Güvercin ve Güvercinci

13 Ekim 2007 Cumartesi

Atmaca -1

Bilhassa kuşlarla beslenen atmacalar en azından kırk dört türü olan Aceipiter grubuna girerler. Atmacanın kısa ve yuvarlağımsı kanatlan, uzun bir kuyruğu, ufak bir kafası ve çok kancalı bir burnu vardır. Vücudu, küçük kuşların peşinde çalıların ve dalların arasında kaymasına çok elverişlidir. Havadayken avına devamlı bir uçuş yerine kısa süreli hızlanmalarla yetişir.
Doğan cinsinden ava alışabilir yırtıcı küçük bir kuş. Oldukça kısa gagalarının kökü geniş, ucu sivri ve aşağı doğru kıvrıktır. Kanatları kuyruğunun ortasına kadar uzanır. Ormanlık ve dağlık yerlerde yaşar. Küçük kuşlar, fare, kurbağa ve böceklerle geçinir. Kendilerin den büyük kuşlardan korkmayan cesur hayvanlardandır.

Atmaca küçük yırtıcı kuşlar gurubundan bir göçmen bir kuştur. Kertenkele, yılan, kurbağa, fare ve küçük kuşları avlayarak beslenir.
Yeryüzünde avını ondan daha ustaca yakalayabilen bir yaratık daha yoktur. Avını yakalarken gösterdiği üstün performans ve atikliği görmeden tahmin yürütmek mümkün değildir.
Bir ok gibi fırlar ani bir hareketle avını pençeleriyle yakalar. Ağırlığı 180-300 gram civarındadır. İlim dilinde adı Accipiter Nisus'tur. Erkeği dişisinden küçüktür. Avda genellikle daha güçlü ve dayanıklı olduğu için dişi atmacalar kullanılır.
Atmacanın erkeğine "Mamulitsa", bir yaşından büyük olanlara da "Tüylek" denir. Avcılık için, insana alışmaları ve eğitilmeleri daha kolay olduğundan tutuldukları senenin yavruları yani bir yaşını doldurmamış olanlar genellikle tercih edilmektedir. İyi huylu atmacalar saklanıp bir sonraki sezonda avda kullanıldığı gibi, ender olsa da doğada kalmış bir yaşından büyük atmacalarla da (Hava Tüyleği) avcılık yapılmaktadır.
Atmaca, Avrupa, Asya ve Afrika'nın ormanlık bölgelerinde yaşar. Ağustos ayından başlamak üzere Ekim ayının sonuna kadar kuzeyden güneye ve kışı güneyde geçirdikten sonra da Nisan Haziran aylarında da güneyden kuzeye göç etmektedir.
Edinilen bilgilere göre, Atmacalar sonbahar göçünde Orta Avrupa, Orta Rusya ve güney batı Asya ormanlıklarından güneye doğru göç ederler. Bu göçler esnasında iki yoldan ülkemizin doğu ve batı sınırlarına yakın bir yol takip ederler. Birinci göç yolları; Alplerden başlamak üzere Adriyatik sahilleri, Yunanistan, Doğu Trakya ve İsİstanbul boğazını takiben güneye iner. İkinci yol ise, Orta Rusya'dan başlamak üzere Kafkas dağlarının batı yamaçlarını takiben Karadeniz kıyılarından Doğu Karadeniz dağlarını geçerek güneye inerler.

Yarasa Atmacası


Yarasa Atmacası kuşu kalabalık «Açcipitridae» ailesinin geceleyin çalışan tek üyesidir. Yurdu Afrika ile Güney-doğu Asya olduğundan, pek az tabiat bilgini bu çaylağı tetkik konusu etmek fırsatını bulmuştur. Bir yazar tarafından bildirildiğine göre, yarasa çaylaklar Borneo'da güneş batarken büyük mağaraların ağzında pusu kurmakta ve karanlıkta beslenmek üzere mağaralardan çıkan yarasalarla karınlarını doyurmaktadırlar.

