Güvercin ve Güvercinci

15 Ekim 2007 Pazartesi

Küçük bağırgan kartal


Küçük bağırgan kartal, bütün Orta Avrupa'da ve Kafkaslar'a kadar olan bölgelerde en çok rastlanılan kartaldır. Hindistan'da ve Balkan yarımadasında da bulunur. Kaya kartaü'ndân belirli derecede küçüktür: Uzunluğu 50-58 santimi geçmez. Tüyleri genellikle toprak rengindedir.
Bu kartal ormanları tercih eder ve ancak mecbur olunca ormansız bölgeleri ziyaret eder. Kişilik itibariyle akrabalarının seviyesine erişemez.
Bir tabiat bilgini onun hakkında, «Bildiğim en korkak ve en zararsız kartaldır» demişti. Esasen görünüşü de şahini hatıra getirir. Otururken hiç soylu gözükmez, buna karşılık uçarken gerçek bir kartal olduğunu ispat eder. Çok uzaklara yayılan ibir sesi vardır. Yiyeceği, kurbağalar ve küçük kemiriciler gibi küçük omurgalı hayvanlardır.
Bafra Balık Gölleri Ekosisteminde 1991/1992 yılı bir yıllık çalışmasında 307 kuş türü gözlenmiştir. Göksu Deltasından sonra Bafra Deltası Türkiye'de kuş türü zenginliği açısından ikinci sırayı almaktadırlar. Bu gölgede küçük bağırgan kartal türleri saptanmıştır.

Kaya kartalı (Altın kartal)


Kaya kartalı veya öbür adıyla Altın kartal, tarihte kuvvet sembolü olmuş kartaldır. Kuzey Yarımküresi'nin büyük bir kısmında rastlanan bu yırtıcı kuş, gerçek kartalların en irisi, en kuvvetlisi ve en derli toplu yapılışıdır. Uzunluğu 80-95 santim, kanatlarının uzunluğu 58 - 64 santim, kuyruğu 31 - 36 santimdir. Açılmış kanatlarının eni 2 m.'yi bulur. Ağır bir kuş olduğundan, sakin havada alçak bir yerden havalanırken hantal gözükebilir, fakat yükseğe çıktıktan sonra, gayet ihtişamlı bir uçuşu vardır. Avının üzerine büyük bir hızla inerken, kanatlarının arasından akan havanın sesi epey uzaktan duyulabilir. Fakat kaya kartalı ancak otururken veya uçarken güzeldir, yerde koşarken son derece hantal ve beceriksiz gözükerek insanı güldürür.
Boy 75-88 cm, kanat açıklığı 204-220 cm'dir. Başı altın rengine yakındır. Alttan kanat telekleri örtü tüylerinden ve gövdesinden açık renklidir. Gencinin gövdesi siyaha yakındır, uçuşta beyaz kanat içi ve kuyruk dibiyle rahatça ayrılır. Başını ve boynunu ileri uzatır, kanadı gövdesine doğru daralır, kuyruğu diğer kartallardan uzun ve deniz kartalları gibi kamalı değil, küttür. Uçuşta görkemli ve zariftir, diğer kartallardan farklı olarak süzülürken ve dönerek yükselirken kanatlarını yukarı kaldırır.
Kaya kartalı pek çok tavşan ve yer sincabı öldürür, küçük kuzularla hindilere saldırdığı da çok görülmüştür. Kuşların arasından yalnız yırtıcı kuşlar, kırlangıçlar ve çok hızlı uçan ötücü kuşlar pençesinden kurtulur. Kaya kartallarının bazen çift olarak ava çıktıklarını görenler olmuştur. Hele bir keresinde birkaç kaya kartalı bir çatal boynuzlu antilop'a karşı kitle halinde saldırıya geçmişlerdi. Orta Asya uluslan kaya kartalını terbiye ederek tilki ve ceylan avlamaya alıştırırlar. Pençelerinin kuvveti o derecedir ki, sahibinin sargılarla emniyete alınmış bileğine tünediği zaman, dokunduğu yeri ağntır.
Yavruyken ele geçirilip büyütülen kaya kartalları insanlarla sıkı fıkı dost olurlar, hele sahiplerine o kadar alışırlar ki, uzunca bir süre ayrılacak olsalar, onu bayağı özlerler. Sahiplerini görünce de onlan sevinç çığlıklarıyle karşılarlar.
Fakat kuvvetine güvenen kaya kartalı'nın, çocuklara saldırdığına, hatta gücü yettiği takdirde çocuk kaçırdığına dair anlatılanlar masal değildir. Hatta durup dururken yetişkin insanlara saldırdığı tek tük vakalara bile rastlanmıştır.
Bu kartalın zaman zaman leş yiyeceği de tutar. Bir kaya kartalı çifti, bir sığır ölüsünün başında karınlarını doyururken ve kendilerinden iki misli irilikte bir Kaliforniya kondoru sürüsünün yaklaşma teşebbüslerini geri püskürtürken görülmüştür.
Kaya kartalı siyahımsı kahverengiyse de, sırtında ve boynunda altın renginde gayet güzel bir parıltı dikkati çeker. Birçok lisanlarda «altın kartal» diye isimlendirilmesi bundan ileri gelir. Genç kaya kartallarının kuyruklannda beyazımsı, bölgeler vardır. Bu kartal bir yılda bütün tüylerini dökmeyen tek tük kuşlardan biridir: Bu tüy dökme eylemi iki yılda tamamlanır. Kaya kartalı, yuvasını kolay erişilemeyecek bir yere: Bir kaya duvarındaki pervaza, ya da yüksek bir ağacın üzerine yapar. Değneklerden bina edilen bu yuvayı üst üste yıllarca kullanır. Kaya kartalları ölünceye kadar bir arada kalmak üzere birleşirler.

