Güvercin ve Güvercinci

10 Eylül 2007 Pazartesi

GÜVERCİN İSKELET YAPILARI



GÜVERCİN İSKELET YAPILARI
Kuşların genel yapısı yürüme ve uçma hareketlerini rahatça yapmaya uygun bir şekilde oluşmuştur. Yürürken ve dururken gövdenin ağırlık merkezi ayakların üzerine düşer. Bu sırada kanatlar katlanmış durumda gövdenin iki yanına yapışık olarak durur. Kuşların iskeleti incelendiğinde kemiklerin ince, içlerinin boş ve birçok yerinde belirli delikler olduğu görülür. Akciğerlerden itibaren çeşitli yerlerde bulunan hava keseleri kemiklerle bağlantılıdır. Bu durum kuşların uçmalarını kolaylaştırmaktadır. Şekil 2 ve 3 de güvercin iskelet yapısı görülmektedir.

GÜVERCİN KAFATASI
Kuşlarda kafatası, beyin ve soğancığın korunduğu kubbemsi ve iyi kaynaşmış kemiklerden meydana gelir. Kafatası üzerinde büyük göz çukurları, burun delikleri ve boynuzumsu bir maddeden yapılmış olan üst ve alt gaga yer alır. Eklemli ve oynak olan gaga, kafatası ve alt çene ile bağlantı halindedir. Günümüzde yaşayan hiçbir kuşta diş bulunmaz.

GÜVERCİN BOYUN
Kuşlarda boyun çok hareket edebilecek bir yapıda gelişmiştir. Boyunda yer alan omur sayısı genellikle 14 – 15 arasındadır. Bütün kuş türlerinde bu sayı 10 ile 26 arasında değişmektedir.

GÜVERCİN GÖĞÜS
Kuşlarda göğüste yer alan omur sayısı 3 – 10 arasında değişir. Güvercinlerde bu sayı 3 tanedir. Göğüste birbirine ve göğüs omurlarına bağlı 5 -10 kaburga kemiği vardır. Göğüs kemiği iri, geniş ve yassıdır. Yalnız göğsü değil karın kısmını da kaplar. Göğüs omurlarından sonra gelen sırt ve bel omurları, leğen kemiği ile kaynaşmıştır.
Kuşlarda ön üyeler kanat şeklini almıştır. Kanatlar kuvvetli kaslarla göğüs kemiğine bağlanmıştır. Kanadı omurgaya ve göğse bağlayan kemiklerden kürek kemikleri sırt tarafına doğru uzamışken, sırt kargacık kemikleri göğüs ile kaynaşmış, köprücük kemikleri ise uçta birleşerek lades kemiğini oluşturmuşlardır.

GÜVERCİN KANATLAR
Kanatlar, kısa bir pazu kemiği ve uzun ön kol kemikleri ile körelmiş el kemiklerinden ibarettir. El, birbirine kaynaşmış uzunca bir orta el parçası, başparmak, orta büyük parmak ve buna bitişik küçük parmak olmak üzere 3 parmaktan oluşur.
Duruş ve yürüyüş halinde kolun üst kısmı geriye, alt kısmı öne ve el kısmı geriye kıvrık bir şekilde durur.

GÜVERCİN AYAKLAR
Ayaklar, sırt omurlarıyla birleşmiş ve bütünleşmiş leğen kemiğine bağlıdır. Kısa ve kuvvetli olan uyluk kemiği öne doğru yatık, gövdenin yan etleri içinde gizlenmiştir. Bu nedenle diz eklemi dışardan görülmez. Arkaya doğru eğik duran baldır oldukça iri ve uzundur. Kaval kemikleri kaynaşmıştır. Bilek ve ayak kemikleri kaynaşarak boru şeklinde parmaklara eklenmiştir. Beşinci parmak kaybolmuştur. Parmak sayısı genel olarak 3 - 4, deve kuşlarında 2 dir. Güvercinlerde parmak sayısı 4 tür. Arkaya dönük birinci parmak 2, içe bakan ikinci parmak 3, ortadaki üçüncü parmak 4, dıştaki dördüncü parmak ise 5 eklemlidir. En uç eklemde tırnak oluşmuştur. Güvercinlerde tırnaklar alttan gelen kısımlarla yenilenen bir yapıdadırlar. Parmak sayısı ve eklemler kuş türlerine göre çok değişiklikler gösterir. İskelet kaslarla çevrilidir. Kanatlar çok kuvvetli kaslarla bağlı olup ayrıca ayak kasları da oldukça güçlüdür.