12 Ekim 2007 Cuma

Karakara Kuşları




Karakara'lar


Doğanların çoğunun güçlü ve yırtıcı kuşlar olduğunu gördük. Amerika tropikal bölgelerinin yerlilerinden karakara'lar aksine uyuşuk gözükürler. Bu grubun en kuzeysel üyesi Audubon karakarası'dır (Poly borus cheriway).
Orta ve normal irilikteki bu siyahlı beyazlı türün bazen Meksika kartalı diye de adı geçer. Birleşik Amerika'nın güney eyaletleriyle daha güney bölgelerde bulunur.
Audubon karakarası da öbür karakara'lar gibi özellikle leşle beslenir. Fakat canlı avlara, meselâ yılanlara, kaplumbağalara ve kurbağalara rağbet etmez değildir. Meksika yollarında çöp peşinde koşmaya sıra gelince uzun ve güçlü bacaklarının üzerinde tavuksular kadar çeviktir. Yiyecek ararken bacaklarıyla ayaklarından yararlanarak, dallarla çalı çırpının altını kazış tarzı da tavuklara benzer Kendine yiyecek aradığı zamanların dışında, daha doğrusu karnı tokken pek hareketli değildir.

11 Ekim 2007 Perşembe

Güvercin Doğanı


GÜVERCİN DOĞANI veya MERLİN (Falco columbiarus)


«Güvercin doğanı», genellikle güvercinden ufaktır. Erkek güvercin doğanı'nın yaklaşık olarak 25-26 santim uzunluğunda olmasına karşılık, tipik güvercin ondan 12-13 santim uzundur. Güvercin doğanına bu adın, güvercin avlamasından ötürü verildiğini sanmak yanlıştır. Bu ad ona, uçarken biraz güvercine benzemesinden dolayı verilmiştir. Güvercin doğanı bazen bu kendinden büyük kuşa saldıracak kadar cesursa da, genel olarak daha ufak kuşlarla beslenir ve kırlangıç gibi hızlı uçucuları havada yakalar.
Güvercin doğanı'nm sırtı kurşunlu mavi renktedir, karnı ise çizgili gibidir. Göçücü bir kuştur ve anayurdunun kuzey olmasına rağmen, kışın tropikal enlemlere iner. Kuzey Amerika'da da, Kuzey Avrupa' da da bulunur. Avrupa'daki çeşidi yerine göre daha çok merlin diye tanınır.

Doğanlar


DOĞANLAR gündüz yırtıcılarının ufak üyelerinden olup derli toplu vücutları, iri kafaları, uzun boyunları, kısa üst gaganın kenarındaki dişleri ve uzun kuyruklarının sonuna kadar varan kanatlarıyla dikkati çeekrler. Uçuşlarının gücü ve hızı ile öbür yırtıcı kuşları geride bırakırlar. Yuvalarını yüksek ağaç tepelerinde, kayalıklarda veya kulelerin üzerinde
yaparlar. Doğanların doğan, küçük doğan, delice doğan, kerkenez, küçük kerkenez, güvercin doğam vs. gibi birçok çeşidi vardır.