Tabiattaki kartalların hayat süresi sadece tahminlere dayanmakta ise de, bir kaya kartalının hayvanat bahçesinde kırk altı yaşına kadar yaşadığı bilinmekledir.
Avustralya'nın da kaya kartalı'na benzeyen 98 -100 santim uzunluğunda bir kartalı (Uroaetus audax) vardır. Ormanlarda olduğu gibi ovalarda da çift olarak veya sürü halinde bulunur. Kaya kartalının kuvveti ve yırtıcılığı hakkında anlatılanların hepsi, kuyruğu kama biçimindeki bu kartala da uyar. Rastladığı küçük boy bütün kanguru'ların hakkından gelir. Büyük kangurularla başa çıkamazsa da, dişilerinin kesesinin içinden yavruları kapmanın yolunu bulur. Bu açgözlü kartal Avustralya'daki koyun sürülerinin en büyük düşmanıdır.

Kartallar

Kartal Accipitridae familyasının Aquila cinsinden kuş türlerine verilen isimdir.
* Kartallar tek eşlidir. Yaşamları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar.
* Yuvaları genellikle kolay ulaşılamayacak yerlerdedir. Yuvayı bıraktıkları bir ya da bir kaç yumurtanın kuluçka dönemi altı-sekiz hafta sürer. Yavruları yavaş gelişir ve ancak üç ya da dört yaşına giren kartalların erişkinlere özgü tüyleri çıkar.
* Dünya' nın en hızlı uçan kuşudur. Bazı kartallar, havada inanılmaz bir sürat yaparak aşağıya doğru inişe geçerler. Bu dalış esnasında saatte yaklaşık 322 km. hız yaparlar. Büyük kartallar avlarına çok hızlı çarparlar.

Gerçek kartallar 100 ü aşkın türü olan «Aquila» grubuna girerler. Kartallar büyük veya çok büyük yapıda yırtıcı kuşlardır. Başlan orta irilikte ve tamamen tüylerle örtülüdür, gagaları kancalı ve dişsiz, kanatlan yuvarlak, kuyrukları uzun ve geniş, pençeleri kuvvetlidir. Kartallara Yeni Dünya'da kuzeysel enlemlerle Güney Amerika'daki Paraguay arasında, Eski Dünya'da ise Okyanusların dışında her yerde rastlıyoruz.
Kartallar kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır.

Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.

Kartal çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır;


Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.

Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır.

Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır.

Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.

Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.

Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:

Ya ölümü seçecektir, Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.

En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.

Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.

Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.

5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Paçalı şahin

Paçalı şahin (Buteo lagopus), atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait bir yırtıcı kuş türüdür.