Güvercinlerin Vücut Yapıları ve Yaşama Biçimleri


Güvercinl Vücut Yapısı
GENEL BİLGİLER
Güvercinlerin vücut yapıları bağlı bulundukları ana sınıftan yani kuşların genelinden pek farklı değildir. Bu yazı kapsamında genel olarak kuşlarla ilgili bilgiler verilecek güvercinlere özgü durumlar ise ilave edilecektir. Latincede Aves olarak adlandırılan kuşlar sınıfı, omurgalılar grubunda sürüngenlerle memeliler arasında yer alır. Bu sınıf üyelerinin karakteristik özelliği ön üyelerinin uçmaya yarar şekilde kanada dönüşmüş olması, vücutlarının tüylerle örtülü bulunması, yumurta ile çoğalmaları ve sıcak kanlı olmalarıdır. Kuşlar sabit sıcaklığa sahip hayvanlardır. Vücut sıcaklıkları 38 – 40 derece arasındadır. Çoğu türlerde kemiklerin içi boş olduğundan hafif bir iskelete sahiptirler. İskelet ve vücut yapıları ile gerek dış, gerekse iç organları hemen hemen bütün kuşların aynıdır. Omurgalılar içersinde bu karakteristikleri ile başlı başına ayrı bir grup oluşturmaktadırlar.

DIŞ GÖRÜNÜŞ
Başlıca karakteristikleri vücutlarının çok değişik renklerde tüylerle kaplı olmaları ve gövdelerinin iki yanında yer alan kanatları ile uçabilmeleridir. Kuşların vücudunun bazı yerleri gaga, ayak, parmaklar ile akbaba gibi bazı kuşlarda boyun kısmı tüysüzdür. Kuşlarda ayaklar yürümeye, yüzmeye, tırmanmaya ve tutunmaya yarar. Ayaklar genellikle sert pullarla kaplıdır. Bazı türlerde ayakların hatta tırnaklara kadar parmaklarında tüylerle kaplı olduğu görülür. Paçalı güvercinler buna iyi birer örnektirler. Değişik şekillerdeki gaga sert keratinden oluşur. Bazı türlerde gaga yumuşak bir deriyle kaplıdır. Gaga yapıları kuşların beslenme tarzlarına bağlı olarak çok değişik şekillerdedir.

TÜYLER
Kuş tüyleri karmaşık bir yapıdadır. Keratinleşmiş deri hücrelerinden oluşmaktadır. Telek adı verilen kanat ve kuyrukta yer alan büyük tüyler uçmaya ve dönmeye yaramaktadır. Vücudu bir kiremit örtüsü gibi kaplayan dış tüyler ise kuşu ıslanmaktan korur, alttaki ince ve yumuşak tüyler ise vücudun ısı kaybetmesini önler.
Güvercinlerde kanat telekleri kabaca el telekleri ve kol telekleri olarak iki gruba ayrılabilir. El telekleri, genellikle 10 tanedir. Kanat ucundan bilek eklemine kadar sıralanır. Uçmayı sağlayan ana tüyler bunlardır. Kol telekleri adı verilen ikinci bir sıra ise, bilek ekleminden dirseğe kadar uzanır. Bu telekler ikinci derecede uçma tüyleridir. Sayıları kuş türüne göre değişmektedir. Güvercinlerde genellikle 18 adettir.
Kuyruk telekleri, kuyruktaki büyük tüylerdir. Uçarken dümen görevi yaparlar. Sayıları güvercinlerde genellikle 12 dir. Bazı türlerde 14 ya da 16 ya kadar çıkabilmektedir. Kuyruk telekleri son kuyruk omuruna bağlanmışlardır. Buradaki kasların hareketlerine bağlı olarak hareket ederler.
Örtü telekleri, uçma tüylerinin ve kuyruğun dibinde kiremit gibi dizilmiş kısa tüylerdir. Kanatların alt ve üstünde birkaç sıra örtü tüyü bulunur. Uçma teleklerine en yakın olan örtü tüyleri en büyük olanlardır.
Hav tüyleri, teleklerin altında yer alır ve kuşun vücut ısısını korumaya yarar. Renkleri genellikle beyaz ya da gridir.