DOĞAN


«Doğan» ın bütün kuşlardan hızh uçtuğunu ileri süren uzmanlar vardır. Saatte 280-290 Km.'yle pike indiğini görenler olmuştur. Bilimsel adı «Falconidae
» olan doğan ailesinin altmış kadar türü sayılmıştır.
Bazı dillerde «peregrin» diye adı geçen doğanın sırtıyla kanatları kül rengi, karnı ise beyazımsıdır, göğsüyle yanları kahvemsi siyah çizgilerle süslüdür. Yetişkin erkek doğanın uzunluğu 42-47 santim, daha iri olan dişininki ise 47-32 santimdir. Dişinin açılmış kanatlarının eni 90 santimi bulur.
Doğan bütün Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da Kuzey Amerika'da, Güney Amerika'nın önemli bir kısmında, Avustralya'da, Tasmanya'da ve bazı Okyanusya adalarında bulunur. Bulunduğu bölgelerde rastgele her yerde görülmediği gibi, kalabalık sürüler halinde de görülmez. Genellikle suya yakın yerlerde kayaların üzerinde yaşar. Gerçek doğan türleri kendilerine yuva yapmazlar. Erkek doğan bir kaya pervazının üzerinde bir girinti kazar ve havada türlü akrobasi numaralarına girişerek dişisini gelip buraya yumurtlamaya razı eder.
Bazı büyük şehirlerin ve özellikle New York'un yakınlarındaki bazı kayalıklarda hâlâ tek tük doğanlara rastlanır. Bu yırtıcı Ttuşlar kışın çok kere güvercin avlamak üzere şehre sokulurlar. Bazıları New York' un yüksek binalarının pervazlarına yuva yapmak istemişlerse de bu çabaları olumsuz kalmıştır.
Doğan türlerine has özellikler en fazla doğanda (Palca peregrinus) gelişmiştir. Derli toplu ve güçlü vücudu, uzun ve sivri kanatlarıyla başlıca avı olan kuşların arkasından muazzam bir hızla mermi gibi atılır. Ayakları fevkalade iri ve kuvvetlidir. Doğan bu özelliklerinden ötürü doğanla avlananlar tarafından öbür doğan türlerine tercih edilmektedir. Aynı sebepten Orta Çağlarda «soylu doğan» diye anılırdı.
Doğan nüfusu, avcılardan ve yumurtalarını toplayanlardan çok zarar görmüştür.
Memleketimizde bulunmadıkları ve fazla yaygın olmadıkları için bazı doğan türlerini sadece bilimsel adlarıyla tanımaktayız. Bunlardan biri de «Falco rusticolus» tur. Gerçek doğanların en irisi olan bu kuş Kuzey Kutbu enlemlerinde bulunur ve kışm bile fazla güneye inmez. Birçok kutup türleri gibi beyaz olanları çoktur. Bazılarının rengi beyaza yakın, başkalarının tüyleri gri lekelidir. Aynı kuluçkadan gri ve beyaz kuşlar da çıkabilir.
Bu doğan «Falco peregrinus» derecesinde canlı olmamakla beraber, Orta Çağlardaki avcılar arasında rağbet görürdü
Marko Polo seyahatnamesinde, Kubilây Han'ın, aralarında doğan ve kartal türleri de bulunan ve her birinin eşliğinde bir de avcı olan on bin avcı kuş beslendiğinden bahis vardır. Dört filin sırtına yerleştirilmiş çadırında yatan hakan, sevgili doğanlarının, turnaları ve başka kuşları havada kovalaması için emir verirdi. Avlarını havada yakalayan doğanlar uzun ve şiddetli bir boğuşmadan sonra onları yenilgiye uğratırdı, Hakan bu manzarayı saatlerce seyretmekten usanç duymazdı.

doğanların, şahin, çaylak ve atmacalar





Güvercin düşmanı yırtıcı kuşları tanımaya devam ediyoruz;
Kısaca kartalgiller diyebileceğimiz doğanların, şahinlerin, çaylakların ve atmacaların çoğu bir ağacın üst dallarında, ya da bir yarın kıyısında değneklerden iri bir yuva bina ederler. Yuvanın yapımında kuşların erkeği de, dişisi de vazife alır. İri türlerin, yuvaları için oldukça kaim dalları tedarik etmeleri kolay değildir. Örneğin, kartallar kanatlarını katlayarak kendilerini yüksekten koyverirler ve göz koydukları dalı güçlü pençeleriyle kavrayarak düşüş hızının verdiği kuvvetle kırarlar. Yuvarlağımsı ve pürüzlü kabuklu olan yumurtalarının sayısı ender olarak beşi geçer. Havla örtülü olarak dünyaya gelen yavrular ağır gelişirler. Uçmaya alıştıktan sonra bile, ta ki avlanma sanatını öğrenene kadar büyükleri tarafından beslenirler.
İnsanoğlu tarafından büyütülen genç gündüz - yırtıcıları avlanmayıyavaş yavaş içgüdüleriyle öğrenirler, fakat bu ağır bir eylemdir. Tabiatta, ta ki kendileri avlanmayı öğreninceye kadar büyükleri tarafından beslenilmeye ihtiyaç gösterirler.
Bazı gündüz - yırtıcısı türleri ölünceye kadar bir arada kalmak üzere birleşirler ve her yıl üst üste aynı yuvayı kullanırlar. Eşlerden biri ölecek olursa, öbürü vakit kaybetmeden kendine yeni bir eş bulur ve bu, bir mevsim boyunea birkaç kere tekrarlanabilir.
Gündüz - yırtıcıları vakit vakit kuş ve kümes hayvanı avlarlarsa da, pek azı bunu âdet haline getirir. Öyle olduğu halde, çiftçilerle avcılar bu kuşları görür görmez vurmaya çalışırlar. Halbuki gündüz - yırtıcıları daha çok fareler, sıçanlar ve başka zararlı kemiricilerle beslendiklerinden, insanlara faydalıdırlar. Esasen gündüz - yırtıcıları tarafından öldürülen küçük kuş sayısı, herhangi bir türün üzerinde belirli bir tesiri olamayacak kadar sınırlıdır. Kuşların yaşamasını etkileyen başlıca unsurlar yiyecek durumu ile kış mevsiminde sığınacak yerlerin varlığıdır.

