınca incir kuşları, Amerika' nm tropikal kuşaklarında sık ormanların dibini kaplayan çalıların sakinleridir. Bu kuşların sırtı genellikle gri, karnı beyazımsıdır, uzamış tüylerden beyaz bir kaşları ve siyah, ya da kestane rengi bir başlıkları vardır. Gerçek incir kuşu olmadıkları gibi, vücut yapılarının bazı özellikleri bakımından karınca kuşlarından farklı oldukları için «Conopophagidae» denilen ayrı bir aile olarak ele alınırlar.

2 Kasım 2007 Cuma

Karınca kuşları, Örümcek Kuşları, Keskin Gagalar

Amerika' nın tropikal ormanlarında kuş arayan tabiat bilginleri çok kere asker karınca ordularıyla karşılaşmak tehlikesindedirler. Kendilerine öz bir ses çıkaran bu korkunç sürülerin her biri, orman zeminini siyahımsı bir halı gibi kaplayan, her ini, her yaprağı yoklayan ve her dala, çalıya ve ağaca çıkan yüzbinlerce asker karıncadan meydana gelir.
Yaklaşan bir karınca ordusunun yolu üzerinde olmak, karıncalar daha gözükmeden dahi umıtulamayacek bir tecrübedir. Her türlü böceği ve örümceği hayatını kurtarmak için kaçarken görebilirsiniz. Kırkayaklar toprağın yüzeyine çıkarlar örümcekler ipek gibi ağlarından yere kayarlar. Sayısız böcek kuru yaprakların üzerinde kaçarken, yağmur gibi bir ses kulağa gelir. Bütün bu orman yaratıkları kaçmaya mecburdurlar. Zira en ufak bir gecikme, yağmacı karıncalara yem olmaları anlamına gelir.
«Karınca kuşları» işte bu kargaşalık arasında çıkagelirler. Tiz tiz öterek, şen hareketlerle sağa, sola sıçrayarak ve karınca halısının yolu üzerinde durmamaya dikkat ederek böceklerle tıka basa karınlarım doyururlar.
Karınca kuşları, Amerika tropikal kuşakları'nm, kolibrî'lerden sonra en karakteristik ve en bol orman kuşlarıdır. Tabiat bilginleri bu kuşların en azından 238 türünü bilirler. «Karıncagiller ailesi» nde (Formicariidae), çok kere erkekle dişinin arasında görünüş itibariyle belirli bir ayrılık vardır. Erkek karınca kuşu siyahlı beyazlı, dişisi kahverengi veya gridir. Bazılarının sırtında gizli bir beyazımsı leke bulunur. Karınca kuşları, genel olarak ormanın alçak dallarına asılı derme çatma yuvalar yaparlar. Bu yuvalar liflerden, köklerden, birkaç yapraktan, yosundan ve ottan örülmüştür. Dişi buraya genellikle parlak kahverengi veya gri lekeli veya zikzaklı 2 - 3 mavi beyaz veya kahverengimsi yumurta yumurtlar.
«Keskin gaga», bu Güney Amerika ailesindeki tek türdür. Keskin-gagalar tiranlarla yakın akraba olmakla beraber, kılınışı tüylerle çevrili ve kancalı olmayan düz ve keskin bir gagalan olmasıyla onlardan ayrılırlar. Sık tropikal ormanların üst katlarında yaşadıklarından, haklarında, küçük tangara'larla bazen bir arada görüldüklerinden başka bir şey bilmiyoruz. »Oxyruneidae» ailesini meydana getiren keskin - gagaların sırtı sarımsı yeşildir, çoğu zaman gizli olan parlak kırmızı bir tepelikleri vardır. Karınları ve göğüslerinin rengi griyle sarı arasında oynar ve siyah beneklerle işaretlidir.
Tabiat bilginleri karınca kuşları'nı başlıca üç grup halinde ele alırlar: «Karınca örümcek kuşları», «karınca çıt kuşları ve «karınca pitta'ları» veya öbür adlarıyle «karınca ardıçları». Ailenin en kalabalık grubu olan karınca çıt kuşları, sık ormanın derinlerinde yerde veya yere yakın yaşarlar. Oldukça ince ve orta derecede kancalı gagaları ve öteğengillerinki gibi bir kuyrukları vardır. Grup halinde yolculuk ettiklerinden, incelenmeleri kolaydır. Çok kere karınca örümcek kuşları ve odun kesici diye isimlendirilebilecek başka bazı bağırgan kuşlarla bir arada görülürler. Dört, beş türden yirmi kuşluk bu karışık sürüler çok gürültücüdür, sesleri ormanın derinlerinde belki kırk metre uzaktan duyulabilir. Bu koro aslında bir savaş çağırışı olup karınca kolonlarının yürüyüş halinde oldukları anlamına gelir.
Karınca çıt kuşları'nın arasında irilik ve renk bakımından büyük farklar varsa da, hepsi oldukça ince yapılı kuşlardır. Minik »Amazon karınca çıt kuşu» (Microrhopias quixensis), kanatlarında, kuyruğunda ve siyah tüylerinin kaidesinde beyaz benekler olan siyah renkli ve ötegen iriliğinde bir kuştur. Dişisi donuk kahverengidir. «Alaca karınca çıt kuşu» (Melanopareia maximiliani), iri bir öteğen veya bir kuyruksallayan büyüklüğünde ince bir kuştur. Parlak kızılımsı göğsü, beyaz gerdanı, siyah yüz maskesi ve grimsi sırtı vardır.
Yanlardan basılmış ve kuvvetli kancalı gagaları elan karınca örümcek kuşları, tropikal ormanın veya orman kıyısının alt veya orta katlarında barınırlar. İri türlerinde gaga genellikle oldukça derin olukludur. «Beyaz çizgili karınca örümcek-kuşu» (Thamnophilus doliatus), siyah ve beyaz yollarıyle klasik hapishane üniformasını andırır. Meksika üe Güney Amerika'nın kuzeyinde yaşayan bu oldukça kalın yapılı ve sığırcık iriliğindeki kuşun uzun kuyruğu ve beyaz bir tepesi vardır. Dişisi aynı yapıda olmakla beraber kızılımsı kahverengidir. Kolombiya ile Bolivya arasındaki And sıradağlarının kuşlarından »beyaz kanatlı ateşgöz» (Pyriglena), kadife gibi siyah renkliyse de, kanatlarında gizli beyazlıklar vardır, gözleri de şarap ıkırmızısıdır. Karınca örümcek - kuşları'nm en gülüncü Güney Amerika'nın «beyaz yüzlü karınca kuşu» dur (Pithys albifrons). Kızılımsı kahverengi vücutlu ve grimsi kanatlı bu serçe iriliğindeki kuşun, her ikisi de lekesiz beyaz olan keçimsi bir sakalı ve alnında dağınık tüylü büyük bir tacı vardır. Orman zeminine yakın yerlerde kalabalık sürüler halinde dolaşır.
Karınca kuşları'nın üçüncü ana grubu karınca ardıçları'na bazen karınca pittaları» da denilmektedir. Gölgeli orman zemininde yaşayan bu kaim gagalı kuşlar çok kere, çok uzun bacaklı ve çok kısa kuyruklu kahverengimsi iri ardıç kuşlarına benzerler. Kuşların en ürkekleri arasındadırlar. Bununla beraber sutavuğugiller gîbi bunlar da devamlı
tekrarladıkları gürültülü çağrılar salıverirler. Genel olarak yalnız veya çift olarak görülen karınca ardıçlarının ıslığının vantrilogluk özelliği vardır. Bu da, düşmanlarından gizlenmesi için tabiatın kuşa yardımıdır.
Bu güzelliğe meraklı karınca ardıcı grubunun tipik bir üyesi de «on düleli karınca pittası» dır (Grallaria squamigera). Güney Amerika'nın kuzey yarısının bu kuşunun 6-7 santim uzunluğunda bacakları (küt uçlu kuyruğundan en az iki kat uzun) ve zeytuni renkli dolgun bir vücudu vardır. Başının tepesi mavimsi gri, karnı ile göğsü soluk tarçın rengi fon üzerinde siyah yolludur. Bu tür de Venezuela ve Kolombiya Andlarında yaşayan akrabası «Grallaria excelsa» gibi çok kere deniz seviye» sinden 2 500 metre yükseklikteki sık astropikal dağ ormanlarının zemininde barınır.