TÜY DEĞİŞİMİ
Memelilerde ve kuşlarda kıllar, tüyler, tırnaklar dış etkilerle devamlı yıprandıklarından zamanla bunların yerine yenileri oluşur. Bu yenileme işi bazen yavaş yavaş ( memelilerde deri, tırnak, kuşlarda pençe ve gaga ) bazen de belli zamanlarda ve oldukça hızlı bir şekilde oluşur. (kıl ve tüy değiştirme)
Genellikle, kuşlar bütün tüylerini senede bir defa, bazıları iki defa değiştirirler. Bazı kuşlar küçük örtü tüylerini senede iki defa, kanat ve kuyruk teleklerini ise bir defa değiştirirler. Tüy değiştirme yavaş olduğundan, genellikle 1 - 3 ay sürdüğünden kuşlar tamamen çıplak kalmaz ve uçma yeteneklerini kaybetmezler. Örneğin güvercinler bu şekilde tüy değiştirir. Fakat kaz, ördek, kuğu, turna ve bazı bataklık kuşları uçma teleklerini birden döktüklerinden birkaç hafta uçamazlar. Bu durumlar dışında değişik tüy değiştiren türler de vardır. Bazılarında erkek ve dişi değişik zamanlarda tüy değiştirir.
Tüy değiştirme genellikle yavaş ve belli bir sıraya göre olur. Güvercinlerde kanat teleklerinin değişimi, el teleklerinde bilekte başlar ve el uçlarına doğru ilerler. Kol teleklerinde ise, hem iç hem de dış taraftan içe doğru değişir. Kuyruk teleklerinde ise değişim içten dışa doğru olur.
Tüy değişimi derideki tüy yuvasında yeni tüyün büyümesi ve üstteki yıpranmış tüyün atılmasıyla oluşur. Bu tüy yenilemede bazı kuş türlerinde renk değişikliklerine de rastlanır. Yılda iki defa tüy değiştiren kuş türlerinde genellikle yaz ve kış renklerinde farklılıklar olur.

AYAK YAPILARI
Kuşlarda iskeleti oluşturan arka ekstremiteler yürüme bacaklarıdır. Bacağın üst kısmında yer alan uyluk kemiği ve diz eklemi bacak kasları ve karın tüyleri tarafından örtüldüğünden dışardan görülmez. Alt bacaktaki kaval kemiği kamış kemiği ile birleşerek but kemiğini oluşturmuştur. But kemiğinden sonra bilek ve tarak kemiklerinin birleşmesinden oluşan oldukça uzun ayak kemiği gelir. Bu kemiğin alt ucundaki çıkıntılara ikinci, üçüncü ve dördüncü parmaklar bağlanır. Birinci ( arka ) parmağı olan kuşlarda bu parmak ayak kemiğinin iç kenarındaki çıkıntıya bağlanır. Beşinci parmak yoktur. Parmak sayısı genellikle 3 - 4 tür. Birinci parmak 2, ikinci parmak 3, üçüncü parmak 4 ve dördüncü parmak 5 parçalıdır. Parmaklar bazı türlerde öne ve arkaya dönebilir. Ayaklar keratin pullarla kaplıdır. Kuşlarda ayaklar yaşam ve hareket tarzlarına göre değişik yapılar gösterir

GAGA YAPILARI
Gaga, besinin tutulması, yakalanması, taşınması, parçalanması gibi işlemlerin yanı sıra düşmanlara karşı bir savunma aracı olarak da kullanılır. Tüylerin düzeltilmesinde, yuva yapımında ve daha bir çok işte kullanılır. Dolayısıyla kuşlarda yaşam biçimine uygun gaga biçimleri gelişmiştir.
Keratinden oluşan gaga üst ve alt gaga olmak üzere iki kısımdır. Üst gaga, üst çene ve burun kemiklerinin, alt gaga ise alt çene kemiklerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Üst gaga burundan itibaren devam eden sırt kısmı, genellikle az veya çok eğik olan gaga ucu ve keskin gaga kenarlarından oluşur. Gaga kenarlarında Çoğunlukla diş şeklinde çıkıntılar veya testere gibi tırtıklar bulunur. Alt gaga ise her iki alt çene kemiği uçlarının birleştiği gaga ucu ile çene kemikleri arasını örten, bazı türlerde yumuşak bir deriden oluşan gaga altından oluşur. Birçok kuşta ve güvercinlerde üst gaga dibinde yumuşak ve genellikle sarı renkte bir deri vardır. Ceroma adı verilen bu kısım sinirlerle donatıldığından dokunmada önemli görevler üstlenmiştir. Bir kısım bataklık ve su kuşlarında bu deri bütün gagayı örter. Burun delikleri ceromanın kafatası ile birleştiği yerden ya da ceromanın içinden açılır.
Kuşların beslenme tarzına bağlı olarak çok değişik şekillerde gagalara rastlanır. Yırtıcı kuşların gagaları kanca gibi kıvrık, keskin ve güçlüdür. Bu gagaları ile deri, et ve hatta kemikleri parçalarlar. Tohum yiyen kuşlarda gagalar kalın ve koniktir. Bataklık ve sulak alanlarda yaşayan kuşların gagaları genellikle uzundur. Böcek yiyen kuşların gagaları ince ve sivridir. Pelikan gagası ise alt çenedeki esnek derisiyle büyük bir kepçe gibidir. Gaga şekilleri de kuşların tanınmasında ipuçları verir.

9 Eylül 2007 Pazar

Yumurtalardan birinden Yavru Çıkmadı (22.gün)

Arkadaşlar, miskilerim birer gün arayla iki yumurta yaptı. 17 gün sonra ilk yavru çıktı. Ama ikincisi 5 gün olmasına rağmen ortada yok. Hala yumurtaya yatıyorlar. Diğer yavru hayatta. Sanırım diğer yumurtadan yavru çıkmayacak. Kaç gün beklemek lazım, yavru çıkmayan yumurtayı ne zaman altlarında almak gerekiyor ?. Bilgisi olan var mı ?

5 Eylül 2007 Çarşamba

Güvercinlerde Atsineği

Arkadaşlar sonunda aşağıdaki bilgileri bulabildim Ama bundan nasıl kurtulacağımı hala bulamadım. 2 aydır kümesi her hafta temizliyorum, güvercinleri 3-4 günde bir teker teker, Neguvon 'lu su içine kafalarına kadar sokarak yıkıyorum. Kendileri zaten banyo yapıyorlar.
Ama hayvanların üzerinde hala sinek dolaşıyor. Aşağıdaki yazıda okuyacağınız gibi, bunlar kan emerek güvercinleri hasta eden yaratıklarmış. Güvercinlerin üzerinde yaşamalarına izin vermemek gerekir.
Sanırım dışarıdan, yabani güvercinlerden vs. geliyor. İrtibatlarını kesmeye çalışıyorum ama saldığımda mutlaka birkaç tane de yabani güvercin yanlarına geliyor. Ayrıca bu sinekler uçabiliyorlar, gördüğüm kadarıyla 4-5 metre ilerleyim başka bir yere konabiliyorlar. Yani kümesin içerisine uçarak da girme şansları var, çok büyük değiller, hertürlü delikten geçebilirler çünkü...

Detan vs. gibi sinek öldürücü sprey kullansam acaba daha etkili olur mu ?, daha önce deneyen veya bir bilen var mı ?
----------------------------------

Güvercinlerde Atsineği

Bazı kuşçular tarafından kan emici özelliği nedeni ile “kene” olarak da adlandırılan bu parazit, aslında kene grubuna dahil değildir. Çiftkanatlılar (diptera) takımının bir üyesi olan atsineği, bu takımın Hippoboscidae ailesindendir. Bu ailenin üyeleri Asya ve Afrika kıtaları üzerinde yaygın olarak bulunmaktadır. Bütün çiftkanatlılarda olduğu gibi, atsineği de iki kanatlı ve üç ayaklıdır. Uçucu bir böcek olan atsineğinin iri petek gözleri başının üzerinde yer alır. Ağız yapısı kan emmeye ve delmeye uygun bir şekilde gelişmiştir. Kan emmek için kuvvetli ve gelişmiş bir hortuma sahiptir. Bu hortum istenildiğinde kafanın içine çekilebilmektedir. Hortum hafice döndürülerek üzerinde yaşanan hayvanın içine doğru sokulur. Kan emme süresi ve sıklığı türlere göre değişir. Uzunluğu 7-10 mm kadar olan bu asalak, yassı bir vücut yapısına sahiptir. Tıknaz gövdeli ve küt kanatlı olan atsineğinin vücudu sert bir kitin tabakası ile kaplıdır bu nedenle karasinek gibi ezilerek kolayca öldürülemez. Kuşların üzerine yaşayanları bu kitin tabakası sayesinde gaga darbelerinden kurtulurlar. Çiftkanatlıların çoğu gibi atsineği de hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, özellikle Haemoproteosis hastalığının bulaştırıcısıdırlar. Bunun yanı sıra Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında atsinekleri bir etken olabilir. Atsineği, üzerinde bulunduğu güvercinin tüylerinin az olduğu koltuk altı ya da sık uçurulan kuşlarda görülen kanat çırpma sonucu oluşan kanat başlarındaki ufak yaralar gibi yerlerden kuşun kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde atsineği bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır. Atsineği adından da anlaşılacağı üzere sıcak kanlı hayvanların özellikle de at ve sığır gibi memelilerin bir asalağıdır. Bu tür hayvanların bacak arası, karın ve kuyruk altı gibi daha tüysüz bölgelerine yerleşip kan emerek yaşamını sürdürür. Aslında bu şekilde asalak yaşayan atsineği genellikle dişidir. Çünkü dişiler yumurtalarını geliştirebilmek için kandaki proteinlere gereksinim duyarlar. Atsineği bazen çok nadir olarak insanlarda bile görülebilir. Güvercinlerde ise oldukça yaygındır. Güvercinde ve insanda görülen tür, Hippobosca equina adı verilen aynı türdür.

HIPPOBOSCA EQUINA

Atsinekleri üzerinde yaşadıkları canlıya göre değişik türler altında toplanmışlardır. Güvercinler üzerinde görülen atsineği, Hippobosca equina adı verilen bir türdür. Bu tür güvercinlerle birlikte yaklaşık 15 kadar canlıda da görülmektedir. Bu türün kan emme süresi 15 ile 40 dakika arasındadır. Kan emme sıklığı ise günde 5-6 defadır. İyi bir uçucu değildir. Kanatları kısmen körelmiştir. Genellikle üzerinde yaşadığı canlıyı değiştirmeme eğilimindedir. Bu nedenle kanata fazla gereksinim duymaz. Hayatları tamamen üzerinde yaşadıkları canlıya bağlı olarak gelişir. Güvercinlerde görülen bu tür sadece kan emerek yaşamını sürdürür.

ÜREMESİ

Yavrularını pup olarak doğuran Hippobosca equina türünde yavrular, ana karnı içinde pup olarak gelişirler. Dişi atsineğinin üreme organı genişleyerek bu duruma uygun bir şekil kazanmıştır. Pup olarak gelişimini tamamlayanlar bu şekilde doğurulur. Atsinekleri puplarını kokmuş etler, hayvan gübreleri ve üzerinde yaşadıkları canlının açık yaraları gibi yerlere bırakır. Yumurta bırakmak için nemli yerler tercih edilir. Yumurtalardan yeni sineklerin ortaya çıkışı yaklaşık 1 aylık bir sürecin sonunda olur. Özellikle yabani güvercinlerin toplu halde yaşadıkları çatı araları, havalandırma boşlukları gibi yerler atsineği için iyi bir beslenme ve üreme mekanı oluşturmaktadır. Puptan çıkan ve ergin hale gelmiş yeni yavrular, üzerinde konaklayacakları bir canlı aramak için harekete geçerler. Yavruların eşeysel olgunluğa erişmeleri 1 ay kadar sürer. Bırakılan yumurta sayısı ve yaşam uzunlukları konularındaki gözlemler çok farklıdır.
--------------------------
Not: Yazılara etiket koymaya yeni başladım. Eski yazıları da zamanla düzelteceğim. Tamamı güvercinler ile ilgili aslında ama biraz teknoloji yapalım :)

Miski Kurenk Yavruları Çıktı

Selam Arkadaşlar,
18-19 Ağustosta yumurtlayan (site girişinde yukarıda resimde görülen güvercinin aynısı) miski çiftinin yavruları bugün yumurtadan çıktı. Çok sevinçliyim. Bunlar ilk yavruları olacak. Tavsiye temek istediğiniz bişeyler var mı ?. Bu yavruları kaybetmek istemiyorum. Sinek sorununu hala çözemedim.