10 Ekim 2007 Çarşamba

Yırtıcı Kuşlar

Yırtıcı Kuşlar Hakkında Genel Bilgi

Kaya kartalı bir balığın didiklenmiş kalıntısı uğruna havada balık kartalı ile çekişir. Vahşî çakır kuşu paniğin tesiriyle soluğu kesilmiş zavallı bir tavuğun arkası sıra ta kümesin içine kadar girer. Yılan kartalı, otların arasından süzülen bir yılanı ta yükseklerden fark ederek üzerine şimşek hızıyla pike iner. Bu saldırgan kuşlar için irilik pek önemli değildir. Atmacaların pek çoğu kendi iriliklerinde hayvanlara saldırırlar.
Atmacalar, doğanlar, kartallar ve daha bir sürü akrabaları gündüz-yırtıcıları denilen bu önemli grupta yer alırlar. Güçlü yapıları, kancalı gagalan, kavisli pençeleri, kudretli kanatları ve son derece keskin iri gözleri hayat tarzları için idealdir. İşitme duyguları da dikkate değer derecede gelişmiştir, buna karşılık koku alma duyguları daha az kuvvetlidir. Avcı oldukları için, zekâsı gelişmiş kuşlardandırlar. Sesleri de kuvvetli sayılır. Aralarında «cüce doğan» gibi serçe boyunda
kuşlar olduğu misali, «kondor» ve kartal gibi kuş ölçülerine göre devler de buJunduğuna göre, irilikleri çok çeşitlidir. Baykuş ve atmaca gibi birçoklarında dişi kuş erkeğinden iridir. Sebebi tabiat bilginleri tarafından keşfedilememiştir.
Yırtıcı kuşlara dünyanın bütün enlemlerinde ve boylamlarında rastlanır. Kış mevsiminde av sahaları fakirleşince, kuzeyin birçok tüylü yağmacıları kendilerinden küçük kuşların arkası sıra daha güneylere göç ederler. Fakat en kuzeysel enlemlerde yaşayanları ne tuhaftır ki kısa yolculuklara gitmekle yetinirler. Bu gibi göçlerde çok kere sürüler meydana getirirlerse de, normal hayatlarında pek azı arkadaş canhsıdır.
Tabiatın en tesirli çöpçülerinden akbabalar da bu önemli grupta yer alırlar. Leşe doyamayan bu kuşların bazıları gerçekten iğrenç görünüşlüdür, zevkleri de iğrençlik bakımından görünüşlerinden geri kalmaz. Bununla beraber sırf bu yüzden insanlara pek önemli bir hizmette bulundukları unutulmamalıdır.
Bilimsel adı «Falconiformes» olan bu takımdaki kuşların içinde bizim için öteden beri en büyük önemi taşıyanı kartal olmuştur. Kartal eski zamanlardan beri cengâverliğin ve yiğitliğin sembolü sayılmaktadır. Roma İmparatorlarının sancaklarını süslemiş, Napolyon Bonapart'm amblemi olmuş, Birleşik Amerika devlet mührüne sembol olarak seçilmiştir. Avcılar yüzyıllar boyunca avlarda terbiye edilmiş kartallarla doğanlardan faydalanmışlardır. Orta çağlarda bazı türler sırf asillere ayrılmıştı ve ele geçirilmeleriyle terbiye edilmeleri tantanalı törenlerle kutlanırdı. Bugün dahi bazı Arap aşiretleri avlarda kaya kartalından yararlanmaktadır. Birleşik Amerika ile İngiltere'de de yırtıcı kuşlarla avlanmak yeniden moda olmuştur.
kaynak: