Güvercin ve Güvercinci

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Güvercin Yumurtlama Sorunu


Arkadaşlar aşağıdaki forum zincirini http://forum.guvercin.web.tr adresinden faydalı olduğuna inandığım için aldım. Benimde bir güvercinimde benzer yumurtlama problemi vardı. Orjinal güvercin forumunu bu siteden takip edebilirsiniz.http://forum.guvercin.web.tr
--------------------------------
Arkadaşlar merhaba. Yukarıdaki görmüş oldugunuz dişi bozun yumurtlama sorunu var ve bunu tek tek sizinle paylaşıcam. Lütfen gerçek ve çözümü kesin olan bilgilerinizi benimle paylaşın .

1. Öncelikle kuş 2 yaş civarında...

2. Kuştan toplamda 6-7 kere yavru almaya çalıstık . Bir kaç tane yavru çıktı ve ucuruoz çok şükür...

3. Kuş ilk seferlerinde yumurtladığında teki çıkıo teki çıkmıyordu .

4. Kuşun yumurta zarları ilk günden bugünkü yumurtalarına kadar çok zayıf bir şekilde . Şeffaf poşet gibi değil ancak zarın zayıf oldugu dış gorunusunden çok belli.

5. Bunun yanında kuş hiç uçmamış ve kapalı yerde bakılmasına rağmen vitamin -mineral eksikliği yok diğer kuşlar neyi yiyorsa oda o kadar ve inanın özel olarak daha fazla vitamin yedirmekteyim.

6. Kuş ilk eşinde bu türlü sorunları vardı , nihayetinde başka bir erkekle eşleştirdim ancak erkekte bir sorun vardır die değil sadece eş olmak maksadıydı. Ancak 2. eşinde hiç yumurtlamadı . Kuluçkaya yatmasına rağmen 1 - 1.5 ay beklemesine rağmen ve bunun yanında eşiyle devamlı eşleşirdi ve erkeğin kızgınlığı yani yumurtaya kovalama isteği dişiyi zorluyacak bir şekilde değildi . Nihayetinde yumurtlamadı .

7. Kuşun 2. eşini kaybettikten sonra başka bir erkekle eş aldı ve bu sefer yumurtladı ancak 2. eşin üzerinden baya geçmişti onunla alakası olabilecek bir durum değildi 3. eşinden olan yumurtalardı. Bu yumurtalarda diğer yumurtalar gibi oldukça zayıf kabukluydu ancak yumurtalar çıktı ve yavruları büyüttük . Acaba erkekle alakalı bir sorunmuydu şimdi çözüldümü diye düşünürken bu seferde tek yumurtladı ve çıkmadı .

8. Nihayetinde öyle böyle 4. kere başka bir kuşla eş aldı ve bu sefer uzunca bekledim kuluçkaya da 2 kere yattı ancak hiç yumurtlamadı .

9. Şu anda başka bir eşi var ve yine yatıyor bayadır ancak yine yumurtlamıcak gibi .

Anlıyacağınız kime sorduysam bana vitamein eksikliğinden oldugunu söledi öle bişe yok dediysemde öle demeye devam eden çok . Bir kaç vet. ark sordum aynı şekilde vitamin eksikliği yada kuşun genetik bir bozuklugu oldugunu yumrutlama yollarında bir sorun oldugunu dile getirdi . Bu daha mantıklıydı tabi ancak sorunu çözebilecek bir ilaç v.s bu tür birşey bulamadım . Avisol damla die bir damla önerildi ancak denemedim .

Tek tek kuştaki rahatsızlığı ve evrelerini açıkladım. Bu sorunu bir şekilde çözen ve fayda sağlıyacak bir yol bilen varmı _?
_________________
hakkı senin dedigin gibi aynı yanardoner bir dişide bende var tıpkı senin kuş gibi aynı sorunları yaşıyorum veterinerden vitaform diye bir ilaç aldım hem yumurtlatma hemde vitamin kuş yumurtladı ancak yavruları büyütemedik şimdi bidaha yumurtladı ama busefer yumurtalara baktım boş .birde kuş aşırı dozda antibiyotik aldıysa yumurtayı kesiyo
-------------------------------------------------
Kardeş Arkadaşda bir kuş vardı yumurtluyordu. Yeğenindeydi o zaman o kuşu kendi kümesine aldı bir dahada yumurtalamadı kendisi kümes değişikliğinden diyip duruyordu. Belkide doğrudur. Bana çok saçma geldi (kümes değişikliğinden dolayı yumurtlamaması) ama yeğeni kümesi yıktığı için deneyemedi. Olabilirmi bilmem genede bu işi bilen bir abimiz cevaplasın.
--------------------------------------------
birde yemcilerde tavuklar için satılan yumurta yemleri var onunla yumurtlamayan kuşları bir hafta beslemeni tavsiye ederim .normal verdigin yemin 1/2 sikadar versen yeter .
----------------------------------------
Veteriner arkadaşın söylediği gibi yumurtlama yolunda sorun olmuş olabilir genetik bir bozukluktur. Anladığım kadarı ile kuşunuz kabuk oluşturmada sorun yaşadığı için yumurtlayamıyor kalsiyum tabletler ile takviye yaparak bu sorunu ortadan kaldırmanız mümkün, fazla vermemeye dikkat ediniz..


Saygılar..

------------------------------------------------------
Merhaba değerli güvercinsever dostlarım, kısır olmadığı halde yumurtlayamama sorunu dikkatimi çekti ve okudum benzer bir durumda bende var ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir arkadaşımda bir çift çakmaklı posta kuşu vardı, erkeğini şahin kaptı diye dişisini bana verdi ve dişi kuş arkadaşımda iken yavru büyütmüştü. Bendede azgın bir erkek çakmaklı posta vardı; hem kendi eşinden yavru büyütüyor hemde diğer dişilerle eşleşip onlarıda yumurtlatıyordu. Arkadaştan aldığım bu dişi postayı benim azgın erkek postama eş yapmama rağmen neredeyse 3-4 yıl oldu ama bir defa bile yumurtlamadılar. Altlarına yumurta koymaya başladım gördüm ki büyütüyorlar, bende kendilerinin yumurtlamamasını sorun etmedim, böylelikle bir sürü kuş büyüttürdüm onlara. Dişi posta sürekli altında yumurta varmış gibi boş boş follukta yatıyor. Normalde kısır olmayan kuşun altına yumurta sürülürse bu kuş çıkacak yavruya kusmaz denir yani ancak kısır olan kuşlar çıkan yavruya kusar diye duyarım hep; doğruluğundan emin değilim. Bugünlerde merakım ve ilgim sadece posta kuşlarına yoğunlaştı bu nedenle bu dişiyi boştaki erkek ve azgın beyaz erkek posta kuşuma vurup yumurtlayacakmı diye gözlemleyeceğim ama yumurtlayan halde aldığım dişinin bendeki garantili yumurtlatan erkekle eşleşip niçin bir defa bile yumurtlamadığını inanın çok merak ediyorum. Kuşlarıma vitamin veriyorum, buğday, mısır, ekmek, çekirdek, palet yem veriyorum (karışık yem kullanmıyorum çünkü kuşlar sevdikleri taneleri seçip gerisini ziyan ediyorlar) acaba gerçekten kümes değişikliğinden mi yumurtlamıyor dersiniz? Değerli görüşlerinizi bekliyorum, hepinize selamlar.
-----------------------------------------------------------
Problemli kuş sahibi arkadaşlar benim bahsettiğim kuş yumurtladı. 4-5 ay önce arkadaş o dişiyi başka birine vermişti. Onda yumurtlar diye ondada yumurtlamayınca kuşu geri aldı. Ve Şimdi kuş yumurtlamış. Bilgilerinize isterseniz birde bunu deneyin kuşu başka bir kümeste 1-2 ay tutun sonra bir daha deneyin belkide kümesine kavuşmanın sevinci ile yumurtladı. Wink Bilgilerinize.
--------------------------------------------------------------------
Slm arkadaşlar kuşlar belli bir zaman 8-10-12 ay yumurtladıktan sonra yumurtlama işlemine ara verebiliyor bazı kuşlar bu şekilde yumurtayı keserek dinleniyor özelliklede kışın eşleri ayırmazsanız.Bu arada altına yumurta koyarak daha çabuk kendine gelmesini sağlıyorum ama merak etmeyin bir sene sonrada alsa tekrar yumurtaya geliyor sabırlı olmak lazım...
-----------------------------------------

19 Ağustos 2007 Pazar

Güvercin Bakımı

Güvercin besleyen insanlar büyük paralar harcayarak aldıkları Güvercinleri alırken gösterdikleri titizliği maalesef bakımı ve hastalıkları sırasında göstermiyorlar. Bu yüzden çok iyi damızlık Güvercinlerimız yok olup gidiyor.

Öncelikle Güvercin bakmak için sağlıklı bir kümese ihtiyaç vardır. Bu kümesin ahşap olması veya toprak üzerinde olması Güvercinlerimızı aşırı rutubetten koruyacaktır. Teras gibi yerde tuğla kümes yapan arkadaşlarımızın rutubet ortamından kurtulmaları için kümes içini strafor dediğimiz köpükle döşememiz gereklidir. Kümeslerimize bol oksijen girmesi için ufak dahi olsa bir pencere açılması ve sinek teli ile kapatılıp içeriye mikrop taşıyan sineklerin girmesini engellemeliyiz. Kapı ve pencere üzerindeki camlar kümes içine güneşin girmesine yardımcı olacağından tercih nedenidir. Kümesleri güneş alacak şekilde yapmamız sadece güneşte olan D vitamininin Güvercinler üzerine gelmesine yardımcı olmamız gerekir

Kümes içine yaptığımız yuvaların da kuru tahtadan yapılıp Güvercinlerin yumurtlaması için kuru çam yaprakları, kuru ot, kuru saman koymamız, yumurtanın hava almasını sağlayacağından yavrunun sağlıklı çıkmasını sağlayacaktır.

Beslemeyi düşündüğümüz Güvercinlerimızı kümesimize koyduğumuzda bunların bakımı gündeme geliyor. Günümüzde buğdayla beslediğimiz Güvercinleri maalesef iki saatten fazla uçuramıyoruz. Veya Güvercinler eskisi kadar zinde olmuyor. Bunların sebebi tek buğday veya mısırla beslenen hayvanlar, vücutlarına gerekli olan vitamin ve mineralleri yeteri kadar alamamaktadırlar. Oysa vitamin ve mineraller doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kas ve kemik yapısı, hastalıklara karşı direnç yönünden çok önemlidir. Bu yüzden Güvercinlerimıza buğday, mısır, fiğ, pirinç, kırmızı mercimek, kendir tohumu, kuru bezelye gibi karışımlar hayvanların bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşılarlar. Bu yemlerin tozsuz ve temiz olması gerekir. Hayvanlar yedikleri bu yemleri taşlıkları vasıtasıyla öğütürler. Bu yüzden taşlıklarına öğütücü kum parçaları gerekir. Bizler genellikle deniz veya dere kumu ile bu ihtiyacı gidermeye uğraşırız. Ancak bu tür kumlar yuvarlak olduğundan kesici görevi yapmaz. Güvercinlerin kursağında boşuna şişlik yapar ve bu kumları yiyen Güvercinler bir köşeye çekilir ve kabarık dururlar. Bu kum ihtiyaçları Avrupa'da istiridye kabuğu kırıklar, kırmızı kil, kömür, çakıl, kurutulmuş deniz yosunu ile giderilir. Ayrıca bu karışımlar 220 derecede fırınlanarak mikrop ve zararlı bakterilerden arındırılırlar.

Güvercinlerimıza genelde hastalıklar sudan bulaşır. Suluklarımız çok temiz ve temizlenebilir şekilde olmalıdır. Genelde bu suluklarımıza Güvercinlerin tüyleri , vücuttan çıkan tozları, yem parçaları ve pislikler toplanır. Suda mikroorganizmalar (mikroplar, bakteriler- mantar , koli basili) çok çabuk ürerler. Böyle bir su çeşitli hastalıklar ve ishal ile Güvercinun sağlığını tehdit eder. Bu sebepten haftada en az bir kere dezenfektan ilaçları ile temizlenmeli, hatta su içine birkaç damla damlatılarak suyun dezenfekte olmasını sağlarız. Bunlar; Witte Molen Wime-San, su koruyucu Dezen, Mefarol, Vanodin gibi ilaçlardır.

Dezenfektan ilaçlarına sıra gelmişken bizler bu konuyu da maalesef göz ardı ediyoruz. Halbuki kümeslerimizi en az ayda bir kere dezenfektanlamamız gereklidir. Dezenfektan yapmadan önce kümes ve yuvalardaki pislikleri kazıyıp temizlememiz gerekir. Daha sonra içerideki tozlar temizlenir. Dezenfektan Güvercinlerin üzeri dahil kümesin her yerine sıkılır. Bu bir fitil pompa yardımıyla yapılabilir.

Güvercinlerimız her gün banyo yapmalıdırlar. Banyo suları temiz olmalıdır. 5-6 Güvercin yıkandıktan sonra yeni su koyup diğerlerinin yıkanmasını sağlamalıyız. Kesinlikle yağmur veya birikinti sularında Güvercinlerin banyo yapmasına müsaade etmeyiniz.

Bazılarımız toprak dökerek Güvercinlerin buralarda eşinmesini, toprak üzerinde bir şeyler yemesini düşünürüz. Oysa bu toprak üzerine yağan yağmur ve uçuşan tozlar hastalık taşır. Bu yüzden haftada en az bir kere dezenfektanla toprak temizlenmelidir.

Güvercinlerimıza ne kadar bakım yaparsak yapalım mineral ve vitamin yönünden gerekli ihtiyacını sağlayamayız. Oysa mineral ve vitaminler sağlık, doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kemik ve kas yapısı ve hastalıklara direnç yönünden çok önemlidir.

Wimoraal mineral karışımı, VM-Forte vitamin ve Muta-Vit gibi mineral veya vitaminler kullanılır. Güvercinlerimızın yedikleri içtikleri her şeyden bağırsakları bozulabilir. Bunun için COXİ PULUS, solunum yolu hastalıkları için BAYTRİL, kabarma ve kurumaya giren Güvercinler için OROPHARMA FORLAYT kullanırız. Bağırsak solucanları için bir litre suya 5 diş sarımsak koyulur bir gün sonra Güvercinlera verilir. Bit, pire içinse Ardap, Ecto Spray kullanılır.

Samsun Serinofil Derneği Başkanı
Sedat Genç

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Güvercinler Öldüğünde

Güvercinler Öldüğünde

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir. Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

Şehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika'dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.

DİYARBAKIR ve GÜVERCİN


DİYARBAKIR FOLKLORUNDA GÜVERCİNLER: Diyarbakır folklorunda güvercinin müstesna bir yeri vardır. Diyarbakır’da güvercine “gögerçin” denir. Bunun Moğolca “kügercin” den gelme olduğu anlaşılmaktadır. ( 1 ) ( * )
Kale içindeki eski yapıların dış kapı tokmaklarının bir kısmı güvercini çeşitli görünümleri ile simgeler şekilde yapılmıştır. Halkın “şakşak” dediği bu tür kapı tokmaklarının sekiz çeşidini tespit ettik.
Şehri baştan başa kuşatan surlarda güvercin kabartmaları, çorap, cicim, heybe ve kilimlerdeki nakışlarda güvercin figürleri görülür.
Güvercin halkın sevgilisidir. Manilerde sevgili güvercine benzetilmiştir. ;

Sarı çitin çinçini
Öptüm ağzın içini
Dün gece nerde idin
Göynümün gögercini

Acaba güvercine olan bu tutku nereden kaynaklanmaktadır. Araştırmalarımız bizi şu sonuca götürdü ;
Güvercinin kutsal bir kuş olarak bilinmesi. Haberleşme aracı olarak kullanıldığı dönemlerde gördüğü hizmetlerin, kuşaktan kuşağa günümüze dek gelen efsanevi anlatımlarının bir kale- kent olan Diyarbakır’da yaşayan halk üzerinde bıraktığı etki. Ve nihayet sağlamakta olduğu yarar.
Eski çağlardan beri güvercin kutsal bir kuş olarak bilinir. Asur ve Babil kraliçesi Semiramis’in güvercin yumurtasından oluştuğuna ve ölürken güvercin şekline dönüştüğüne dair efsaneler mevcuttur. ( 2 ) Eski Ege uygarlıklarında da güvercin, Afrodit’in kuşu, yani zürriyetin simgesi sayılmış, “ dini bir inançla bolluk ve bereket tanrıçaları kültürüne bağlanmış ( İştar, Afrodit ), çoğu zaman ona, ruhun kuş şeklinde temessülü gözü ile bakılmıştır. ( 3 )
Tevrat’a göre güvercin barış sembolüdür. Hazreti Nuh, tufan sırasında. Suların çekilip çekilmediğini öğrenmek amacı ile gemisinden bir güvercin uçurur. Güvercin bir süre dolaşır ve ayak basacak bir bulamadığı için geri döner. Yedi gün sonra güvercini yeniden uçurur. Güvercin bu seferinde ağzında bir zeytin dalı ile gemiye gelir. Suların çekilmeye başladığı anlaşılır. Nuh’un gemisi Cudi ( Ağrı, Ararat ) dağında karaya ulaşır. “ Böylece tanrı insanlarla barışmış, bu haberi getiren güvercin ise barış sembolü sayılmıştır. Bu sembol bu gün de kullanılmaktadır.” ( 4 ) Nuh gemisinin güvercini Sümer efsanelerinde de mevcuttur.
Hıristiyanlıkta, güvercin “insanlara kardeşçe yaşama duygusunu, barışı, gönül sevincini götüren ve cennette mutluluğu, sevgiyi taşıyan kutsal bir kuş olarak bilinir ve sevilir. Büyük sportif yarışmalarda havaya uçurulan güvercinler bu inanışın en güzel örneklerindendir.” ( 5) Müslümanlıkta da güvercin kutsal bir kuştur. Hazreti Muhammet’in arkadaşı Ebu Bekir ile beraber Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında, onları öldürmek kastı ile peşlerine takılanlardan korunmak için Sevr dağındaki Hira mağarasına saklanmaları üzerine beliren mucize ilginçtir: Mağaranın çıplak kayaları arasından ince bir fidan süratle yükselir, dalları kayaları sarar, yaprakları her tarafı kaplar. Bir örümcek ince ağları ile mağaranın ağzını örüverir ve bir güvercin hemen burada yuvasını yapar, yumurtlar, kuluçkaya yatar. Böylece düşmanları onları bulamaz.
Bir başka inanışa göre güvercin Hazreti Muhammet’e duyduğu saygıdan ötürü Kabe’nin üzerine konmaz ve üzerinden uçmazmış.
Tasavvufta güvercin “gönül ve sır ulağıdır. Makamdan makama sır, gönülden gönüle haber taşır. Her dervişin ruhu uyku sırasında güvercin kılığına girer. Bütün manevi makamları, gök katlarını, cennet ülkelerini dolaşır. Ruhlara gerekli mana ışığını getirir”. ( 6 )Yine bir inanışa göre güvercin her türlü günahtan uzak, suçsuz, saf bir kuştur. Ölen günahsız insanların ruhu bir güvercin şekline girerek yer yüzünde uçar.

Diyarbakır’da derlediğimiz “Kral kızı efsanesi” bu inancı yansıtır :
Diyarbakır’ın Dicle kasabası yolu üzerinde, Maden suyunun aktığı derin bir vadinin doğu yamacında, çok yükseklere uzayan bir kaya parçası vardır. Bakıldığında, bu kayaya az aralıklarla ve bir hizada düzgünce oyulmuş iki pencere görülür. Cephe bir ev manzarası vermektedir. Bu pencerelere ne yukardan ne aşağıdan varabilmenin imkanı yoktur. Çok yüksektedir. Halk buraya kral kızının taşı demektedir. Burada define bulunduğu, leyleklerin bu pencereden girip içeriden halı ve kilim parçaları çıkardıkları söylenir.
Efsaneye göre bu bölgenin kralının güzelliği dillere destan bir kızı varmış. Koyunlarını bu vadide otlatan bir çobana aşık olmuş. Çoban da kızı sevmiş. Birbirlerini saf ve temiz bir aşkla seviyorlarmış. Bunu duyan kral kızını bu sevdadan vazgeçirmek için bir çok çarelere baş vurmuş, çeşitli denemeler yapmış, fakat kızını bu sevdadan bir türlü vazgeçiremeyince, kızı buraya hapsetmiş. Ertesi günü seher zamanı nöbetçiler bir beyaz güvercinin gelerek pencerelerden birine konduğunu, içerden de bir başka güvercinin diğer pencereye uçtuğunu, sonra her iki güvercinin birlikte havalanarak kaybolduklarını görmüşler. Aramalara rağmen ne kız ne de çoban bulunabilmiş.
Güvercin M.Ö 3000 yıllarından I. Dünya savaşı sonlarına dek haberleşme aracı olarak kullanılmıştır. Bu tür güvercinlere “posta güvercini” denilir. Güvercinlerin yön bulma ve çok uzak mesafelerden yuvaya dönme yetenekleri şaşırtıcı derecede gelişmiştir. Süratleri ortalama 60 km.dir. Kötü hava şartlarında bile 100, 150 metre yüksekten uçarlar. İyi yetiştirilmiş bir güvercinin 100 km. hızla durmadan 15 saat uçtuğu ve 1500 km.lik yolu aldığı görülmüştür. ( 7 ) Bazı kaynaklarda açıklandığına göre saatte 200 km. sürat yapan güvercinler de vardır ( 8 )
Posta güvercinleri henüz bir aylık palaz halindeyken özel bir eğitime alınarak yetiştirilirdi. Çift olarak uçurulur. Ulaştırılacak haber küçücük bir tüp içinde hayvanın ayağına ya da sırtına bağlanırdı.
Diyarbakın folklorunu derleme çalışmalarım 1938 – 1942 yılları arasında olmuştur. O tarihlerde şehrin en ünlü kuşçusu, 83 yaşlarında bulunan Kuşbaz Mehmet Ağa ( Kuşbaz Kör Müho ) idi. Ondan aldığım bilgilere göre, Diyarbakır’da Mendel prensiplerine dayanılarak ıslah edilip üretilen kendine özgü güvercin türleri – ki bunlara biraz sonra değineceğiz – içinde posta güvercinlerinin özel bir yeri ve değeri varmış. Ünlü kuşbazlar arasında yapılan güvercin yarışmalarının başında, güvercinleri Palo, Harput, Eğil, Atak, Meyyafarıkin ( Silvan ) , Mardin kalelerinden uçurmak gelirmiş. Kimin güvercini daha önce yuvasına dönerse ona para armağanı verilirmiş. 1910 yılı sonbaharında yapılan bir yarışmada Meyyafafıkin kalesinde uçurulan 10 kuşbaza ait 20 çift güvercin arasında kendi güvercinleri 35 dakikada yuvalarına dönmek sureti ile birinciliği almışlar. Kendisine ödül olarak 5 altın verilmiş.

Vecdi Arpacıoğlu, Diyarbakır

Burada tarihi bir gerçeğe değinmek istiyorum :
Diyarbakır’ın, bölgenin ilk uygar ahalisi sayılan ve M.Ö 3000 yıllarında bölgeye egemen olan Hurriler ve Mitanniler zamanından beri bir kent - kale olduğu bilinmektedir. Roma imparatoru II. Costantius’un buyruğu ile 349 yılında, kentin kale dışında kalan bölümleri de surlarla çevrilerek kale genişletilmiştir. 367 – 375 yılları arasında bu surların batı kesimi yıktırılarak daha geniş bir alanı kapsayan bugünkü surlar inşa olunmuştur. Zamanla kente egemen olan uluslarca surlar onarılarak sağlamlığı günümüze dek korunmuştur. Diyarbakır bölgenin en büyük ve en güçlü kale – kenti idi. ( 9 ) Sözü geçen bütün kaleler idari yönden buraya bağlı bulunuyorlardı. Savaş zamanında diğer kalelerden yardım istemek başta olmak üzere bütün haberleşmeler bu posta güvercinleri aracılığı ile yürütülüyordu. En sıkışık en kritik dönemlerde bu güvercinlerin getirdiği haberler, kenti savunanlara büyük bir cesaret ve dayanma gücü vermiştir.

Kuşaktan kuşağa intikal ederek günümüze kadar gelen ve tarihi gerçeklerle dolu bulunan efsaneleşmiş bir olayı örnek olarak arz etmek istiyorum :
Akkoyunlu devletinin çökmesi üzerine Diyarbakır ve çevresi 1507 tarihinden itibaren Şah İsmail idaresine geçmişti. Halk bu idareden memnun değildi. Sünni olan halkın kızılbaş İranlıların yönetiminde yaşaması olanaksızdı. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasında yapılan Çaldıran savaşına Diyarbakır valisi Ustaclu Mehmet Han’da ordusuyla katılmıştı. Bu savaşta Şah İsmail ve orduları büyük bir yenilgiye uğratıldılar. Ustaclu Mehmet Han’da ölenler arasında idi. Bunu fırsat bilen Diyarbakır halkı ayaklandı. Şah’a bağlı olanlar kale dışına atıldı, bir kısmı da yok edildi. Diyarbakır ve çevresinin Osmanlı birliğine katılması ve bunun gerçekleştirilmesi için de büyük bilim ve devlet adamı Bitlisli İdris’in aracılığı ile kararlaştırıldı. Bu ayaklanmayı haber alan Şah İsmail, Yavuz’un orduları ile Çaldıran’dan ayrılmasından sonra Diyarbakır’ın yeniden fethi için matul Mehmet Han’ın kardeşi Karahan komutasında büyük bir ordu gönderdi. İran ordusu şehri kuşattı. Kuşatma ve savaş bir yıldan fazla sürdü. Halk büyük bir cesaret ve kahramanlıkla kenti savunuyordu. Ancak kuşatmanın uzun sürmesi, kıtlık ve hastalıkların başlaması, zayiatın çokluğu, güvercinler aracılığı ile yapılan muhaberelerden müspet bir sonuç alınamaması, halkın moralini bozmuş, teslim olma düşüncesinde olanlar gittikçe çoğalmaya başlamışlardı. Bu tartışmaların yapılmakta olduğu bir gün okla yaralanmış bir güvercinin muhabere kulesine düştüğü görüldü. Bitlisli İdris’ten gelen haberde, Bıyıklı Mehmet Paşa komutasında büyük bir Osmanlı ordusunun hareket eylediği, Diyarbakırlı Yiğit Ahmet idaresinde bir kuvvetin iki gün sonra kale önünde olacağı, Urfa Kapısı’ndan şehre girmek için kuşatmayı yarmaya çalışacağı, kendisine yardımcı olunması bildiriliyordu. Bu haber halka yeni bir güç verdi. Gerekli tertibat alındı. İki gün sonra Yiğit Ahmet kuvvetleri kuşatmayı yarıp Urfa Kapısı’ndan şehre girmeyi başardılar. Bir süre sonra Bıyıklı Mehmet Paşa ordularının yaklaşmakta olduğunu öğrenen Karahan kuşatmayı bırakarak Sincar dağlarına çekilmek zorunda kaldı. 10 Eylül 1515’te Osmanlı ordusu şehre girdi. Kale burçları bayraklarla süslenmiş, kale kapıları açılmış, halk büyük bir sevinç ve gösteri ile orduyu karşılamış, böylece Diyarbakır ve çevresi kendi arzusu ve isteği ile Osmanlı – Türk birliğine katılmış oldu. Bir güvercin canı pahasına şehrin Kızılbaş İranlılara teslimini önlemiş, bu mutlu sonucu sağlamada etken olmuştu. Bu katılış her yılın 10 Eylülünde başlayan ve günlerce süren çeşitli şenlik ve gösterilerle kutlanıyordu. Bu kutlama şenlikleri 20. Yüzyılın başlarına değin süregelmiştir. I. Dünya savaşının bütün yurdu saran perişanlığı arasında bu güzel gelenek de unutuldu. Bu şenliklerde çeşitli güvercin yarışmalarının yapıldığı, en iyi cins güvercin üretenlere armağanlar verildiği bilinmektedir. ( 10 )

Vecdi Arpacıoğlu, Diyarbakır

Diyarbakır’ın kendine özgü güvercin türleri :
Diyarbakır’da güvercin meraklıları – ki bunlara “kuşbaz” denilir – çok eski tarihlerden beri Mendel prensiplerine dayanarak yaptıkları deneyler sonunda Diyarbakır’a özgü ve dört ana grupta toplanan 23 tür güvercin üretimini başarmışlardır.

Birinci gruba giren güvercinlere “göksüağ” ( göksüak ) ismi verilmiştir. Bunlar da renklerine göre altı çeşittir. Siyahına Atlas, sarısına Narinci, kırmızısına Ciğeri, gök rengi olanına Gökela, kül rengi olanına Kürenk, zeytin renginde olanına Zeytuni denilmiştir. Bunlardan Atlas ve Zeytuninin ayakları tüysüz, boğazlarının altından göğüslerine kadar uzanan bir dizi püskül vardır. Diğerlerinin ayakları kendi renginden tüylü, boyun ve göğüsleri muntazam bir kolye gibi beyaz, başları kenküllü ( kaküllü ) dür. Yanaklarında “benk” tabir edilen zülüfler görülür. Gökela ile Kürenk’in kanatlarının üstünde kendi renginin koyusundan ( V ) şeklinde bir atkı bulunur. Buna “şeftali” derler. Tırnak ve gagaların beyaz oluşu bu gruba giren güvercinlerin ortak yanlarıdır.
Saydığımız bu özelliklerin birinden yoksun olan, gerdanı dar, kanatlarında beyazlık bulunan, kakülleri veya göğüslerindeki püskülleri düzenli olmayan güvercinler soylu sayılmazlar. Bunlar değersizdir. Bunlara “Habeş” derler.

İkinci grubun adı Ketme’dir. Bunlar da renklerine göre altı çeşide ayrılmıştır. Siyahına Ketmeatlas, sarısına Bozak, kırmızısına Ketmeciğeri, gök rengi olanına Ketmegökela, kül rengi olanına Ketmekürenk, zeytin rengi olanına da ketmeyusufi denilmiştir. Hepsinin kuyrukları ve kanatlarında telek tabir edilen baştaki en uzun tüyleri beyazdır. Hepsinin kakülü ( kenkülü ) vardır ve kendi renginden olmalıdır. Gaga ile göz arasında bulunan ve “küpe” adı verilen kısmın beyaz olması, yine kendi renginden küçük bir üçgenin gaga ile göz arasını süslemesi gereklidir. Bunlardan Ketmekürenk ile Ketmegökela’nın ayakları tüylü başları püskülsüzdür. Diğerlerinin ayakları tüysüz, başları püsküllüdür. Püsküllerin boğaz altından itibaren iki helezon biçiminde aşağıda birleşerek göğüs kemiği üstüne gelmeleri lazımdır.

Üçüncü grubun adı İçağlı’dır. Siyahına Zengi, sarısına Tahini, kırmızısına Gümüşkuyruk, gökrengi olanına Kara, kül rengi olanına Miski, zeytin renginde olanına da Yusufi denilmiştir. Hepsinin rengi parlak, kanatlarındaki şeftali ( şivtelli ) kendi renginin koyusundan oluşmuştur. Hepsi kepezli yani kaküllüdür. Tahini ile Gümüşkuyruk hariç, diğerlerinin göğüsleri püsküllüdür. Tümünün kuyrukları beyazdır.

Dördüncü grubun adı Kızılbaş’dır. Siyahına Karabaş, sarısına Sarıbaş, kırmızısına Kızılbaş, gök renginde olanına Mavibaş, zeytin rengi olanına Zeytunibaş adı verilmiştir. Bu grubun kül rengini elde edememişlerdir. Hepsi kaküllü, zülüfleri, ve kanatlarından 4, 5 tanesinin ucu, kuyruk kısmı kırmızıdır. Başları kakülle beraber boğazına kadar miğferlidir. Gövde beyaz, diğer kısımlar kendi rengindendir.
Daha önce de değindiğimiz gibi kendisinde bulunması gereken özelliklerden birinden yoksun olan güvercin değersiz sayılır.

Bu dört gruba giren güvercinlere Urfa ve diğer civar illerde Diyarbakırlı adı verilmiştir. Gazi Orman Çiftliğindeki Hayvanat bahçesinde Diyarbakır cinsi diye kayıtları yapılmıştır. ( ** ) Bunların dışında çeşitli renklerde ayakları paçalı taklacı güvercinler de vardır. Ayrıca Nemsavi adı verilen bir tür güvercin vardır ki çok renkli olup tavus kuşunun kuyruk açması ve duruşu gibi hareket eder.

Vecdi Arpacıoğlu, Diyarbakır

Güvercinlerin çok ilginç bir yaşantısı vardır. Güvercinler tek eşlilik düzeni içersinde yaşarlar ve birbirlerine sadık çiftlerdir. Hayatları boyunca erkek ve dişi birbirinden ayrılmazlar. Eşlerinden biri ölürse ötekinin yeni bir eş kabul etmesi için aradan uzun bir sürenin geçmesi gerekir. Dişi genellikle iki yumurta yumurtlar yumurtaları lekesiz beyaz ve koyu sarı renktedir. Kuluçka zamanı erkek ve dişi kuluçkaya nöbetleşe oturur. Sabahtan öğleye kadar kuluçka nöbeti ananın, öğleden sonra da babanındır. Kuluçka süresi 17 – 18 gündür. Yavrular tüysüz ve gözleri kapalı doğar. Güvercin sütü ile beslenir. Bu eşsiz madde ebeveynlerin kursağının zarı tarafından salgılanır ve yavruların ağzına püskürtülür. Yavrular 3 – 4 haftadan sonra, ana ve babalarının yardımı olmadan besinini sağlamaya koyulur. 3 – 4 ay içinde palazlanarak çiftleşme yeteneği kazanır. Erkek çiftleşmek için dişiyi kovalamaya başladığında buna “tride düşmüştür” denir. Trid zamanında şatır kuşların dişisi nereye konarsa erkeği de peşinden gider, başka zamanlarda katiyen gitmez.

Güvercinlerin bir özelliği de su içerken diğer kuşlar gibi başlarını kaldırmazlar, suyu bir çekişte içerler.

Kendilerine yem olarak buğday, darı, mısır darısı verilir. En çok mercimeği severler. Güvercinler yemlenmek ve sulanmak için avluya çıkarılır. Avluya Diyarbakır’da Havuş derler.

Güvercinler günde iki kez uçurulur. İlki kuşluk vakti, ikincisi ikindi zamanı yapılır. Sıcakta ve karanlıkta güvercin uçurulmaz. Güvercinler küme halinde uçarlar. Bu kümeler, diğer kuşçulara ait kümelerle havada birleşerek tek küme olurlar. İniş zamanı her kuşçu kendi kuşlarını kümesine indirebilmek için ıslık çalar ve onlara elindeki güvercini göstererek dama atar. Bu suretle güvercinler kümelere ayrılarak her küme kendi damına iner. Kümeye katılarak gelen yabancı güvercin varsa, damdan avluya inmesini temin için, avluya yem atar, kendi güvercinleri yem için inerken yabancı güvercin de onlara katılırsa “baltama” ile tutmaya çalışır. Güvercin inmeyip uçarsa, kuşçu ucu bezli (çaputlu) sırıkla güvercinleri yeniden uçurur. Yabancı güvercinin yeniden kümeye katılarak birlikte inmesini sağlamaya çalışır. Kümeye katılmayan kuşlara “şatırkuş” derler. Kuşçular yakaladıkları yabancı kuşları sahibine iade etmezler. Güvercinin kanatları çekilir veya kesilir, yahut bağlanır. Uzun süre uçurulmaz, böylece eve alışması sağlanmış olur. Hangi kuşçu başkasının güvercinlerinden indirip yakalarsa başarılı ve kazançlı sayılır.

Kuşçular arasında çeşitli güvercin yarışmaları yapılmaktadır. Bunlardan birkaç örnek verelim :
Bir tek şatır güvercin yabancı kuşlarla birlikte bir sepete konularak uzak bir mesafeden salıverilir. Küme halindeki güvercinler toplu halde kendi kümeslerine dönerken bu tek yabancı güvercin onlardan ayrılarak evine giderse yarışı kazanmış olur. Katıldığı küme ile birlikte giderse sahibi yarışı kaybetmiş olur ve koşulan şeyi öder.
Kararlaştırılan uzak bir mesafeye gidilir. Her yarışçı kendi güvercinini orada salıverir. Kimin güvercini daha çabuk evine dönerse yarışı o güvercinin sahibi kazanmış olur.
Kuşçulardan biri bir sepet içersine kararlaştırılan miktarda güvercin koyarak diğer kuşçunun evine gider. Ev sahibi kuşçu da güvercinlerinin bir kısmını avluya çıkarır, bir kısmını dama uçurur, bir tanesini de eline alır. Sepetteki güvercinler salıverilir. Eğer bunlar ev sahibinin avluda, damda bulunan güvercinlerine karışmadan uçup kendi evlerine dönerlerse ev sahibi kuşçu yarışı kaybetmiş olur. ( 11 )

Bir de yabani güvercinler vardır ki bunlara “boran” denilir. Bunlar “koğa” adı verilen gübrelerinden ve çok lezzetli olan etlerinden yararlanmak için Dicle vadisi üzerindeki köylerde yapılan boranhanelerde beslenir. ( 12 )
Boranhaneler genellikle üç bölümden oluşur. Her bölümde sıra sıra ufak ancak güvercinlerin rahatlıkla girip çıkabilecekleri büyüklükte pencereler vardır. İç bölümlere lüle denilir. Lüleler belli aralıklarla üst üste yapılır. Her lülenin içinde güvercinlerin tünemesi için basamaklar yapılmıştır. Üç bölümlü bir boranhanede üç lüle ve üç basamak var demektir. Boranhanelerin bütün iç duvarlarına kazıklar çakılır ve bunlara söğüt dalından özel olarak yaptırılmış kulplu sepetler asılır. Üç bölümlü bir boranhanede yaklaşık olarak 1500 sepet bulunur. Güvercinlere yalnız kışın, ortalığın karlarla örtülü olduğu günlerde yem verilir. Yem olarak da pirinç zivanı denilen darijan otunun ufak ve parlak olan tohumu, ak ve kızıl darı ile karıştırılarak verilir. Gübreleri yılda bir defa nisan ayında toplanır. Üç bölümlü bir boranhaneden yılda 8 –10 ton gübre alınır. Dicle kıyılarının iriliği ile dünyaya ün salmış karpuzları bu güvercin gübresiyle büyür, olgunlaşır.
Boranların eti de çok lezzetlidir. Bu nedenle güvercin dünyanın bir çok yerinde en çok avlanan kuşlardan olmuştur. Bazı ülkelerde güvercin sırf eti için üretilir. Güvercin hakkında en eski kayıt, İsa’dan üç bin yıl önceki bir Mısır firavununun yiyecek listesinde adının geçmesidir. Diyarbakır boranhanelerinde yetişen güvercinlerin etlerinin lezzeti dünyaya ün salmıştır.

1612’de şehrimize gelen Polanyalı Simeon seyahatnamesinde Diyarbakırlılar için şöyle der: “... yemek hususunda da cömert olan bu insanlar, Lehistan hariç, İstanbul ve Halep’te dahi görmediğim bir surette mükellef sofralar kurarlar ve çok lezzetli yemekler ikram ederler. Çeşitli kebaplar, börekler ve diğer pahalı yemeklerle beraber ikram edilen koyu ve tatlı Ergani şarabından bir bardaktan fazla içemezsiniz. Tokat’ın paçası, Halep’in mıklası ve Harput’un çakıl ekmeği gibi Amid’in de ( Diyarbakır ) güvercin kebabı meşhurdur.” ( 13 )

1680’de Diyarbakır’a gelen Tavernier ise 1682’de yayınladığı kitabında şunları yazar: “ ... Diyarbakır toprağı çok verimli olup ekmeği ve şarabı nefistir. Burada yenilen et başka bir yerde bulunmaz. Bilhassa burada yenilen güvercin, büyüklük ve tat olarak Avrupa’dakileri çok geride bırakır.” ( 14 )

Güvercinlerle ilgili değimler :
Aşıktora : Dişisine sevdalı güvercin.
Ayaktökme : Ayakları çıplak olan güvercin türünde dirsekten parmağa doğru uzanan kısa tüyler.
Baltama : Saplı bir kasnağa geçirilmiş file.
Çoloğ : Güvercinin kanatlarından birinin yarım felç olması.
Dimdik : Gaga.
Dökmek : Yarışa katılan güvercinleri müştereken salıvermek.
Emişmek : Dişi güvercinin gagasını erkek güvercinin gagasının içine geçirerek başını sallaması durumu.
Ferah : Fazla öten güvercin.
Fülfül : Uçamayan idmansız güvercin.
Halta : Gaga altının beyaz olması.
Haşhaş : Çok öten güvercine denilir.
Hıre : Yaşıtından daha ufak yapıda olan güvercin.
İçağ : Güvercindeki kuyruk sayılarının miktarı.
Kenkül : Kakül.
Kevrane : Çok yaşlı güvercin.
Kızma : Bir yaşında olup henüz çiftleşmemiş güvercin.
Kösnemek : Dişi güvercinin çiftleşmek arzusu ile erkek güvercine sürtünmesi.
Kuboy : Karmakarışık renkli güvercin.
Kudoş : Kaküllü güvercinlerde bir taraftaki burmanın eksik olması hali.
Kuyruk kapağı : Vücut renginden ayrı bir rengin sırttan itibaren kuyruğa doğru uzanan kısmı.
Kulupoto güvercin : Kanat ve kuyruğu yolunmuş güvercin.
Lepir : Kanadı yeni çıkan güvercin.
Onluk : Havadaki güvercinlere gösterilen güvercinin çırpınması hali.
Pampalı : Ayağı tüylü güvercin.
Pin : Kümes.
Sakat : Yumurtlamayan güvercin.
Serpme : Vücut rengindeki tüylerin göğüs kısmı tüylerine karışmış olması hali. Daha çok göğsüağ türündeki güvercinler için kullanılır.
Şatır : Evini, kümesini çok iyi bilen tanıyan güvercin.
Tek suvama : Güvercinin bir tarafının diğer tarafından daha benekli olması.
Trid : Erkek güvercinin dişisini yumurtlama esnasında gagalayarak etrafında dolaşması hali.
Tor : Ağ, file.
Tülek : Tüy değişimi.
Yava : Evini, yuvasını tanımayan acemi güvercin.
Yeke : Birkaç defa yumurtlamış güvercin.
Yuvakızdırmak : Erkek ve dişi güvercinin yuvada sevişmesi.

YAZAN : Şevket Beysanoğlu

DERLEYEN : Yavuz İşçen / Ankara / Şubat 2003

NOTLAR :
1 ) Meydan Larousse c.5, s.463
2 ) Hayat Ansiklopedisi, c.4, s.1813 İstanbul 1933 ; Meydan Larousse c.11, s.170
3 ) Türk Ansiklopedisi c.18, s.236 ; Hayat Ansiklopedisi c.4, s.1813
4 ) Türk Ansiklopedisi, c.18, s.236
5 ) Ali Esat Bozyiğit “Halk şiirimizde güvercin” TFA c.17, s.8033
6 ) Meydan Larousse c.5, s.464
7 ) Hayvanlar Ansiklopedisi, Hayat yayınları, İstanbul 1966, s.367 ; Türk Ansiklopedisi c.18, s.236
8 ) Meydan Larousse c.5, s.464
9 ) Geniş bilgi için bakınız : Şevket Beysanoğlu, “Kısaltılmış Diyarbakır Tarihi ve Abideleri” İstanbul 1962 s.3, s.23 vd.
10 ) Bu bilgilerin bir bölümü 1945’te 85 yaşında ölen rahmetli Kuşbaz Mehmet Ağa’dan almıştım. Sonra uzun yıllar belediye reisliği yapmış ve 102 yaşında ölen rahmetli Hüseyin Uluğ ile, I. Dönem Diyarbakır milletvekillerinden rahmetli Mustafa Akif Tütenk’in ( 1875 – 1952 ) verdiği bilgilerle son şeklini aldı.
11 ) Bu bilgiler 1943’de Kuşbaz Mehmet Ağa’dan derlenmiş, Ziraat Y. Müh. Esat Cemiloğlu’nun “Diyarbakır Kuşları ( Güvercin )” isimli araştırması ile karşılaştırılmış, Ziraat Y. Müh. Orhan Ortaç’ın kontrolünden geçerek bu son şeklini almıştır.
12 ) Boranhaneler merkeze bağlı Kadıköy, Sımmaki, Şarabi, Tilalo, Tılgaz, Çarıklı, Hacıis, Daraklı, Patrik, Sirimi, Akımı, Gavuriğik, Derimte, Havar, Ayngevr, Kabi, Karabaş, köylerinde vardır. Toplam 283 boranhane bulunduğu saptanmıştır.
13 ) Hrand D. Andreasyon “Polanyalı Simeon’un Seyahatnamesi” İst. 1964 s.99
14 ) Tavernier, Les Six voyages en Turquie, Paris 1682, s.245

DERLEYENİN NOTU :
Yukarıdaki yazı Türk Folklor Araştırmaları Dergisinde 1979 yılında sayı 359 ve 360’da iki bölüm halinde yayınlanmıştır. Yazının yayınlanma tarihi 1979 olmakla birlikte araştırmanın yapıldığı dönem 1938 ve 1942 yılları arasıdır. Bu yıllarda dönemin en eski kuşçuları ile yapılan söyleşilerden elde edilen bilgiler, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri ve Cumhuriyetin ilk yıllarında bölgedeki kuşçuluk hakkında önemli bir belge niteliğindedir. Yazı, aslına tamamen sadık kalınarak aktarılmıştır. Sadece yazıda parantez içinde yıldız işareti ile belirtilen iki konu derleyenin ilavesi olarak aşağıya verilmiştir.
(*) Güvercin kelimesinin Moğolca’dan gelme olduğu bilgisine, Meydan Larousse ve Pars Tuğracı’nın Okyanus adlı sözlüğünde de rastlanmaktadır. Kanımca bu bilgi doğru değildir. Güvercin kelimesi, Türkçe gök kelimesinin bir türevi olarak günümüze kadar gelmiştir. Eski Uygur metinlerinde rastladığımız Kökürçkün ve köğürçün kelimeleri, gök kelimesi üzerine Türkçe’de başka örneklerini de gördüğümüz şekilde ek yığılması sonucu oluşmuş kelimelerdir. Bu durum kelimenin aslının Türkçe kökenli olduğunu göstermektedir.
( ** ) Ankara Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan hayvanat bahçesinde bugün bu kuşlardan bir tane dahi bulunmamaktadır.

14 Ağustos 2007 Salı

Güvercin Pazarı Ve Mezat Yerleri

Türkiye genelinde toplu ve tüm güvercin sevenlerin katılabildiği güvercin satıcı ve alıcılarının buluştuğu Güvercin Pazarı Ve Mezat Yerleri aşağıda sıralanmıştır. Bu adreslerden güvenle güvercin satın alabilir veya satmak için güvercin arayanları bulabilirsiniz. Size de bildiğiniz ve referans gösterebileceğiniz güvercin ilgilisi merkezleri listeye eklerseniz seviniriz.
Tavşanli Kanatli Kafes Hayvanlarini Koruma Ve Yetİştİrİcİlerİ Derneğİ
Durak Mah. Aralık Sok. No:1 Tavşanlı/Kütahya
Yetkili: Mehmet Oğuz Diker
Mezat Günleri: Çrş. - Cumartesi 20:30

Osmanli Kuş Evİ

Eğitim Mah. Muratpaşa Cad. Patika Yol Sok. No:3 Fikirtepe - Kadıköy/İstanbul
Yetkili: Murat Albayrak 0537-886 74 11
Mezat Günleri: Salı - Cumartesi 20:30

Tuzla Kanatli Hayvanlari Sevenler Ve Koruyanlar Derneğİ
Her Çeşit Güvercin Çıkartılıyor. Bunun Yanında Güvercin Malzemeleri,Ilaçları Ve Yemleri Satılmaktadır.
Yetkili: Kadir Özçelik Tel: 0532-7058893
Aydıntepe Mah.Dr.Sadık Ahmet Cad. Yıldırım Sok. No:20 Aydıntepe/Tuzla İstanbul
Mezat Günleri: Çarşamba - Cumartesi 20:30

Kartal Cevİzlİ Kanatli Hayvanlari Sevenler Ve Koruyanlar Derneğİ
Mezat Günleri: Çrş.- Cuma - Pazar 20:30 Her Çeşit Kuş Çıkartlıyor. Ayrıca Lokal Olarak Kullanılıyor.
Yetkili: Ahmet Şen 0216-3716796
Hacılar Cad. No:44 Cevizli/İstanbul

Yenİdoğan Güvercİn Severler Ve Yetİştİrenler Derneğİ
Baraj Yolu Üzeri Yenidoğan (Üçler Market Yanı) Ümraniye/ İstanbul
Yetkili: Orhan Erikçi 0535-8165355
Mezat Günleri: Cuma - Pazar 20:30

Kaynarca Güvercİn Ve Kanatli Hayvanlar Sevenler Derneğİ
Aydınlı Yolu Cad.1.Işık Sok.No: 8 Kaynarca/Pendik
Yetkili: Kadir Özçelik 0532-7058893 0216-3904128
Mezat Günleri : Perşembe - Pazar 20:30

Yildiz Tabya
Bango Baska Kelebek Dönek Bursa Tip Posta Mardin Kuşları Çoğunlukta.
Ulaşım: Aksaraydan Gelen Yıldız Tabya Minibüsleri Ile Ulaşılabilir, Tabya Son Durağa Gelmeden Plaspen'In Yan Tarafı. İstanbul.
Mezat Günü: Pazar 20:30

Bursa Güvercİn Yetİşİrİcİlerİ Derneğİ
Ulu Mah. Ulubatlı Hasan Bulvarı No:66 K:2/A Bursa 251 00 03
Mezat Günü: Cumartesi 20:00 Normal Mezat, Her Ayın 3.Pazarı Da Kaliteli Kuş Mezatı Yapılmaktadır.