Boyları 50-60cm, kanat açıklıkları yaklaşık 130 cmdir. Avrupa'nın kuzeyi, Asya ve Kuzey Afrika'da ürerler. Kışları güneye göç ederler. 4 yumurta bırakırlar. Küçük memeliler ve leşlerle beslenirler.

Buteo cinsi tipik olarak geniş kanatlı, yırtıcıdır. Bayağı şahin'e kıyasla daha uzun kanatlıdır ve görünüş olarak kartallara benzerler. Çok değişik tüyleri vardır ama tipik olarak üst taraftaki tüyler kahverengi alt taraftakiler soluk renklidir. Karnında ve bileklerinde koyu renk yamalar vardır. Baş soluk renklidir. Kuyrukları beyaz olup uçlarına doğru koyu renk bantlar görülür.
«Paçalı şahin», dünyanın kuzey enlemlerinin ve özellikle tunduraların kuşudur, fakat daha mutedil enlemlerde kışlar. Bazıları hemen hemen siyah, başkaları daha açık renklidir. İsminden de anlaşıldığı üzere bu kuşun ayakları ta parmaklarına kadar tüylüdür. Bu, soğuk bölgelerde yaşayan kuşta bir çevreye uyma çabası olabilirse de, aynı özellik tropikal bölgelerin bazı kartallarında da görülmektedir.
Amerika kıtası da kırmızı kuyruklu, kızıl omuzlu ve geniş omuzlu gibi sıfatlarla isimlendirilen çeşitli şahinlerin yurdudur. Pasifik'teki Galapagos adalarının şahini, insanoğlunun yakın bir geçmişte adalara ayak basmasına kadar tabiî düşman tanımıyordu. Bundan ötürü bu şahin de bu adaların birçok hayvanları gibi elle tutulacak kadar evcildir.

14 Ekim 2007 Pazar

Şahinler

Buteo Buteo, adına çeşitli sıfatlar eklenen şahin grubu üyelerinin Avrupa'da en çok rastlanılanıdır. Bu kuş Avrupa dışında Orta Asya'da, kışın ise Kuzey Afrika'da görülmüştür. Uzunluğu 50-56 santim, kanatlarının uzunluğu 38-40 santim, kuyruğu 26 santimdir. Kısa, dar ve fevkalade kancalı gagasından, tüysüz ayaklarından, enli kanatlarından ve katlanmış kanatlar tarafından tamamiyle örtülen kısa veya orta uzunluktaki kuyruğundan tanınır. Rengi genellikle siyahımsı kahve, kuyruğu da çizgili ise de, lekelileri ve çizgilileri de çok olup renk dağılışı aynı olan iki şahine rastlamak zordur. Uçuşu ağır, fakat hafif ve gürültüsüzdür. Av arayan şahin, uzun bir süre üzerinde uçmak suretiyle bir alanı iyice gözden geçirir, bir avı gözüne kestirince kendini aşağı bırakır, kanatlarını açarak yerin hemen yukarısında kısa bir süre daha uçar, sonra ardına kadar açılmış pençeleriyle avını kavrar.
Şahin nisan sonunda veya mayıs başında eski yuvasını terk ederek yenisini bina eder. Yapraklı veya iğneli bir orman ağacının gövdeye yakın bir dalındaki yuva, 60-80 santim çapında olup itina ile seçilmiş dallardan meydana gelmiştir. Şahin onun içini yosunla, hayvan kıllarıyla ve başka yumuşak maddelerle astarladıktan sonra, yeşilimsi beyaz üzerinde açık kahverengi benekli 3-4 yumurtasinı yumurtlar. Kuluçkaya yalnız dişi oturursa da, yavrulara anne ile babanın her ikisi de bakar.
Bazı bölgelerde sıçan şahini diye de anılan şahin, sıçanlarla farelerden başka, yılan, kurbağa, solucan ve yavru tavşanlar da yakalar. Yazın ve sonbaharda sülün avlayabilenleri de görülmüştür. Fakat şahinin başlıca yiyeceği her şeye rağmen sıçanlarla farelerdir. Bir tabiat bilgini bir tek şahinin midesinden tam 30 sıçan çıkarmıştır. Demek oluyor ki, insanoğluna zararlı olan veya dünyada bol sayıda bulunan hayvanlarla beslendiğine göre, şahin insanoğluna hizmet eden kuşlardandır.

Şahin

Doğal dengenin vazgeçilmez ve önemli bir unsuru, Kartal, Doğan, Şahin, Baykuş ve Puhu gibi yırtıcı kuşlardır. Yırtıcı kuşların doğal yaşam ortamlarının tahribi, yok yere öldürülmeleri (nişan talimi gibi kabul edilemez gerekçelerle), Hatay İlinde yemek için avlanmaları ve yumurtalarının toplanması gibi sebeplerle sayıları gün geçtikçe azalmaktadır.

Bununla birlikte yırtıcı kuşlar için bir başka tehlikede özellikle Suriye'den gelen kişilerin, Hatay'ın Reyhanlı İlçesindeki bazı vatandaşlarla işbirliği yaparak Türkiye'nin çeşitli yörelerinde, tuzak kurup, yırtıcı kuşları yakaladıkları ve bunları çeşitli yollardan Suriye'ye kaçırdıkları bilinen bir gerçektir. Özellikle Halep'te eğitilen bu kuşlar daha sonra çeşitli Arap ülkelerinde Emirlere ve Şeyhlere yüksek fiyattan satılmaktadır.

Çevre ve Orman Bakanlığı birleştirilmeden önce Doğu Akdeniz Bölgesinde faaliyet gösteren Mülga Orman Bakanlığı Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü konuya ciddi bir biçimde eğilmesi, Jandarma ve diğer çevreci kuruluşlarla işbirliği kapsamında (Av-Yaban Hayatı Koruma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı) sürdürdüğü çok ciddi koruma faaliyetleri ile yüze yakın Suriyeli ve Türk vatandaşı, yakaladıkları yırtıcı kuşlar, yem olarak kullandıkları güvercinler ve tuzaklarla ele geçirilmişlerdir. Bu kişiler o zamanki mevcut ilgili yasa (3116 Sayılı Kara avcılığı, şimdi ise 4915 Sayılı Kara avcılığı Kanunu) ve Merkez Av Komisyonu Kararları uyarınca milyarlarca lira tazminat ödemeye mahkum olmuş ayrıca kullandıkları araçlara el konularak mahkemelerce müsaderesine karar verilmiştir. Ancak yeni yapılanmayla birlikte bölge bazında yapılan koruma faaliyetleri il bazına indirgenmiş, konuya

duyarsız ve ilgisiz il yöneticileri ödenecek tazminattan ve müsaderesine karar verilen araçların işlemlerini takip etmedikleri gibi bahar mevsimiyle başlayan Şahin Avcılığına da duyarsız kalmaktadırlar.

Suriye'den gelen yabancı uyruklu şahısların Hatay ili Reyhanlı İlçesindeki bazı vatandaşlarla yaptıkları iş birliği ile yırtıcı kuşların oldukça yoğun bulunduğu ülkemizin Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi üzün yayla mevkii, Bolkar Dağlarının Ulukışla ve Aslan köy mevkileri, Konya Cihanbeyli ve Eskişehir ili civarında yine iş başında, değerlerimizi yurt dışına kaçırmak için av yapmaktadırlar.

Ayrıca bazı Avrupa ülkeleri (Belçika, Avusturya, Almanya) vatandaşlarının zaman zaman ülkemize gelerek yırtıcı kuşların özellikle Kızıl Şahinlerin üreme alanları olan mıntıkalarda yumurta topladıkları ve bu yumurtaları yurtdışına çıkardıkları bilinen bir gerçektir. Çiftleşme ve üreme dönemi olan nisan-mayıs-haziran aylarında bu faaliyetlerin arttığı alınan duyumlar arasındadır.

Bilindiği üzere her zaman yeniden yapılanmalar bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir, üzün yıllar yetişmiş elemanlar ve uzman kişiler yeniden yapılanma sürecinde tasfiye edilmeleri konunun ehemmiyeti alınmamasına yol açmaktadır. Ayrıca Av-yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi Bölgesel bazda ele alınması gereken bir husus olup, il bazında çözülmesi mümkün olmadığı gibi iller bazında da yeterli işbirliği yapılamamaktadır.

Doğal bir zenginliğimiz olan yırtıcı kuşların korunması canlı ve cansız avlanmalarının önlenmesi, yurt dışına kaçırılmalarına engel olunması toplumun her kesimine düşen bir görevdir.