"Güvercinler kursaklarında yağ ve protein yönünden çok zengin "güvercin sütü" adı verilen özel bir salgı üretirler. Memelilerin sütünden farklı olarak, bu süt hem anne hem de baba tarafından üretilir. Birçok kuş buna benzer besinleri yavruları için hazırlar. Güvercin yavruları da diğer kuş yavruları gibi, anne babalarına son derece muhtaçtırlar. Tek yapabildikleri gagalarını sonuna kadar açarak anne veya babalarının kendilerine yiyecek getirmesini beklemektir."

2 Eylül 2007 Pazar

Güvercin Technorati 'de



Ne işe yarayacak henüz bilmiyorum ama, bir sayfa yarat bu Technorati kodunu da koy dediler.Technorati Profile Bakalım güvercin camiasına katkısı olacak mı.
Bu arada unutmayın güvercinlerin hayatında üç şey vardır. 1)Eşleri 2)Kümesleri 3)Siz. Saygı gösterelim.
Selamlar.

1 Eylül 2007 Cumartesi

Güvercinlerin Güzel Kızı Semiramis

GÜVERCİNLERİN GÜZEL KIZI SEMİRAMİS (Refik ÖZDEK’in Harikalar Ansiklopedisi)
Harika bahçeler yaptıran veya bahçelerin en güzel olduğu bir dönemde hüküm süren güzel bir kraliçe için, eskiler, elbette bir efsane yaratacaklardı. Gerçek yanları da olan bu efsaneye göre Semiramis, Filistin’de basit ölümlü bir adam ile Asur tanrıçası olan Derketo’nun gayri meşru çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğumundan sonra bir çöle bırakılan Semiramis’i güvercinler beslemiş, korumuş ve ona kuş dilini öğretmişlerdi.
Çölde güvercinlerin beslediği Semiramis’i bir süre sonra kralın çobanı Simmias bulmuş, yanına almış, sonra saraya götürmüştü.
Çok güzel bir kız olan Semiramis büyüyünce, Asur kralı Ninus’un Suriye valisi olan Omnes ile evlenmişti. Semiramis kocası Omnes ile Baktriane seferine katılmıştı. Omnes’in komutasındaki kuvvetler Belh şehrini kuşatınca, Semiramis, parlak zekasıyla, şehrin kolayca zapt edilmesini sağlayacak bir plan yapmıştı. Bu planı uygulayan Omnes gerçekten şehri kolayca zapt etmişti.
Yaptığı dahiyane plandan dolayı Semiramis’i kutlayan kral, Onun hem zekasına, hem güzelliğine hayran kalmış ve onunla mutlaka evlenmeye karar vermişti. Bu maksatla, bir sebep uydurarak vali Omnes’i idam ettirerek zeki, güzel ve bir o kadar da çok ihtiraslı olan Semiramis ile evlenmişti.
Kurnaz Semiramis, bir fırsatını bulup kral olan kocasını öldürtmüş. Böylece hem birinci kocasının intikamını almış, hem de tahtın tek sahibi olmuştu. M.Ö.1916 yılında da tek başına hüküm sürmeye başlamıştı.
Tahta oturduktan sonra BABİL’ DE büyük bir imar hareketini başlatan Semiramis, önce bu şehri, üzerinden yaklaşık olarak iki arabanın yan yana geçebileceği genişlikte kalın surlarla kuşatmış, Fırat’ın üzerine köprüler, altına da alt geçitler yaptırmıştı. Bunun yanı sıra Ziguratlar kurmuş ve asma bahçelerinin ortasına da muhteşem bir saray yaptırarak oraya yerleşmişti.
Semiramis’in büyüleyici güzelliğini belirtmek için anlatılan hikayelerden biri şudur: Semiramis’in hamamda olduğu bir sırada başkentte isyan çıkmış. Büyük gürültünün sebebini merak eden kraliçe önünü bir küçük havlu ile örterek sokağa fırlamış.Saçları dağınık ve çıplak bir vaziyette olan o eşsiz güzeli, seyre dalan isyancılar, bir anda kavgayı dövüşü unutarak isyana da son vermişler.
Topraklarının sınırını Hindistan’a kadar uzatan Semiramis, Hindistan’da son savaşında yenilmiş. Bu yenilgi üzerine, tahtını oğlu Ninyas’a bırakarak intihar etmişti. Ancak Babillilerin inancına göre o ölmemiş, bir güvercin olarak uçup gitmiş, kuşların arasına katılmıştır.