Ankara Kuş Pazari
Ulus Semti, Bentderesi Mevkii
Mezat Günü: Pazar 8:00–16:00

Ankara Hamamönü Kuşçular Kahvesİ
Talat Paşa Bulvarı Karacabey Hamamının Karşısından Giren Sarıkadın Sokak No:9
Mezat Günü: Salı - Cuma 19:30 Güvercin Ihalesi Yapılmaktadır.
Yetkili: Aydın Ataman 0 312 324 28 62

Elaziğ Kanatli Hayvanlari Koruma Ve Yetİştİrme Derneğİ
İzzetpaşa Mahallesi. Beritan Oteli Karşısı. Özel Elazığ Sürücü Kursu Üst Katı. (0424) - 238 5701
Mezat Günü: Pazar 13:00

Denİzlİ Eskİ Zahİre Pazari
Mezat Günü: Pazartesi Ve Perşembe 9:00 Ayrıca Pazar Günleri Sevindik'Te Güvercin Pazarı Kurulmaktadır.

Bolu Hayvan Pazari
Karaçayır Mahallesi
Mezat Günü: Pazar 10:00

Mersİn Kuş Pazari
Üniversite Hastahanesinin Önünde Eski Hal. Ayrıca Pazarın Karşısında Güvercin Satan Dükkanlar Vardır.
Mezat Günü: Pazar 9:00

Samsun Serİnofİl Derneğİ
Yenidoğan Mah. Dr.Kamil Cad. No:87 Samsun 0362-2310706
Samsunlu güvercin sevenleri Güvercin Mesatı için bekleriz.
Mezat Günleri: Cumartesi 18:00

Kütahya Kuşlari Koruma Derneğİ
Adnan Menders Cad. Hatipağa Apt. No: 35/C Kütahya 0274-2246642
Mezat Günleri: Çarşamba - Cumartesi 21:00

Ihlamurkuyu Kuş Sevenler Ve Koruma Derneğİ
Alemdağ Cad. Kemalettin Sok. No: 4/1 Ümraniye / İstanbul
Mezat Günleri: Salı - Cumartesi 20:30
Yetkili : Hayrettin Çınar 0546 - 242 36 27

Küçükçekmece Güvercİn Derneğİ
Güvercin Yetişticiliğinde Kullanılan Hertürlü Sarf Malzeme İlaç Ve Çeşitli Yemleri Temin Edebilirsiniz. Hacıoğlu Caddesi No:71/A Küçükçekmece / İstanbul
Mezat Günleri: Cumartesi 20:00
Yetkili : Erol Caba 0212 424 01 35


Yeşilpınar Kanatlı Hayvanları Koruma Derneği
Hacı Hüseyin Sok No:13 Yeşipınar-Alibeyköy
Yetkili :Yüksel Günaydın
Pazar Günleri Güvercin Mezatı var.
0212 535 17 47

12 Ağustos 2007 Pazar

Güvercin o anda ne hisseder?


Güvercin o anda ne hisseder? / Hayvanlar Alemi / Milliyet Blog:
Gagası kırık olmasaydı, yem yemek için tavuk kümesine girmek zorunda kalmaz ve yakalanmazdı bu güvercin. Güvercin öylesine korkar ki yakalandığında minik kalbinin pıt pıt nasıl attığını duyarsınız ellerinizde. Bilse tutsaklığının yalnızca bir fotoğraf çekimi süreceğini ve uçup gideceğini, atar mıydı kalbi öyle.

Güvercinler insanlara yakındırlar ama hep korkarak yaşarlar. Bir insanın eline düştüğünde anlayamaz ki sevilmek için yakalandığını. Yaşamak için yakalanmamaları gerekir, yakalanmamak için de korkmak.

Yetmişlerin başında İnebolu’da üç katlı ahşap evimizde otururken, evin bahçesinde bir varilin içinde tavukların yemi dururdu, kuşlar yemesinler diye üzerinde kapağı kapalı olurdu. O gün kapağı açık kalmıştı. Çatıdan bir güvercin iniyor, varilin içinden buğday yiyor, yukarıya uçuyor ve bir başka güvercin iniyordu. Yukarıdan pencereden bakıyordum. O güvercinlerden birini yakalayıp, sevsem diye bir hevesle aşağıya indim. Varil yüksek olduğun için güvercinin içeriden beni görmesi olanaksızdı. Çıplak ayaklarla sessiz bir şekilde yanaştım, tam o sırada çatıdan bir başka güvercin indi, varilin içine kadar girdi ve iki güvercin birlikte uçtular yukarıya. Güvercin arkadaşına tehlikeyi haber vermişti.

Doksanların ilk yıllarında Ankara’daki evimizde bir kedimiz vardı, adı Susam. Evde doğup büyümesine karşın kuşlara yönelik avlanma içgüdüsü bir sokak kedisinden farklı değildi. Balkonda pusuya yatar güvercinleri, saksağanları avlamaya çalışırdı. Saksağanlar kediyi pek ciddiye almazlardı, bir keresinde kedi pusuya yatmış beklerken kedinin kuyruğunu gagalayıp kaçan saksağan bile görmüştüm. Bir başka gün diğer odadayken salonda bir kıyamet kopmuştu, Susam sonunda bir güvercini şaşırtıp içeriye sokmayı başarmış. Ben sesleri duyduğumda içeride güvercini yakalamaya çalışıyordu. Yirmi yıl önce güvercini yakalamaya çalışan ben bu sefer taraf değiştirmiş, güvercini kedinin elinden kurtarmaya çalışıyordum. Sonunda başarmış ve güvercinin kaçmasını sağlamıştım.

Son yıllarda İnebolu’da annemin bir güvercini var. Balkonda sürekli yem verdiği için anneme güveniyor, zaman zaman evin içine kadar geliyor, yemek masasının altında dökülen kırıntıları yiyor ve gidiyor. Ev kalabalık olduğunda tedirgin oluyor, yalnızca kapının önünden birkaç adım ileriye geliyor. Geçen yıl kuş gribi nedeniyle biraz tedirgin olduk ve uzak durduk bu güvercinden. Şimdi biz yokken yine geliyormuş içeriye.

Güvercinler bahçelerde tavuklarla beraber beslenirlerdi, grip korkusu yüzünden artık eskisi gibi çok tavuk beslenmiyor bahçelerde ve güvercinler yem bulamıyorlar. Bir gün güvercinlerin bizi terketmelerinden korkuyorum.

kanadı kırık bir güvercin ve serçe

Caminin avlusunda yem yiyen güvercinleri seyrediyorum. Gözüme, kanadı kırık bir güvercin takılıyor.Bu zavallı güvercin, bir yandan dengesini bulmaya çalışıyor, öte yandan karnını doyurmaya. Insan, bu görüntü karşısında ister istemez üzülüyor, ağlamaklı oluyor.Derken, onlarca güvercinin arasına bir serçe konuyor, o da buğdayları birer ikişer toplamaya başlıyor.Sonra şu oluyor: Bu minik serçeye sağlıklı güvercinlerin hiçbiri dokunmazken, sadece kanadı kırık güvercin onu kovalamaya başlıyor, buğday yemesini engellemeye çalışıyor. Üzüntüm, bu kez şaşkınlığa, kızgınlığa dönüşüyor.Kanadı kırık güvercinin davranışlarına bir anlam vermeye çalışıyor, fakat veremiyorum