Özellikle konuyla ilgili olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatlarında görev yapan elemanların, jandarma ve gümrük örgütlerinin eğitimlerinin artırılması gerekmektedir. Bu bağlamda söz konusu yırtıcı kuşların yoğun avlandığı illerdeki Av koruma görevlilerinin, jandarmanın ve Suriye sınırındaki gümrük memurlarına yönelik seminerlerin verilmesi bu kuşların korunması açısından oldukça önemlidir.

Yırtıcı kuşlar, doğada beslenme zincirinin en üst halkasını oluşturmaktadırlar. Sayıları dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla azalmaktadır. Özellikle Suriye'ye kaçırılmak üzere avlanan Kızıl Şahinler tarıma zararlı kemiriciler (fare, köstebek vb.) ile beslenmektedir. Bu kuşların neslinin tükenmesi halinde sözü edilen tarım zararlıları kemiricilerin sayısı artacak ve sonuç olarak tarım ürünleri dolayısıyla ekonomi ve insanlar ciddi kayıplara uğrayacaktır.

Sonuçta, insanlık için büyük bir önem taşıyan doğal dengenin korunması açısından yırtıcı kuşların büyük önemi vardır.


Bayağı şahin (Buteo buteo), atmacagiller (Accipitridae) familyasından Avrupa'nın en yaygın yırtıcı kuş türü.

50-60 cm uzunluğundaki bayağı şahin, beslenmesi ve yaşadığı çevre konusunda cok iyi uyum saglayabilen bir kuş olduğu için dağlardan düzlüklere, doğanın en yabani olan kısımlarından büyük şehirlerin içine kadar yaygındır.

13 Ekim 2007 Cumartesi

Atmaca -2

Bayağı atmaca (Accipiter nisus), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir atmaca türüdür.

Koyu kurşuni ve kahverengi tüylü olup, göğsü beyaz kahverengi çizgilidir. Kısa, yuvarlanmış kanatlı, yelpaze gibi açılan uzun kuyruklu olduğundan ağaçlar arasında rahatlıkla manevra yaparak avını takip eder. Kıvrık, kısa gagalı olup, ince, uzun, yırtıcı pençeleri ile fare, kuş ve sincapları kapar.

Bodur ağaçlıklı ormanlarda barınır. Çit ve yol kenarlarında gündüz avlanır. Ağaçlar üzerinde yuva kurar. Yuvasının içini saç, kıl ve kök püskülleri ile döşer. Senede 3-5 yumurta yumurtlar. Erkeği dişisinden küçüktür. Eşlerin her ikisi de yavrularına yiyecek taşırlar. Türkiye’de yaşayanları, kış mevsiminde Kuzey Afrika ve Hindistan’a göç ederler.

Ülkemizde Atmacacılık olarak bilinen atmaca ile avcılık; Rize'nin Çayeli, Pazar, Ardeşen, Fındıklı ve Artvin'in Arhavi, Hopa, Kemalpaşa ilçelerinde yapılmaktadır. Bu yerleşim yerlerine mensup olup ta batıya göç edenler bulundukları yerlerde uygun ortam buldukları; İstanbul, Kocaeli, Sinop, Samsun gibi yerlerde de bu ata sporu yapılmaktadır.
Atmacacılık birbirini izleyen bir avlar zinciridir. Nihai hedefi yırtıcı bir kuş olan atmacanın içgüdüsel eğilimlerinden faydalanarak bıldırcın avlama yöntemini içerir.
Atmacacılığın ilk aşaması, çekirge (Mkholi) veya danaburnu (Gvapha) yakalamakla başlar. Daha sonra sırasıyla; Ğvapha ile Ciceğeni/öaço, Ciceğeni ile Atmaca (Siftheri), Atmaca ile Bıldırcın (Orthiçhi) yakalamayla bu avcılık son bulur..
Çekirge ve böcekleri yiyerek beslenen Ciceğeni/Gaço (Çekirge kuşu) Atmacayı aldatıp yakalamak için çok elverişli bir kuştur. Çünkü; alıştırıldığında oturmakta olduğu değnekten kolay kolay uçmayan, uçunca da, ayağına bağlı olan ipin menzili kadar (4050 cm) havaya doğru uçup tekrara değneğe konan ve asla değneği bırakmayan bir özelliğe sahip ender kuşlardandır.
Ğaço(Çekirge Kuşu)
Ciceğeni/Ğaço'yu yakalamak için iki yöntem kullanılmaktadır. Biri eski tip bir tuzak olan "Kandara" yöntemidir, günümüzde artık pek kullanılmamaktadır. İki çatal ağaç arasına konan bir çubuğun üzerine at kuyruğundan koparılan kıllardan yapılan ilmekler dizilir, kuşun oturup ta uzanamayacağı bir yüksekliğe, iki çatal dal arasına gerilen bir ipe de "Mkoli" (Çekirge) Asılarak kuşun çekirgeyi görebileceği bir yere konur. Çekirgeyi yemek için gelen kuş ilmeklerin olduğu çubuğa ayak basmak zorunda olduğundan hareket ettikçe ilmeklerden biri ayaklarına dolanır ve yakalanır.
İkinci yöntemde çeşitli düzenekleri olan kafesler yapılmaktadır. Burada da "Gvapa" (Danaburnu) yem olarak kullanılır ve kuş yakalanır. Bu yakalanan kuşlarda aranılan özellikler mevcut ise eğitilmeye başlanır. Göğsü beyaz, arkası kırmızı, gagası siyah olan büyük kuşlar tercih edilmektedir. Bunlara bir hafta kadar çubuğa konma ve yem yeme eğitimi verildikten sonra korunaklı bir yere oturtulur. Kuşlar üç hafta kadar sonra gözleri meşin bir kapakla kapatılarak atmaca tutmaya hazır hale getirilir. Meşin kapakla kapatmanın sebebi atmacayı görüp korkmaması içindir. Meşin kapağın alt tarafı, yem yemesi ve uçtuktan sonra çubuğu görebilmesi için açık bırakılır.
Kuşları hazır hale gelmiş olan insanlar Ağustos ayının on beşinden sonra artık başka bir serüvene, Atmaca tutmak için atmacanın göç yolu olan dağlara kamp kurarlar. Çeşitli dönemlerde yapılan gözetleme lerden sonra tespit edilmiş olan yerlerde atmacayı yakalamada kullanılan "Tenta" denen, ortama uygun çalı çırpıdan yapılan kulübeler yaparlar.
Tenta (Atmaca Tutmak için kurulan kulübe)
Tenta atmacanın gelişini görecek şekilde dizayn edilir. Önüne "Neferi" veya "KaliSindomi" denen ağlar gerilir. Atmaca karşı tepeden gelmeye başlayınca avcı Tenta içindeki pozisyonunu alır, siperin arkasına gizlenerek kuşu ağın önünde uçurur. Buna kuş oynatma denir. Atmaca gelinceye kadar kuş oynatmaya devam edilir. Atmaca bir iki km den bu kuşu görebilir ve eğer aç ise kuşa doğru gelmeye başlar. Buna "Oxuntsu" (Süzülme) denir . Tabiatta atmacalar genellikle kuşları daldan uçurduktan sonra tutarlar. Bu nedenle Atmaca bir iki metreye yakına gelince avcı kuşu kaçıyormuş gibi çeker. Bu zamanlamayı ayarlamak ustalık ister. Bu da tecrübeyle sağlanır. Geç kalınırsa atmacanın kuşu yaralama ihtimali vardır, erken kuş çekilir ise, çok zeki bir kuş olan atmacalar hemen tuzağı anlarlar ve havaya doğru bir kavis çizerek uzaklaşırlar buna da "Esthu" denir.
Bu aşamaların başarıyla yerine getirilmesinden sonra Atmaca hızlı bir şekilde Tutulan atmacalar, kafası ve kuyruğu dışarıda kalacak şekilde bir mendille bağlanır. Daha sonra ayaklarına meşinden yapılan "Çhakşiri" ve uçma esnasında belinin zedelenmemesi için bel bağı bağlanır. Acemi Atmacalar önce kola oturtma ve yem yemeye alıştırılır. Yem yemeye alıştırılan atmacalar kola oturtularak göğüs ve sırt tüyleri okşanır. Buna "Oxomçhu" (Ehlileştirme) denir. Atmacalar genellikle pişmiş yumurta ve tuzsuz etle beslenir . Kola oturtma ve insana alıştırma safhasından sonra bıldırcın avlama zamanı gelmiştir. Atmaca, yapılacak olan av için bir gece önceden aç bırakılır. Ertesi gün sabah erken saatlerde av yerine intikal edilir. Av köpeklerinin uçurdukları bıldırcınların arkasından avuç içinde tutulmakta olan atmaca salınır. Atmaca bıldırcını yakalar ve yere oturur, avcıda gider itinalı bir şekilde bıldırcını Atmacanın pençelerinden alır. Doğadaki hayvan ilişkilerini ve içgüdülerini kendi çıkarları için kullanan yöre insanı, ne zaman başladığı bilinmeyen bu ata sporunu yapmaktan büyük bir keyif duyar.
Atmacanın vücudunu örten tüylerin rengine ve bilhassa göğsündeki yazılara göre çeşitli adlar verilir ve bu yazılar aynı zamanda Atmacaların değerini de belirler.
Tüylerinin rengi ve şekillerine göre Atmacalar üç ana gruba ayrılır.

Karalar, Kızıllar ve Sarılar.

a) Karalar:
Bu tür doğada mevcut olan atmacaların % 45-50 sini oluşturur. Amaca uygun olanı kıymetli ise de huysuz ve avına gitmeyenine de sıkça rastlanılmaktadır.
Kara, Karanın ufağı, Karanın büyüğü, Kara kızıl, Mçhita kara, Boz kara, Açık kara, Kel boz kara Beyaz Karanın büyüğü, Kara kızıl, Mçhita kara, Boz kara, Açık kara, Kel boz kara Beyaz açık kara, Karanın ispiri diye çeşitleri vardır.
b) Kızıllar:
Doğada mevcut atmacaların %3540 ını oluşturur. İyi avcı oldukları bilinmektedir. Kızıl, Kızılın ufağı, Kızılın büyüğü, Boz kızıl, Çam kızıl, Mçhita kızıl, Kçe kızıl, Yanmış çam kızıl, Uça çam kızıl, Beyaz çam kızıl, Beyaz boz kızıl, Xasi mçhita kızıl, Yanmış çam kızılı, Kızıl ispiri diye çeşitleri vardır.
c) Sarılar:
Doğadaki atmacaların % 10-20 sini oluştururlar.
Atmacaların en asil olanları bu türdendir. Avcılar arasında Sarı ve İspiri Atmacaların piri
olarak kabul edilmektedir. Sarı, Sarının ufağı, Sarının büyüğü, İpek sarı, Sarı çam kızıl, sarı
boz kızıl, Açık sarı, Yanmış sarı, Beyaz açık sarı, Sarı ispiri diye çeşitleri vardır.

Ağustos ayı geldiğinde yeni Atmaca sezonunun açılmasıyla bölge insanında büyük bir hareketlenme ve coşku yaşanmaktadır. Tabiri caiz ise insanlar atmaca ile yatar atmaca ile kalkar. Günler hep Atmaca düşünülerek, atmaca konuşularak geçer. Atmaca ile ilgili eski ve yeni ne varsa tekrar tekrar anlatılır.

Fıkraların çoğu atmacayla ilgilidir.
Adamın biri atmacayı bıldırcına salmış; Atmaca bıldırcını kaptığı gibi Rus hududundan karşıya geçmiş. Avcı da bir yolunu bulup atmacasını almak için karşıya geçiyor. Hudut muhafızları bunca tedbirler alınmasına rağmen hududu geçebilen Bu atmacacıya hayret ederek,
" - Rus hududunun nereden başladığını bilmiyormusun? Bizim tarafımıza niçin geçtin?" Adam:
" - Atmaca zamanında Lazın hududu olmaz ne saçmalıyorsunuz
(Siftheri ora ma huduthi-muduthi vamişkhun thkva muncağumti)."
diye cevap vermiş.

Bu kadar sevilen bir kuşun en güzellerinin neslinin tükenmesine gönlümüz razı değil ise Ağustos ayında tutulan atmacaları lütfen sezon sonunda tekrar doğaya bırakarak daha güzel yavrular yapmasına fırsat verelim. Bu şekilde iki amaç yerine getirilmiş olur.
Atmacaları seviyorsak ölümlerine sebebiyet verecek her türlü hareketten kaçınalım. Yoksa bir gün bunlarında nesli tükenir. Torunlarımıza anlatacak ancak hikayeleri kalır.